11. Hukuk Dairesi 2016/13123 E. , 2018/2441 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2015/147-2016/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... Özel Sağlık Hiz. A.Ş. vekili Av....ile diğer davalı ... vekili Av..... dinlenildikten
**11. Hukuk Dairesi 2016/13123 E. , 2018/2441 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/01/2016 tarih ve 2015/147-2016/153 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... Özel Sağlık Hiz. A.Ş. vekili Av....ile diğer davalı ... vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ... AŞ'nin % 11 hissedarı olduğunu, ortaklar arasında imzalanan 09.04.2002 tarihli protokol ile müvekkiline ait %11 hissenin davalı ... adına kayıtlı olması, ancak gerçekte tüm hakların müvekkiline ait olduğunun hükme bağlandığını, şirketin kuruluşundan beri müvekkiline kâr payı ödenmediğini, davalı şirketin sermaye artırımına gitmesi nedeniyle davalı ...’in 14.03.2012 tarihinde müvekkile gönderdiği ihtarnamede müvekkilinin hisse oranının kabul edildiğini, sermaye artırımının müvekkilce kabul edilmediğini, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadan gerçekleştirilen sermaye artırımlarının müvekkili yönünden geçersiz olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketin % 11 hissesine sahip olduğunu tespiti ve hissedarlığın hükmen tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, BK’nin 126 (TBK’nin 147) maddesi gereği zamanaşımı süresinin dolduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının 29.03.2002 ve 01.04.2002 tarihli yönetim kurulu kararlarına istinaden hissesini kendi rızasıyla devredip ortaklıktan ayrıldığını ve bu durumun ticaret siciline işlendiğini, dava konusu protokolün tarafı olan gerçek kişileri bağlayacağını, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, sermaye artımlarının usulüne uygun yapılıp sicile tescil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, işbu davada müvekkiline husumet düşmeyeceğinden davanın Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda davaya konu şirket hisselerinin davalı tarafından tek elden yönetilmesi ve temsil edilmesi için, dış ilişki açısından geçerli olmakla birlikte taraflar arasındaki iç ilişkide inanç esasına dayanan bir devir işlemi yapıldığı, davacının davalı şirketteki hissesini davalı ...’e devrettiği, bu devir işleminin şirket kayıtlarına işlediği ve ilan edildiği, inançlı işlem protokolünden sonra davalı ...’in uhdesinde topladığı kimi hisseleri iade ettiği, ancak davacının hisselerinin uhdesinde kaldığı, bu hisselerin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü ve davalı ...’in bu durumu inançlı işleme istinaden davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirketin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine), yasal ilan ve tescillerin yapılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, anonim şirket ortaklığının tespiti ve tecili istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %11 hissedarı iken 09.04.2002 tarihli inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen hisselerin müvekkiline ait olduğunun tespiti ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafından inançlı işlem protokolü ile davalı ...’e devredilen %11 hissenin 29.11.2010 tarihli sermaye artırımı ile % 5.2’ye düştüğü, davalı ...’in bu durumu davacıya noter marifetiyle ihbar ettiği, dava devam eder iken veya 29.11.2010 tarihinden dava tarihine kadar başkaca bir sermaye artırımı olup olmadığı bilinmediğinden 09.04.2002 tarihli inançlı işlemi içeren protokole sadık kalındığı, bununla birlikte protokolde belirtilen % 11 hissenin davalı şirketin sermaye durumuna nazaran tekabül ettiği oranın davacı adına tespit ve ad defterine işlenmesine karar vermek gerektiği belirtilerek “...Davanın kabulüne, davalı ... Hiz. A.Ş’nin %11 oranında hissesine sahip olan hissedarlığının tespiti ile davacının hissedarlığının ad defterine işlenmesine, (dava tarihi itibariyle yapılan sermaye artırımına nazaran %11'lik hissenin karşılığının davacı adına ad defterine işlenmesine)...” karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nin 294 ve devamı (Mülga HUMK 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır ve infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir. Somut uyuşmazlık bakımından mahkemece kurulan hüküm infaza elverişli bir hüküm değildir. Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin anasözleşmesi, dava tarihine kadar yapılan sermaye artışlarına dair genel kurul kararları ve diğer şirket kayıtlarının şirketten ve ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden celbi ile davacının payının dava tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenip tarafların iddia ve savunmaları nazara alınmak suretiyle infaza elverişli bir hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.