3. Ceza Dairesi 2022/23656 E. , 2023/1757 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/78 E., 2022/108 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Silahlı terör örgütü yönetme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile kamu kurum ve kuruluşlarının aleyhine dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılan vekili TEBL…
**3. Ceza Dairesi 2022/23656 E. , 2023/1757 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/78 E., 2022/108 K. SUÇ : Silahlı terör örgütü yönetme, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Silahlı terör örgütü yönetme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile kamu kurum ve kuruluşlarının aleyhine dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca reddi ve esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraate dair hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın suç tarihi itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütünü yönetme suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık ... müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun olmadığı, İnceleme konusu hükmü, sanık adına temyiz eden müdafiinin temyiz dilekçesi süresinde olduğundan iş bu dilekçenin eki niteliğindeki sanığın temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddini öneren tebliğnamedeki görüşte hukuki isabet bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilerek gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2018/231 Esas, 2021/429 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütü yönetme suçundan mahkumiyet, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2022/78 Esas, 2022/108 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve beraat kararına yönelik katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.03.2022 tarihli ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A-Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik araştırma neticesinde karar verildiğine, elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğuna, suçun vasfının hatalı değerlendirildiğine, sanığın kast saikinin bulunmadığına ve suçun unsurlarının oluşmadığına, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın tahliyesine karar verilmesine ve sair sebeplere, B-Sanığın temyiz istemi özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, suçun vasfında hata yapıldığına, delillerin isabetsizce değerlendirildiğine ve sair sebeplere, C-Katılan vekilinin temyiz istemi özetle kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen kararın eksik inceleme ve delillerin isabetsizce değerlendirilmesi neticesinde usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2018, 13.05.2019, 20.05.2019 tarihli iddianameleri ile silahlı terör örgütüne üye olma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2019 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütü yönetme suçundan açılan kamu davaları bakımından yapılan incelemede; kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 2015/3 Esas ve 2017/3 sayılı kararında ayrıntılı şekilde anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibarıyla örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada Devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilen sanığın eylemlerinin bir bütün halinde değerlendirildiğinde; örgüt yöneticisi olduğu, sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği, kendisine bağlı kişilere emir ve talimatlar verdiği, önceden tasarlanmış, amaç ve örgütsel faaliyetleri yönünden bilinçli olarak usulsüz bir şekilde mahrem yapı içerisinde görev yaptığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri tarafından genellikle kullanıldığı anlaşılan ByLock isimli gizli haberleşme programını telefonuna yükleyip aktif şekilde diğer örgüt mensuplarıyla bu program üzerinden örgütsel nitelikte görüşmelere gerçekleştirip diğer örgüt üyelerine talimatlar verdiği, gerçek adının ortaya çıkmasının engellemek adına birden fazla kod adı kullandığı, sanığın, bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını gerçekleştirmesine hizmet ettiği, örgütün amacını benimseyip hiyerarşik yapısına dâhil olduğu, bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk ettiği, örgüt ile organik bağ kurup faaliyetlerine katıldığı, örgüt hiyerarşisi dâhilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olduğu hiç bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde mahkememizce sabit görülmüş, sanık ... müdafii her ne kadar sanığın örgüt üyesi ya da yöneticisi olmadığını savunmuş iseler de yukarıda ayrıntılı açıklanan deliller