T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:22/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/07/2025 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:22/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/07/2025 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:22/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalılar ile müveklili arasında 03/02/2017 tarihli "Malzeme Sözleşmesi" başlıklı sözleşme akdettiklerini, bu sözleşme uyarınca davalıların 20 ton inşaat demirini müvekkiline vermeyi taahhüt ettiklerini, müvekkilinin sözleşme gereğini yerine getirmesine rağmen davalılar sözleşmeyle yükümlendiklerini yerine getirmediğini ve müvekkiline sadece 490 kg inşaat demiri verdiğini, müvekkilinin kalan 19.510 kg inşaat demirinin teslimi için defalarca davalılar ile sözlü iletişime geçmesine rağmen sonuç alamadığını, davalılar kalan demiri teslim etmeyeceklerini, ancak yerine başka inşaat malzemesi verebileceklerini beyan ettiğini, bunun üzerine taraflar arasında 27/06/2018 tarihli yeni bir malzeme satım sözleşmesi akdedildiğini ve sözleşmede belirtildiği üzere 20.000 kg demir sözleşmesinden kalan 19.510 kg demir karşılığı beton verileceğini, sözleşme devrinin yapıldığını, bu ikinci sözleşme ile davalıların müvekkiline hazır beton C25 statüsünde 463 m3 beton vermesinin kararlaştırıldığını, davalıların bu sözleşme gereğini de yerine getirmediğini, müvekkiline hiç beton vermediğini, müvekkilinin Antalya 22. Noterliğinin 21.07.2022 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmede kararlaştırılan C25 statüsündeki 463 m3 hazır betonun yada bedelinin ödenmesi için ihtarname keşide edilmiş ise de sonuç alınamadığını, davanın kabul ile şimdilik 500.000,00 TL nin sözleşme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, öncelikle teminatsız olarak Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında her iki davalının da borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerinin muhafazası için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili, müvekkili ...'a yapılan ikinci tebligat TK 21/2 gereği tebliğ memuru tarafından yapılmışsa da söz konusu tebligat usulsüz olduğunu, müvekkilinin o adreste hiç oturup oturmadığını, tebliğ memuru tarafından nasıl tespit edildiği, adresteki muhitte kime sorduğu tebliğ evrakı üzerinden anlaşılamadığını, dava konusu sözleşmeden kaynaklı alacakları kesinlikle kabul etmemekle birlikte öncelikle müvekkili ...'a söz konusu dava yöneltilemeyeceğini, davacı taraf her ne kadar söz konusu sözleşmeden ...'ın da şahsi malvarlığı ile sorumlu olacağı iddia edilmekteyse de 27/06/2018 tarihli sözleşmede açıkça "... (Bu sözleşmede malzemeci olarak anılacaktır.)" İbaresinin yer aldığını, ve yine 03/02/2017 tarihli sözleşmede de "a-)Malzeme Satan ..." İbaresi bulunduğunu, davacının tüm iddialarını reddetmekle birlikte Söz konusu sözleşmeden sorumlu olan kişi tüzel kişi şirket olup dava konusu ancak davacı ... İnş. Tic. Paz. San. Ltd. Şti.' ne yöneltilebileceğini, icra takibine itiraz için yapılan arabuluculuk görüşmelerinin belirsiz alacak davası için kullanılması dava şartı arabuluculuğun ihlali mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla söz konusu davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, sözleşme aslının sunulması için davacı tarafa süre verilmesi ve akabinde imza incelemesi için beyanda bulunmak üzere taraflarına süre verilmesini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının öncelikle harcın eksik yatırılmış olması, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacak olması ve sunulan arabuluculuk tutanağının da dava şartını sağlar tutanak olmaması nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili ... yönünden sözleşmenin satıcısı olmaması ve şirket yetkilisi olması nedeniyle harç tamamlandıktan sonra ... yönünden dosyanın tefrik edilerek ayrı bir esastan yargılamasının görülmesine ve husumetten reddine, müvekkili şirket yönünden yukarıda açıklanan sebeplerle bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği istenebilecek olması ve kendi edimini yerine getirmeksizin ve müvekkili şirkete ifa talebinde bulunmaksızın dava konusu taleplerde bulunulamayacağından davanın esastan reddine, davacı hakkında kötüniyet tazminatı ile HMK 329 hükmü gereğince müvekkili ile tarafı arasında anlaşılan vekalet ücretinden az olmayacak şekilde vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... taraflara arasındaki uyuşmazlık 03/02/2017 tarihli ve 27/06/2018 tarihli malzeme satım sözleşmeleri kapsamında olup, sözleşmelerin ticari nitelikte olup olmadığı ve neticeten mahkememizin görevli olup olmadığı sözleşme tarihlerine göre değerlendirmelidir. Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odasından gelen cevabi yazıdan, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıdan davacı adına gerçek kişiere ait ticari işletme kaydının 19.06.2020 tarihinde tescil edildiği, Düden Üçkapılar Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen cevabi yazıdan davacının 15/10/2024 tarihi itibarı ile işletme hesabına göre defter tuttuğu, önceki vergi bildirimlerinin tacir hadleri sınırında olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, uyumazlığa esas 03/02/2017 ve 27/06/2018 tarihlerinde davacının tacir olmadığı, TTK'nın 4.maddesi uyarınca davanın mutlak ticari dava olarak nitelendiren dava türlerinden olmadığı, davanın mutlak ticari dava olarak da nitelenemeyeceği kabul edilmekle HMK'nın 2. maddesi gereğince davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkememizin görev alanına girmeyen davada mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan-usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan işbu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yerel mahkeme tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir davanın ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için mutlak veya nisbi ticari dava olmasının gerektiğini, mutlak ticari davaların, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlık konusunun TTK anlamında ticari işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, TTK 4. maddesinde düzenlenen davalarla, bazı özel kanunlarda ticari dava olduğunun açıkça belirtilen davalar olduğunu, nisbi ticari davaların ise; her iki tarafın tacir olduğu ve söz konusu uyuşmazlığın her iki tarafında da ticari işletmesiyle ilgili olması gereken davalar olduğunu, yerel mahkeme tarafından her ne kadar davacının tacir olmadığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı değerlendirmesi yapılarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilse de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece mutlak ve nispi dava olup olmamasına ilişkin gerekli araştırmalar ve değerlendirmeler yapılmadığını, bu sebeple müvekkilleri aleyhine açılan işbu davada görevli mahkemenin Antalya Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, "Malzeme Sözleşmesi" başlıklı satış sözleşmesi uyarınca bedeli ödendiği iddia edilen ürünlerin tamamının davacı tarafa iade edilmediğinden bahisle aralarında yeniden yapılan 27/06/2018 tarihli ikinci "Malzeme Satış Sözleşmesi" uyarınca kalan ürün karşılığında 463 metreküp beton verilmesi hususunda yapılan sözleşme uyarınca teslim edilmeyen 463 metreküp beton karşılığının yapılacak araştırma ve alınacak bilirkişi raporu uyarınca tespit edilecek bedelden arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesine eklediği 03/02/2017 tarihli "malzeme sözleşmesi" başlıklı sözleşme uyarınca KDV dahil 33.000,00 TL bedel karşılığında 20 ton inşaat demirinin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini ancak davalının sadece 490 kg. inşaat demirini teslim ettiğini, kalan 19.510 kg.'lık inşaat demirinin tesliminin defalarca talep edilmesine rağmen teslim edilmediğini, bunun üzerine yeniden 27/06/2018 tarihinde ikinci sözleşme yapılarak teslim edilmeyen demir karşılığında 463 metreküp beton (463 metreküp x 135,00 TL KDV'siz = 62.505,00 TL) bedelinin tespit edilince arttırılmak kaydıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL'sinin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari ve avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı tarafça sözleşmenin aslının şirket kayıtlarında bulunmadığını, davacı tarafça aslının dosyaya sunulması gerektiğini, belge üzerinde imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacının hiçbir şekilde betonun teslimini müvekkillerinden talep etmediğini, temerrüdün oluşmadığını, her iki sözleşmede de müvekkillerinin sözleşme konusunu ifa etmesi gereken tarihin belirlenmediğini, yine sözleşme müvekkillerince imzalandığı hususu kabul edilmemekle birlikte betonun güncel değerini değil ödenen paranın iadesinin talep edilebileceğini, davacının sözleşme bedellerini tam olarak ödediğine ilişkin yazılı delil sunmadığını, davalı müvekkili ...'ın sözleşmede taraf olmadığını, şirket adına imza atan temsilci olduğunu, bu nedenle onun aleyhine dava açılamayacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının tacir olup olmadığı yönünde yapılan araştırma sonucunda davacının adına gerçek kişilere ait ticari işletme kaydının 19/06/2020 tarihinde tescil edildiği, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen cevabi yazıdan, davacının 15/10/2024 tarihi itibariyle işletme defteri tuttuğu tespit edildiğinden bahisle davaya dayanak yapılan 03/02/2017 tarihli ve 27/06/2018 tarihli sözleşmelerin tarihi itibariyle davacının tacir olmadığından bahisle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğinden bahisle usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denir. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli olan hallere olumlu, yokluğu gerekli olan hallere ise olumsuz dava şartları denir. Dava şartları HMK'nın 114. maddesinde açıklanmıştır. HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca "mahkemenin görevli olması" dava şartıdır. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi TTK'nın 4. ve 5. maddelerinde açıklanmıştır. İlgili yasal düzenlemelere göre tarafların tacir olması durumunda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Dava şartları kural olarak davanın açıldığı tarihe göre belirlenir. Davanın açıldığı tarih itibariyle davacının ve davalıların tacir oldukları hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesi'nce davanın açıldığı tarih itibariyle değil davaya dayanak yapılan sözleşme tarihi itibariyle davacının tacir olmadığından bahisle görevsizlik kararı isabetli olmamıştır. Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 3-İlk Derece Mahkemesinin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davalılara iadesine, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalılar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.22/12/2025 ...