4. Hukuk Dairesi 2023/1204 E. , 2024/3014 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/237 E., 2021/99 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 23.08.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, davalı ... vekilinin karar düzeltme tal…
**4. Hukuk Dairesi 2023/1204 E. , 2024/3014 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/237 E., 2021/99 K. DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 23.08.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, davalı ... vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, karar düzeltme talebinin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına, İlk Derece Mahkemesince kısmen direnilmesinden sonra kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede; direnme kararının yeni bir karar olup olmadığının takdirinin Hukuk Genel Kurulu'na ait olmasına göre 6763 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'na eklenen geçici 4/1. maddesi gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca ise davalı ... vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemiz'e gönderilmesine karar verilmiştir. Bu durumda; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...'dan İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12708 ve İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/20257 sayılı takip dosyalarından alacaklı olduğunu, anılan takiplerin kesinleştiğini, ilgili dosyalarda haciz işlemleri yapıldığını, borca yeterli miktarda mal bulunamadığını, ancak 11.04.2012 tarihinde borçlunun adına kayıtlı olan... İlçesi,... Köyü 436 parselde kayıtlı dubleks villasını davalı ...'a muvazaalı işlem ile devrettiğini, anılan devir işleminin İİK'nun 277, 280 inci maddeleri uyarınca iptal koşullarını taşıdığını, borçlu ... ve sahibi olduğu ...Gıda A.Ş. isimli şirketin uzun süren bir mali sıkıntı içine girdiğini, bu nedenle anılan şirket ve borçlu şahıs aleyhine birçok haciz işlemi yapıldığını ve mal varlıkları üzerine de alacaklılar tarafından ipotek konulduğunu, bu ipoteklerden birisinin de diğer davalı ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğu Kibar Holding'in iştiraklerinden olan ...Gıda San. ve Tic. A.Ş. adına olduğunu, takip borçlusu ... tarafından borçlarına karşılık olarak taşınmazın diğer davalıya devredildiği hususunun şifahen beyan edildiğini, bu beyan nedeniyle İİK'nun 279/2 maddesi şartlarının da somut olayda mevcut olduğunu, satış tarihinden sonra taşınmazın önceki malik tarafından kullanılmaya devam edildiğini, karşılığında herhangi bir ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü ile tasarrufun iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 09.04.2012 tarihli sözleşme uyarınca davaya konu taşınmazın diğer davalıya devredildiğini ve sözleşmede satıcının 31.12.2014 tarihine kadar satışa konu taşınmazda oturmaya devam edeceğinin hüküm altına alındığını, taşınmazın devrinden önce gayrimenkul değerleme uzmanlarına değerinin tespit ettirildiğini ve taşınmaz satış bedeli olan 2.200.000 USD üzerinden alım-satım konusunda anlaşma yapıldığını, sözleşme uyarınca diğer davalının müvekkilinin kredi faizi, kredi kartı borcu, üçüncü şahıslara olan borçları, Balıkesir SGK'ya olan borcu, ...Gıda A.Ş.'ye,......Gıda'ya olan borçlarını ödemeyi üstlendiğini, dolayısıyla müvekkilinin borçlarını ödeme niyeti ile hareket ettiğini, davacının bir an talebinde haklı olduğu düşünülse dahi taşınmazın üzerindeki takyidatlar nedeniyle davacının tahsilat yapabilmesinin söz konusu olamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu ...Gıda San. ve Dış Tic. A.Ş. ile ticari ilişki içerisinde bulunan ...Gıda San. Ve Tic. A.Ş. ve......Gıda Pazarlama San. Tic. A.Ş. ünvanlı şirketlerin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve diğer davalının yönetim kurulu başkanı olduğu şirketten alacaklı durumda olduğunu, ...Gıda'nın ...firmasından olan alacağını teminat altına alabilmek için dava konusu taşınmaz üzerine ipotek işlemi tesis edildiğini, pazarlıklar sonucu taşınmazın 2.200.000 USD bedel üzerinden satın alınmasına karar verildiğini, taşınmazın müvekkili tarafından ipotek ve hacizler ile birlikte satın alındığını, müvekkili tarafından malik adına banka, takip dosyaları, Balıkesir SGK gibi kurumlara ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.02.2015 tarihli ve 2013/232 Esas, 2015/23 Karar sayılı kararı ile; her iki şirketin de gıda sektöründe faaliyet gösterdiği, borçlu davalı ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğu ...Gıda San ve Dış Tic A.