mahkememizce suçun sübutuna yeterli görüldüğünden bu savunmalarına itibar edilmemiş, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir yöneticisi olduğu hiç bir duraksamaya sebebiyet vermeyecek şekilde sübuta ermekle, sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/1 inci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmayı gerektiren bir neden bulunmadığından sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın işlediği suçun 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 4 üncü maddelerinde sayılan suçlardan olması nedeniyle cezasından 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddesi gereğince cezasından yarı oranında artırım yapılarak sanığın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK'nın 62 nci maddesi gereğince takdiren cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231 inci maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına ve 5237 sayılı TCK'nın 50 inci maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevirme ile TCK'nın 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmasına yasal olarak yer olmadığına, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 140-85 sayılı iptal kararı gözetilerek TCK'nın 53/1-2-3 üncü maddesinin uygulanmasına, sanığın örgüt mensubu suçlu olması dikkate alınarak TCK'nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 108/4 üncü maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanığın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin TCK'nın 63 üncü maddesi gereğince verilen cezasından mahsubuna, sanığın almış olduğu cezanın miktarı ile kaçma şüphesinin bulunması dikkate alındığında sanık hakkında mahkememiz kararı doğrultusunda hükümle birlikte tutukluluk halinin devamına, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan açılan dava bakımından yapılan incelemede: sanığın 2010 yılı KPSS puanını ile herhangi bir kamu kurumuna atamasının yapılmadığı, iddianamede bu yönde bir iddiada bulunulmadığı gibi dosya kapsamında 2010 KPSS puanı ile kamu kurumuna atamasının gerçekleştiğine ve bu suretle haksız gelir elde ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin de olmadığı; sanığın soru ve cevapları hukuka aykırı şekilde ele geçirip önceden gördüğü kabul edilse bile yapılan bu hileli davranış neticesinde kamunun aleyhinde olacak şekilde kendisi veya bir başkası lehine haksız bir yarar elde etme, başka bir deyişle haksız bir menfaat sağlama unsurunun gerçekleşmediği, sanığın bu suçu işlemediğinin sabit olduğu, dolayısı ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmaması karşısında bu suçtan 5271 sayılı CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatına" karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, "yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, mahkumiyete konu edilen suç yönünden karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezaları artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdir kılınarak, savunmaların inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, beraate konu edilen suç yönünden ise hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından katılan ... Hazinesi vekili ile sanık müdafiinin talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine," karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A-Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik katılan vekilinin temyiz talebi yönünden; Müsnet suç için suç tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 2 maddelerinde öngörülen cezanın miktar ve türüne nazaran, 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g maddesi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, temyizi mümkün bulunmamıştır. B-Sanık hakkında silahlı terör örgütü yönetme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak sanık müdafiinin temyiz talebi yönünden; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler , tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Terör örgütünü yönetme suçu ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5237 sayılı TCK'nın Suç işlemek amacıyla örgüt kurma Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir. ... (5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır. ... Silâhlı örgüt Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ... (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. 3713 sayılı TMK'nın Terör örgütleri Madde 7 – (Değişik: 29.6.2006-5532/6 md.) Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır. ... I-Suçla korunan hukuki değer: Devletin Anayasal düzeni, bu düzene hakim olan ilkeler, devletin birliği ve ülke bütünlüğünün korunması suretiyle kamu güven ve huzuru temin edilerek bireyin Anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı korunmasıdır. II-Suçun maddi unsurları: a-Suçun faili: T.C. vatandaşı olan ya da olmayan herkes olabilir. b-Suçun mağduru: Demokratik bir toplumda temel hak ve hürriyetleri güvence altına alınmış olarak barış içinde yaşama hakkı olan her bir bireydir. c-Fiil-Tipik eylem: TCK'nın 314/1 maddesinde tahdidi olarak belirtilen, Devletin Anayasal düzenine, birliğine ve ülke bütünlüğüne karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütü yönetmektir. Böyle bir örgüt, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince terör örgütüdür. Aynı nedenle suç, mutlak terör suçlarındandır. Örgütü yönetmekten bahsedebilmek için öncelikle TCK'nın 220 inci maddesinde öngörülen şartlarla birlikte, amaç-saik, yöntem ve elverişlilik kriterleri itibariyle de terör örgütü vasfını haiz bir örgütün bulunması gerekir. Doktrin ve yerleşik uygulamalara göre; Terör örgütünü yönetmek örgüt hiyerarşisinin çeşitli basamaklarında örgütün amaçlarına ve yöntemlerine uygun biçimde örgüt faaliyetlerini sevk ve idare etmek olarak tanımlanabilir. Yönetici suç ortaklığına komuta eden ve örgütün kurallarını gösteren kişidir. (Simeone I Reati Associativi, op.cit.s 257 aktaran Turinay Faruk Terör Amaçlı Örgütlenme Suçu sh.269) Suç veya terör örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa işbölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmelerini cezalandırmaktadır. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır (Şen E.-Eryıldız S. Suç Örgütü sh.107). Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekir. Örgüt yöneticileri, hiyerarşik açıdan emir ve talimat vermeye yetkili olduğu mensupların, örgütün amaçları doğrultusunda işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar (TCK 220/5m.) (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından ). Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu nedenle failin hiyerarşik konumu, üstlendiği görevler esas alındığında dahi belli bir hiyerarşik seviyenin üstünde bulunan kişilerin yönetici olarak kabulünde zaruret vardır. Zira gerek kanun koyucunun aynı cezai yaptırımı öngörerek örgüt yöneticiliğini, örgüt kurma fiili ile aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmesi, gerek mülga 765 sayılı TCK'nın 168 inci maddesinde yer alan, "silahlı çetede amirliği ve kumandayı haiz olmak" ve 141 inci maddesindeki, "cemiyetlerin faaliyetlerini tanzim veya sevk ve idare etmek" kavramları ile mer'i 3713 sayılı Kanun'un 7/1 maddesinde yer verilen "örgütün faaliyetlerini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılacağına" dair kavramlar gerekse örgütle kurulan "organik bağın" sonucu olarak her seviyede belli ölçüde talimat alma-verme, astları yönetme olgusunun, örgütlü suçların doğasında mündemiç bulunması birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilikten maksadın hiyerarşik yapının belli seviyede üst katlarını ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Bu görüş Yüksek Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarında da benimsenmiştir. Nitekim silahlı terör örgütlerinin kırsalda faaliyet gösteren tim, manga, bölük sorumluları ile faaliyet yoğunluğu bulunmayan kimi il sorumluları örgüt yöneticisi olarak değil, örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. TCK'nın 220/1'de düzenlenen örgütü yönetme suçu niteliği gereği devamlılık gerektirdiğinden, mütemadi bir suçtur. III-Suçun manevi unsuru: Suç işlemek üzere kurulmuş bir örgütü yönetme saikine dayanan doğrudan kastla işlenebilen bir suçtur. Bu suç olası kast ile işlenemez. Suç örgütünün varlığı için suç işlemek amacının açık bir şekilde ortaya konulmuş olması gerekir. Bir oluşumun çekirdeğini oluşturan kişiler suç işlemek amacıyla hareket etmekle birlikte, oluşumun içinde yer alan fakat bu amaçtan habersiz olan kişiler, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüte üye olmaktan veya bu örgütü yönetmekten sorumlu tutulamazlar. (Özgenç, Suç Örgütleri sh. 21,22) Bu halde sorumluluk, TCK'nın 30 uncu maddesinde düzenlenen "hata" kurumuna göre çözüme kavuşturulmalıdır. (Dairenin 18.07.2017 tarih, 2016/7162- 2017/4786 sayılı kararından) IV-Hukuka Aykırılık; Kişi hak ve hürriyetlerinden hiç birisinin, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağına dair Anayasa'nın 14 üncü maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere, bu suç herhangi bir hukuka uygunluk sebebi kapsamında işlenemez. Hiç bir Devlet, hiç kimseye birliği ve ülke bütünlüğünü, Anayasal düzenini bozacak bir hukuk düzeni kurmaz. V-Konunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü bakımından değerlendirilmesi: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 16-956 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 - 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere FETÖ'nün dikey yapılanması şöyledir; Örgütün sorumlu yöneticisi “imam” olarak isimlendirilir. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi, raporları toplayan ve emirleri veren kişidir. Kainat imamı, kıta imamı, ülke imamı, bölge imamı, şehir imamı, semt ve mahalle imamı, kurum imamı gibi bir çok değişik pozisyonu vardır. Örgütün lideri, mensuplarınca kainat imamı, mehdi, mesih olarak kabul edilmektedir. Kainat imamına bağlı olarak üst kurullar örgütün birimlerini yönetmekte faaliyetlerini düzenlemektedirler. Bu kurullar “istişare kurulu”, “mollalar”, “tayin heyeti” ve “özel hizmet” birimleridir. Örgütün yurt içi yapılanmasında ise, “Türkiye imamı”, “bölge imamları”, “il imamları”, “küçük il ve bölge imamları”, “ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” şeklinde hiyerarşik bir yapı izlenmekte ve örgüt tabana yayılmaktadır. Türkiye’den sorumlu imama, beş bölge imamı, onlara da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir, büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup, her semte ayrı bir imam atanmaktadır. Semt imamlarının altında ise semte bağlı ışık evlerinin imamları yer almaktadır. Bunun yanı sıra kamuda, bakanlıklar ve taşra teşkilatı, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri alanlarında faaliyet gösteren kurumlara da örgüt tarafından imamlar atanmaktadır. ...’in 1999 yılında ABD’ye gitmesinden sonra Türkiye’deki faaliyetlerine ilişkin sorumluluk Türkiye imamına geçmiştir. Ülke içerisindeki faaliyetler ülke imamına bağlı olarak yürütülmekte ve yapılan faaliyetler kurye aracılığıyla ya da doğrudan irtibata geçilerek Gülen’e aktarılarak onayı istenmektedir. Örgütün bir nev’i omurgasını oluşturan ve günümüz itibariyle elde ettiği konumu kazandıran özel hizmet birim imamları, örgüt ve lideri Gülen’in en çok önem verdiği imamlardır. Bu birim en geniş şekilde yargı, emniyet, mülkiye, TSK, MİT, Milli Eğitim ve akademik kadro imamlarından oluşmaktadır. Hizmet birimlerinde gizliliğe çok önem verilerek hücre tipi yapılanmaya gidilmiştir. Örgüt mensubu en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan mensubunu tanımaktadır. Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için “abi”, kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır. Buna karşın kadınlar örgütün içerisinde hiçbir zaman üst düzey yönetici olamazlar. Örgütün bütünlüğü üzerinde tek hakim ve önder ... olup, örgüt içerisinde kainat imamı olarak görülmektedir. Diğer yöneticiler onun verdiği yetkiyle onun adına görev yaparlar. Örgüt yukarıdan aşağıya doğru tekçi (monist) yapıda örgütlenmiştir. Daha önce de ifade edildiği gibi kainat imamı, kutsal insan, Mesih, mehdi, hoca efendi gibi sıfatlarla anılmaktadır. Kainat imamlığı, örgütün her türlü işiyle ilgilenip üst karar veren temel, ideolojik ve doktriner birimdir. Bütün işler onun talimatıyla yürütülmektedir. Örgüte her hafta sesini İnternet üzerinden duyurmaktadır. Örgüt mensuplarının topladığı bütün bilgi ve belgeler de onda toplanır. Kainat imamı inancı ve yedi katlı piramidal yapılanma, İsmailiye mezhebinden ve köken olarak da Zerdüştlük dininden alınmıştır. Zerdüştlük dini ve ondan mülhem İsmailiye mezhebinden yedi kat gök gibi örgütlenmişlerdir. Bu mezhep, sofilerini yedi dereceye ayırmıştır. Tarikatın piri yedinci derecede oturur ki, bu mertebe Allah’tan doğrudan emir alan imamlık makamıdır. İmam helali haram ve haramı helal yapabilir. Ona mübah olmayan hiçbir şey yoktur. Örgüt içi hiyerarşide itaat ve teslimiyet, katı bir kuraldır. Teslimiyet hem örgüte hem de liderin emrine ona atfen verilen göreve adanmışlıktır. Örgüt sivil toplumu kendi haline bırakmayıp, kendine hizmet eden bağlı unsurlara dönüştürmektedir. Kadrolaşma ile yargı, ordu, emniyet ve bakanlık birimleri bu gücün denetimine girip, örgütsel amaçlar doğrultusunda kullanılabilmektedir. Örgütün hiyerarşik yapılanmasındaki tabaka sistemi kat sistemine dayanır. Katlar arasında geçişler mümkündür ama dördüncü tabakadan sonrasını önder belirler. Katlar şu şekildedir; - Birinci Kat, Halk Tabakası: Örgüte iman ve gönül bağı ile bağlı olanlar, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşur. Bunların