11. Hukuk Dairesi 2014/657 E. , 2014/8958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/09/2013 tarih ve 2012/155-2013/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler oku
**11. Hukuk Dairesi 2014/657 E. , 2014/8958 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/09/2013 tarih ve 2012/155-2013/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı,...Tic. Ltd. Şti.'nin ortaklarından davalı ... ile dava dışı ...'in hisselerini devrederek şirketten ayrıldıklarını, devir sırasında ilgili kişilerin Maliye tarafından yapılan incelemelerde çıkacak vergi ve cezaların hisselerine düşen miktarından sorumlu olacaklarını satış sözleşmesinde imza altına aldıklarını, bu şekilde beyan edilmemiş olsa dahi hisselerini devreden şirket ortakları kendi dönemlerine ait kamu borçlarından hisseleri oranında kanunen sorumlu olacaklarını, şirketin 2004-2005 yıllarına ait defterlerinin maliye tarafından Aralık 2009'da incelendiğini, bunun sonucunda bazı vergi ve cezaların çıkarıldığını, yapılan incelemeler sonucunda çıkarılan toplam 128.786,31 TL'lik vergi borcunun diğer ortaklarla birlikte ödendiğini, ancak davalının hissesine düşen borcu ödemediği için kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek 11.848,43 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, şirketin kaydi bilançosuna göre aciz halde olmadığı, davacının bu alacağı öncelikle şirketten talep etmeden ortaklardan istenemeyeceği, davacı tarafından dava dışı şirket aleyhine ödeme emri gönderildiğine ve takibin semeresiz kaldığına ilişkin delil ve belge mevcut bulunmadığı, kaydi bilançoda stok göründüğü vergi borcunun şirketten tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/05/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi ile davalının davacıya karşı, devirden önce doğmuş vergi vs. ödemelerden ötürü şirket adına tahakkuk edecek olan borçları ödeme taah-hüdünde bulunduğu, bu taahhüdünü yerine getirmediği ve şirketin devir öncesine ait dönemler bakımından doğan vergi borcunun davacı yanca ödendiği dosya kapsamıyla sabittir. Öte yandan, davacının şirkete ait vergi borcunu, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi hükmü çerçevesinde ilgili kamu idaresinin davacının kişisel mal varlığına haciz koyması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı toplanan delillerle sabittir. Yerel mahkemenin davanın reddi gerekçesinin, ilgili kamu idaresinin bu suretle yaptığı tahsilat işleminin yasaya uyarlı olmadığı kabulüne dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak, söz konusu tahsilat işlemi, vergi yargısı tarafından iptal edilmediği sürece geçerli olmakla, ödenen vergi borcu bakımından davacı ile davalının, devreden ve devralan sıfatıyla kamu idaresine karşı müteselsil sorumlu oldukları, bu durumda davacının hisse oranı üzerinde yaptığı ödemeler nedeniyle müteselsil sorumlular arasındaki rücu ilişkisi çerçevesinde davalıdan tahsil talebinde bulunabileceği açıktır. Diğer yandan, davacının ödemek zorunda kaldığı söz konusu tutar, yukarıda da değinildiği üzere, davalının davacıya karşı sözleşmesel yükümlülüğü niteliğinde olmakla, davacının bu yönde de davalı aleyhine bu davayı ikame etmekte usul ve yasaya aykırı bir durum görmediğimden, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle, kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.