Ş.'nin mali durumu, temlike konu taşınmaz kaydı üzerinde davalı ...'ın ortağı olduğu şirketin ipotek alacaklısı olduğu, davalı tarafın aynı sektörde faaliyet gösterdiği, satış bedelinin bir kısmının borçlu ...'ın dava dışı üçüncü şahıs ve kurumlara borcuna karşılık yapılan ödemeler ve alıcının ortağı olduğu firmaların ipotek alacaklarının karşılığı yapılmış olması hususları nazara alındığında davaya konu temlik işleminin İİK 280. maddesi uyarınca iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı ... ile davalı ... arasında İstanbul İli,... İlçesi,... Köyü, 436 parsel, 2 nolu bağımsız bölüm ile ilgili 11.04.2012 tarihli taşınmaz satışına ilişkin tasarrufun İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/20257 sayılı takip dosyasındaki alacak ve eklentilerinin ulaştığı miktarla sınırlı olmak üzere iptaline, davalı ... adına olan kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın davacı alacaklıya alacağını tahsil etme hak ve yetkisinin tanınmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 06.06.2017 tarihli ve 2015/10491 Esas, 2017/6417 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davacı İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün 2012/12708 sayılı, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2012/20257 sayılı takip dosyalarındaki alacağın tahsili için bu davayı açmış ve mahkeme her iki takip dosyası için incelemelerini ve değerlendirmelerini yapmış olmasına rağmen hüküm fıkrasında sadece İstanbul 12.İcra Müdürlüğünün 2012/20257 sayılı takip dosyası yönünden hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir." gerekçesi ile karar düzeltilerek onanmıştır. 3. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli ve 2017/4221 Esas, 2018/4327 Karar sayılı ilamı ile; "...Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. İİK. 277 ve devamı md. uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında öngörülen dava şartları yönünden eldeki davada bir eksiklik bulunmamaktadır. Bu tür davalardaki amaç alacaklının alacağını almak için yaptığı icra takibinin sonuçsuz kalması neticesinde borçlunun borcun doğumundan sonra yaptığı geçerli olan ancak İİK. 278-279-280. md. gösterilen sebeplerle alacaklı yönünden alacağı kadar iptalini sağlamaktadır. Eldeki dava irdelendiğinde alacaklı ciro ile elde ettiği bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı almış ve akabinde icra takibi yapmış ve takip kesinleşmiştir. Bonoların düzenleme tarihleri 03.05.2011-27.01.2011 olup davaya konu taşınmaz ise 11.04.2012 tarihinde borçlu tarafından üçüncü kişi ...'a satılmıştır. Davaya konu taşınmazın (436 P. 2 nolu bağımsız bölüm) tapu kaydı akit tablosu ve diğer belgeler incelendiğinde taşınmazın birçok mükellefiyetleri olduğu görülmektedir. Bu mükellefiyetlerden olan 13.10.2010 tarihinde düzenlenen belgeye göre; Borçlu Murat adına kayıtlı olup, ...Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den alınan 1.600.000,00 Dolar karşılığında Şirket lehine ipotek tesis edildiği üçüncü kişi ...'ında şirket temsilcileri arasında olduğu anlaşılmıştır. Yine 26.01.2011 tarihli resmi senette dava konusu taşınmaz üzerine borçlu Murat'ın ......Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den aldığı 800.000,00 TL bedel karşılığında şirket lehine ipotek tesis edildiği ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceği taraflarca kabul edildiği görülmektedir. ...Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin ticaret sicil gazetesindeki ...Gıda San. ve Tic. A.Ş. 16.06.2010 tarihli yönetim kurulu üyeleri, Başkan Asım Kibar, Başkan V. Ali Kibar, Üyeler ..., Aysun Kibar, S.... Koçtürk olduğu yönetim kurulu kararında ipotek tesisi vs. işlemlerde sınırsız yetki verildiği görülmektedir. Borçlu ... ile üçüncü kişi ... 