7. Hukuk Dairesi 2024/880 E. , 2024/2018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/253 E., 2023/16 K. DAVA TARİHİ : 18.11.2014 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı
**7. Hukuk Dairesi 2024/880 E. , 2024/2018 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/253 E., 2023/16 K. DAVA TARİHİ : 18.11.2014 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA [adres satırı maskelendi] II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, yabancı uyruklu kişinin Orman sınırları dışına çıkan yerlerde herhangi bir hak iddiasında bulunamayacaklarını, yabancıların tapu kanununca yasaklanan yerlerde taşınmaz mal edinemeyeceklerini, davacının tapusuz taşınmazın zilyetliğini hiçbir zaman devralmadığını, davalının burayı 21.03.2014 tarihli zilyetlik devir senedi ile devraldığını, davacının ... aleyhine müdahalenin meni davası açmadığını, kullanımını engellemediğini davalı yerde bulunan taşınmaz için yapılan masraf ve tadilat bedellerine ilişkin faturaların bulunduğunu, taşınmazın davalının ikameti olduğunu, araziyi fiilen kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.04.2016 tarihli ve 2014/1604 Esas, 2016/498 Karar sayılı kararıyla, 55 parselin sit alanı ve orman tahdidi içinde kaldığı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin, taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinemeyeceği alanlar kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.06.2020 tarihli ve 2017/10111 Esas, 2020/3100 Karar sayılı kararıyla; dava dilekçesi kapsamı ve dosyadaki bilgi ve belgelere göre, uyuşmazlığın zemine ilişkin olmayıp, üçüncü kişiye ait arsa üzerinde yapılan kalıcı nitelikli yapıya ilişkin olduğu, bu bakımdan açılan davanın TMK 683 üncü maddesi gereğince ayni hakka dayalı açıldığı, davacının taşınmaz üzerindeki yapı bakımından mülkiyet hakkına dayanarak dava açtığı, hakka dayanan meni müdahale isteği yönünden hükmü veren Mahkeme görevsiz hale geldiğinden istek hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2020/839 Esas 2020/831 Karar sayılı kararıyla, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, dosya görevli mahkemeye devredilmiştir. Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 55 parselin orman vasfı ile Hazine adına tescilli olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı yapının davacıya ait olduğu, dava dışı ...'nın 21.03.2014 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi ile taşınmazın zilyetliğini davalıya devrettiği, ...'ya ise devrin dava dışı ... ... tarafından 13.12.2004 tarihli devir belgesi ile yapılmış olduğu, bu devrin davacının imzası taklit edilerek başka bir ifade ile sahte imza ile ... ... tarafından gerçekleştirilmiş olduğu, Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada 13.12.2004 tarihli devir sözleşmesi altındaki imzanın davacıya ait olmadığı, ... ...'in imzayı kendisinin attığını bildirdiğinin sabit olduğu, davacının tüm bu devirlerin öncesinde 05.05.1994 tarihli devir sözleşmesi ile taşınmazın zilyetliğini devraldığı, 13.12.2004 tarihli devir belgesindeki imzanın davacıya ait olmayıp sahte olduğu, bu nedenle davalının da zilyetliği devrinin yolsuz olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla, davanın kabulüne, 55 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan fen bilirkişisi A. ... imzalı rapora ekli krokide "A" harfi ile gösterilen 1230 metrekare yüzölçümlü alan içerisinde bulunan 112 metrekarelik eve davalı tarafından yapılan el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyizinde, yabancı uyruklu olan davacının Türkiye’de sadece kayda dayalı ayni hak elde edebileceğini, tapu harici hak elde edemeyeceğini, Alman vatandaşı olan davacının Askeri Güvenlik Bölgesi içinde kalan yerde hak sahibi olamayacağını, davacının dava kousu evin zilyetliğini hiçbir zaman devralmadığını ve fiilen kullanmadığını, müvekkilinin dava konusu yerin zilyedi olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, orman vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan ev açısından hakka dayalı el atmanın önlenmesi (ıslah ile alacak) istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 83 üncü ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Davacı taraf dava dilekçesinde üstün hakka dayanarak dava konusu muhdesata el atmanın önlenmesini talep etmiş ise de, 09.01.2023 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek muhdesatın tespit edilen değeri olan 64.600 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir. 2. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. (6100 sayılı Kanun'un 176 ncı, 1086 sayılı Kanun'un 83 ve devamı maddeleri) (Prof.Dr...., Hukuk Muhakemeleri Usulü, B.6.C.IV, İstanbul 2001, s 3965). Islah müessesesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, gerek öğreti gerekse Yargıtay uygulaması, ıslahla davanın değiştirilebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. 3. Gerek öğretide, gerekse yerleşik yargısal kararlarda, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı, hak düşürücü süre, ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır. 4. Davacı vekili 09.01.2023 tarihli dilekçesi ile el atmanın önlenmesi davasını tamamen ıslah ederek alacak (tazminat) davasına dönüştürmüş olduğundan, mahkemece yalnızca alacak davası yönünden değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, ıslah dilekçesi gözetilmeksizin el atmanın önlenmesi talebi yönünden değerlendirme yapılmış olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tarafın temyiz isteminin yukarıda belirtilen sebeple kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme kanun yolu açık olmak üzere, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.