1. Hukuk Dairesi 2010/5629 E. , 2010/6513 K. "" MAHKEMESİ : KAYNARCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı 1103 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, da…
**1. Hukuk Dairesi 2010/5629 E. , 2010/6513 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KAYNARCA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı 1103 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile sicilden terkinine karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davacı temsilcisi tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesine ilave yolu ile bazı düzenlemeler getiren 5841 Sayılı Yasa gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen hazinenin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Bir taraf dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olduğu halde dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır. (Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297). Somut olaya gelince; dava Kaynarca Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış, görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan keşifte Jeoloji, Jeomorfolog ve Jeofizik mühendislerince "taşınmazın denizel etki alanından çıkmış olduğu bundan dolayı da parselin yarıya yakın bölümünün kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı kanaatine varılmıştır " şeklinde rapor verildiği halde fenni bilirkişilerin 03.02.2009 tarihli raporlarında idarece onaylanan kıyı kenar çizgisi esas alınarak krokide ( B) ile gösterilen 30.93 m2'lik bölümün kıyı kenar çizgisinin dışında, ( A ) 299.06 m2'lik bölümün ise kıyı kenar çizgisinin içerisinde kaldığının belirtildiği görülmektedir. 28.11.1997 gün 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, Jeoloji, Jeomorfoloji ve Jeofizik mühendislerinin 05.02.2009 tarihli raporlarında belirlenen durumun fenni bilirkişi raporuna yansıtılması tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin belirlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.