09.04.2012 tarihli sözleşme ile taşınmazı hangi şartlarda satımının yapılacağını düzenlemişler ve alıcının 2.200.000 U.S.D. karşılığında satın alacağını ve borçlunun bir takım borçlarını alıcı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Dava konusu taşınmaz, tapuda 3.938.000 TL'ye satıldığı görülmektedir. İİK. 279 md. hükmüne göre tasarruf borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa batıldır. Maddenin ikinci bendinde para veya mutad ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemelerin iptal edileceği belirtilmiştir. Yerel Mahkeme gerekçesinde İİK. 278. maddesinde sözü edilen bedel farkının bulunmadığının, ancak satış bedeli için borçlunun bir takım borçlarını (ödemeyi üstlendiğini) ortağı olduğu şirketin ipotek alacağına karşılık aldığını, 279/1-2 maddesinde belirtildiği gibi "mutad ödeme vasıtası" dışında bir ödeme olduğunu aynı Yasa'nın 280. maddesindeki hükmüne göre borçlunun durumunu bildiğini tasarrufun iptali sebebi olarak göstermiştir. Ancak tesis edilen ipoteğin sonucu bu taşınmazın ipotek alacaklısı şirketin yönetim kurulu üyesine satılması ve ipotek alacaklısı tarafından herzaman ipoteğin paraya çevrilmesinin istenebileceği karşısında mutad ödeme olmadığının ve bu nedenle borçlunun ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun, kabulü yerinde değildir. Ancak bilirkişiler taşınmazın değeri 4.276.000,00 TL olarak belirlemiştir. Tapu kaydına göre satış bedeli 3.938.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi davalı borçlu ile üçüncü kişi arasında taşınmazın satışı ile ilgili bir sözleşme düzenlenmiş, sözleşme içeriğine göre taşınmaz bedeli olarak bir takım ödemelerin üçüncü kişi tarafından yapılacağı kararlaştırılmış ve ödemelerle ilgili belgeler sunulmuştur. Mahkemece aksi yönde bir bedel farkı olmadığı gerekçeye yazılmışsa da bedel farkı artı yöndede (değerinden fazla ödeme) olabilir. H.G.K kararlarına göre mahkeme resen iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığını incelemelidir. O halde davalı borçlunun taşınmazında lehine ipotek tesis edilen şirketin ve davalı borçlunun şirketinin ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenerek ipoteğin tesisine neden olan ticari ilişkinin ne olduğu, defterlerde kayıtlı olup olmadığı belirlendikten sonra taşınmazın değeri tapudaki ödeme, sözleşme gereği ödeme, ödeme belgeleri, tapu üzerindeki mükellefiyetler davalıların dayandığı 09.04.2012 tarihli sözleşme birlikte değerlendirilerek taşınmazın değerinden fazla bir bedelle satın almanın gerçekleşip gerçekleşmediği, değerinden fazla ödeme varsa fahiş fark kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu nedenlerle zuhulen düzeltilerek onanan yerel mahkeme kararının araqştırmaya yönelik bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Kısmen Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...Gıda ile......şirketlerinin yetkilisi olan davalı ... ile davalı borçlu ...'ın aynı sektörde çalıştıkları, bilirkişiler tarafından davalının yetkilisi olduğu şirketlerin defter ve belgelerinin incelenmesinde aralarında uzun süredir ticari ilişki olduğu, davalı borçlunun borçlarını ödeyememesi üzerine davalı ...'ın ...'ın bir kısım borçlarını üstlenerek taşınmazı tapuda devraldığı ve aralarında borç üstlenme sözleşmesi yaptıkları, sözleşme gereğince davalı ...'ın ...'ın 2.882.825,54 TL borcunu ödediğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, yapılan bu ödemelerin İİK 279/1-2. maddeleri hükümlerine göre mutad ödeme olup olmadığı bu nedenle davalının ipotek alacağı olup olmadığı ve aşkın ödeme olup olmadığı yönünden Yargıtay bozma kararına uyulduğu, ipotek alacağı dışındaki ödemelerle ilgili mahkemece verilen önceki karar yerinde bulunduğundan önceki kararda ısrar kararı verildiği, bilirkişiler tarafından davalının yetkilisi olduğu ...Gıda şirketinin ipotek bedelinin üzerinde 1.774.129,08 TL ipotek alacağı olduğunu tespit ettikleri bu alacağın 530.027,46 TL'sinin ipotek konulduğu tarihte var olan alacak olduğu, bu miktar yönünden yapılan ödemenin mutad ödeme olarak kabul edilebileceği,......lehine konulan ipoteğin taşınmazı satın alma sözleşmesinde üstlenilmediğinden taşınmaz bedeli ödemesi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ipotekler ve davalının üstlenerek ödediği borç miktarının toplamı üzerinden yapılan değerlendirmede taşınmaz için üstlenilen borç miktarı 6.282.828,25 TL olup tapuda gösterilen satış bedeli ile arasında fahiş fark olduğu, taşınmaz üzerindeki ipoteklerin halen mevcut olduğundan taraflar arasındaki satış işleminde 4.276.000 TL değer tespit edilen taşınmaz bedelinin 530.027 TL ipotek alacağına karşılık taşınmazın ipotek alacaklısı tarafından alınmasının mutad ödeme olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı ... ile davalı ... arasında İstanbul İli,... İlçesi,... Köyü, 436 parsel, 2 nolu bağımsız bölüm ile ilgili 11.04.2012 tarihli taşınmaz satışına ilişkin olarak İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 2012/20257 ve İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2012/12708 s sayılı dosyasındaki alacak ve eklentileri ulaştığı miktar ile sınırlı olmak üzere tasarrufun iptaline, davalı ... olan kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın davacı alacaklıya cebri icra haciz yetkisi tanınmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; verilen bozma kararının açık ve net olduğunu, davalı ...'