birçoğu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bilinçli veya bilinçsiz hizmet ettirilen kesimdir. Genellikle faaliyetlerden habersizdirler. Bu katmandakileri örgüte bağlayan ana unsur istismar edilen İslami duyarlılık ve din duygularıdır. - İkinci Kat, Sadık Tabaka: Okul, dershane, yurt, banka, gazete, vakıf ve kurum görevlilerinden oluşan sadık gruptur. Bunlar örgüt sohbetlerine katılır, düzenli aidat öder, az veya çok örgüt ideolojisini bilen kişilerdir. - Üçüncü Kat, İdeolojik Örgütlenme Tabakası: Gayri resmi faaliyetlerde görev alırlar. Örgüt ideolojisini benimseyen ve ona bağlı çevresine propaganda yapan kişilerden oluşur. - Dördüncü Kat, Teftiş Kontrol Tabakası: Bütün hizmeti (legal ve illegal) denetler. Bağlılık ve itaatte dereceye girenler buraya yükselebilir. Bu tabakaya girenler örgütte çocuk yaşta kazandırılanlardan seçilir. Örgüte sonradan katılanlar genellikle bu katta ve daha üst katlarda görev alamazlar. - Beşinci Kat, Organize Eden ve Yürüten Tabaka: Üst düzey gizlilik gerektirir. Birbirlerini çok az tanırlar. Örgüt lideri tarafından atanır. Devletteki yapıyı organize edip yürüten tabakadır. Evlililiklerinin örgüt içinden olması zorunludur. - Altıncı Kat, Has Tabaka: ... ile alt tabakaların irtibatını sağlar. Örgüt içi görev değişiklikleri yapar. Azillere bakar. Örgüt liderince bizzat atanırlar. - Yedinci Kat, Kurmay Tabaka: Örgüt lideri tarafından doğrudan seçilen 17 kişiden oluşan örgütün en seçkin kesimidir. Yedi katmanın en üstünde “Sözde Fethullah Hoca arşı” yer almaktadır. Beşinci, altıncı ve yedinci katmanlar örgütü yöneten katmanlardır. Altıncı ve yedinci katmandakilerinin örgütten kopmalarına kesinlikle izin verilmez. Altıncı katmandakiler örgüt liderinin bildiği ve takip ettiği hayati önemi haiz gördükleri hizmetleri yapan kişilerdir. Beşinci katmanda çok nadir halde örgütten kopma olmuştur. Bu katmanda olup örgütten ayrılanlar takip edilerek etkisiz hale getirilmiştir. Dördüncü katman örgütü bir arada tutar ve alt katmandakilerin teftiş ve kontrolünü yapar. Hizmet denen işleri ise ilk üç katmandakiler yürütmektedir. Şu hale göre; anılan örgüt yönünden, örgütün lideri Fetullah Gülen ile beşinci, altıncı ve yedinci katmanlarda yer alanların, bu cümleden olarak kıta imamı, ülke imamı, “Türkiye imamı” ve “bölge imamlarının”, her halükarda örgütün üst düzey yöneticisi olduklarında kuşku yoktur. Ancak örgütü bir arada tutan ve alt katmanlardakilerin teftiş ve kontrolünü yapan dördüncü katman örgüt mensupları ile ilgili olarak, il ve ilçe sorumluları/imamları ile kamu kurumları imamlarının yönetici olup olmadıkları, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, somut olayın özellikleri, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin örgütün amaç ve etkinliği bakımından önem ve yoğunluğu ile kontrol ettikleri kamu personelinin devletin güvenliği bakımından ifade ettiği stratejik değer de gözetilerek belirlenmelidir. Örgüt yöneticisinin mutlaka illegal faaliyetleri yönetmesi gerekmez. Örgütün amacına ve varlığının devamına katkı sunan sözde legal faaliyetleri sevk ve idare etmek de bu kapsamda değerlendirilmelidir. Örgütün anlatılan yapılanması çerçevesinde, “örgüt mensupları ve örgütsel faaliyetler bakımından yoğunluk içermeyen ilçe imamları”, “semt imamları”, “mahalle imamları”, “ev imamları (abileri)”, “talebe imamları”, “serrehberler”, “belletmenler” gibi ilk üç katman mensuplarının ise örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesi mümkün görülmemektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün askeri mahrem yapılanması içerisinde İzmir ili Gaziemir Hava Teknik Okullarından sorumlu mahrem imamların abisi/ Genel Müdürü sıfatıyla faaliyet gösteren sanığın, örgütteki konumu ve faaliyet alanı itibariyle etkin bir örgüt üyesi olduğunun kabulü ile azami hadde yakın bir temel ceza belirlenmesi gerektiği düşünülmeden delil ve olguların hatalı değerlendirilmesi suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A- Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı yönünden gerekçe bölümünde (a) numaralı bentte açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B- Sanık hakkında silahlı terör örgütü yönetme suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden gerekçe bölümünde (b) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2022/78 Esas, 2022/108 sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, müsnet suçun niteliği, kaçacağına dair somut olgular bulunan sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2023 tarihinde karar verildi.