ın davalı borçlunun ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun kabul edilemeyeceğini, bozma ilamında belirtildiği üzere taşınmaz satışında fazla ödeme ve fahiş fark olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, bozma kararı doğrultusunda yaptırılan bilirkişi incelemelerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarında İİK 278. madde hükmü gereğince fahiş farkın olmadığının net bir şekilde ortaya konulduğunu, Mahkemece verilen kararda her iki rapordaki rakamlara da itibar edilmeyerek, nereden geldiği, nasıl hesaplandığı anlaşılamayan başka ve anlamsız rakamlarla hüküm tesis etme cihetine gidildiğini, fahiş farkın kabul edilebilmesi için taşınmazın satış tarihindeki değeri ile satış bedeli arasında artı ya da eksi yönde en az bir misli fark olması gerektiğini, bozma ilamında tesis edilen ipoteğin sonucu bu taşınmazın ipotek alacaklısı şirketin yönetim kurulu üyesine satılması ve ipotek alacaklısı tarafından her zaman ipoteğin paraya çevrilmesinin istenebileceği karşısında mutad ödeme olduğu gerekçesine yer verildiğini, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme çerçevesinde davalı ...'in üstlendiği ancak henüz ödemediği ...Gıda borcu nazara alındığında miktarın 4.649.237,70 TL'ye tekabül ettiğini ve neticeten gayrimenkulün değerinin 4.276,000 TL olarak belirlendiğini, bu durumda da Yargıtay tarafından aranan fahiş (misli) farkın söz konusu olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2022 tarihli ve 2022/(17)4-568 Esas, 2022/952 Karar sayılı ilamı ile; "...16. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi). 17. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek gerekçesini değiştirmesi veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. 18. Somut olayda ise; ipotek alacağı miktarı olan 2.400.000 TL yönünden inceleme yapmak üzere bozmaya uyulmasına, fazlaya ilişkin kısım için önceki kararda ısrar edilmesine yönünde ara karar kurularak, bozma kararı sonrası alınan bilirkişi raporu ve inceleme gereğince hüküm kurulmuş, kısmen uyma kararı verildiği belirtilerek direnme konusu hakkında da inceleme yapılmış ve bozma kararları doğrultusunda ilk kararda yer almayan icra takip dosyasına ikinci kararda yer verilerek karar verilmiştir. 19. Bu itibarla, mahkemece bozma ilamında belirtilen hususların değerlendirilerek yerine getirilmesi hâli, bozma kararına eylemli olarak uyma niteliğinde olup, direnme kararının varlığından söz edilemeyeceğinden yerel mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu karar yeni hüküm niteliğindedir. 20. Hâl böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir." gerekçesi ile dosya Dairemize gönderilmiştir. D. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme İİK'nun 279 maddesi hükmüne göre tasarruf, borcunu ödemeyen bir borçlu tarafından hacizden veya mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından evvelki bir sene içinde yapılmışsa batıldır. Maddenin ikinci bendinde para veya mutad ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemelerin iptal edileceği belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişiler tarafından davalının yetkilisi olduğu ...Gıda şirketinin dava konusu taşınmazın üzerinde 1.774.129,08 TL ipotek alacağı olduğunu tespit ettikleri, bu alacağın 530.027,46 TL'sinin ipotek konulduğu tarihte var olan alacak olduğu, sadece bu miktar yönünden yapılan ödemenin mutad ödeme olarak kabul edilebileceği belirtilmişse de; davaya konu taşınmazın üzerinde 13.10.2010 tarihinde ...Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den alınan 1.600.000,00 TL karşılığında şirket lehine ipotek tesis edildiği, yine 26.01.2011 tarihinde taşınmaz üzerine......Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den alınan 800.000,00 TL bedel karşılığında şirket lehine ipotek tesis edildiği, taşınmazı devralan davalı 3.kişi ...'ın davaya konu taşınmaz üzerine lehlerine ipotek tesis edilen bu şirketlerin yönetim kurulu üyesi olduğu, bozma ilamı kapsamında alınan bilirkişi raporlarında belirlendiği üzere ipotek alacaklıları olan ...Gıda San. ve Tic. A.Ş. İle......Gıda Paz.A.Ş.'nin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda ...Gıda San. ve Tic. A.Ş.'nin davalı borçlunun şirketi olan ...Gıda San. ve Dış. Tic. A.Ş.'den 09.07.2010 - 27.12.2012 tarihleri arası toplam alacağının 1.774.129,08 TL olarak tespit edildiği, her ne kadar ipoteğin tesis edildiği 2010 yılı itibari ile alacağı 530.027,46 TL olarak tespit edilmişse de toplam alacağının ipotek miktarı olan 1.600,000 TL ile yaklaşık olarak uyuştuğu, aynı şekilde......Gıda Paz.A.Ş.'nin de davalı borçlunun şirketi olan ...Gıda San. ve Dış. Tic. A.Ş.'den 912.153,30 TL toplam alacağının olduğu ve yine bu alacak miktarının da ipotek miktarı olan 800.000 TL ile yaklaşık olarak uyuştuğu, yani davalı 3. kişi Ahmet'in yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin davalı borçlunun şirketlerinden olan ipoteğe konu alacaklarının gerçek olduğu, ayrıca mahkemece......lehine konulan ipoteğin taşınmazı satın alma sözleşmesinde üstlenilmediğinden taşınmaz bedeli ödemesi olarak kabul edilemeyeceği belirtilmişse de, bu ipotek borcu davalılar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmede üstlenilmese bile, sınırlı ayni hak olarak taşınmaz üzerinde bulunduğundan taşınmazın resmi tapu devir senedi ile devredilmesiyle beraber devralan davalı 3.kişi ...'ın doğrudan bu ipotek borcundan sorumlu olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda tesis edilen bu ipoteklerin sonucu olarak dava konusu taşınmazın, taşınmaz üzerindeki ipotek alacaklısı şirketin yönetim kurulu üyesine satılması ve ipotek alacaklısı tarafından her zaman ipoteğin paraya çevrilmesinin istenebileceği hususu dikkate alındığında bu şekildeki taşınmaz devrinin mutad ödeme olmadığının ve bu nedenle 3.kişinin borçlunun ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü yerinde değildir. Öte yandan İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığının incelenmesi, satılan taşınmaz üzerinde, ipotek ve haciz kayıtları varsa, alıcı taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağından, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığının kabulü, bu nedenle oransızlığın belirlenmesinde tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarının da göz önünde tutulması gerekir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamında; davalı borçlunun taşınmazında lehine ipotek tesis edilen şirketin ve davalı borçlunun şirketinin ticari defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenerek ipoteğin tesisine neden olan ticari ilişkinin ne olduğu, defterlerde kayıtlı olup olmadığı belirlendikten sonra taşınmazın değeri, tapudaki ödeme, sözleşme gereği ödeme, ödeme belgeleri, tapu üzerindeki mükellefiyetler ve davalıların dayandığı 09.04.2012 tarihli sözleşme birlikte değerlendirilerek taşınmazın değerinden fazla bir bedelle satın almanın gerçekleşip gerçekleşmediği, değerinden fazla ödeme varsa fahiş fark kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiş olup, mahkemece; taşınmaz için üstlenilen borç miktarı 6.282.828,25 TL olup tapuda gösterilen satış bedeli ile arasında fahiş fark olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Somut olayda, dava konusu taşınmaz 11.04.2012 tarihinde tapuda toplam 3.938.000,00 TL bedelle satılmış; bilirkişi tarafından bu taşınmaz için toplam 4.276.000 TL rayiç bedel belirlenmiştir. Davalı 3. kişi ... taşınmaz için toplamda 4.654.334,83 TL ödemeyi taahhüt ettiğini belirtmiştir. Dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere davalı 3.kişi ...'ın taahhüt ettiği bu miktardan 2.882.825,54 TL'sini davalı borçlunun farklı alacaklılarına sözleşme gereği ödediği, ...Gıda San. ve Tic. A.Ş. ile......Gıda Paz.A.Ş. lehine olan 1.600.000,00 TL ve 800.000,00 TL olan ipotekler taşınmaz üzerinde mükellefiyet olarak durmaya devam ettiğinden bu miktarların da eklenmesiyle oluşan toplam 5.282.825,54 TL'nin Dairemiz uygulamasına göre borçluya taşınmazın alımı için ödenen para olduğu kabul edilerek, bu durumda bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değer ile davalı 3.kişi tarafından ödendiği ispat edilen değer arasında bedel farkı bulunmadığı, değerinden fazla ödeme varsa bile bunun mislini aşan fahiş fark olmadığı anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.