Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6050 E. , 2024/3893 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6050 Karar No : 2024/3893 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACILAR) 1- ... Otomotiv İnşaat Elektronik Eşya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 2- ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI) ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... DİĞER DAVALILAR: 1- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ..…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6050 E. , 2024/3893 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6050 Karar No : 2024/3893 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVACILAR) 1- ... Otomotiv İnşaat Elektronik Eşya Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 2- ... VEKİLİ: Av. ... 2- (DAVALI) ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... DİĞER DAVALILAR: 1- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket ve şirketin yetkilisi diğer davacı tarafından, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi,...Caddesi, No:... ve No:... adresinde bulunan kiraladıkları işyerini, 18.07.2017 tarihinde gerçekleşen yağış sonucunda su bastığı, davacı şirket tarafından işletilmekte olan iş yerindeki malzemelerin zarar görmesi ve iş yerinin bir süre kapalı kalması sonucunda oluşan zararlarından, davalı idarelerin altyapı yetersizliği ve hizmet kusuru bulunduğundan sorumlu oldukları, bu nedenle uğradıkları zararlara karşılık olmak üzere 3.640.121,45-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın, zararın meydana geldiği 18.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü için Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 04.04.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; (...) hasarın oluşumunda değil ama hasarın boyutlarının artmasında gerekli büyüklükte toplama kanalını zamanında yapmayan İSKİ'nin kısmi sorumluluğunun olduğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği'nin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, dava konusu işyerinin Likos Deresi Taşkın risk bölgesinde olmasına ve işyerinin zemininin yoldan yaklaşık 76 cm aşağıda olmasına rağmen yağmur sularının işyerine girmesini engelleyecek yapısal tedbirlerin (su basmanı gibi) olmayışı, bu tür doğal afet boyutundaki taşkınlarda etkili olmasa bile daha düşük boyuttaki taşkınlarda işe yarayabilecek olduğu, ancak İSKİ tarafından planlanan 4x2.5 metrekare kesitli yağmur suyu kanalı ile birlikte bu tedbirler de alınmış olsaydı hasarın boyutunun azaltılmasının söz konusu olabileceği, bu nedenle işyerinde oluşan hasarda İSKİ ile birlikte gerekli yapısal taşkın tedbirlerini almayan işyeri sahibinin de kısmi sorumluluğunun olduğu, sonuç olarak, dava konusu hasarların oluşumunda birinci derecede etkili olan sebebin, yağışların doğal afet boyutunda 150 yıllık tekerrür periyot ve 2 saat süreli 67.2 mm'lik şiddetli yağmurlardan kaynaklanan yüzey sularının bölgede birikerek uzaklaştırılamamasının olduğu, zararın boyutlarının artmasında ise İSKİ Genel Müdürlüğü'nün %20 oranında, iş yeri sahibinin %20 oranında sorumlu olduğunun belirtildiği; zarar miktarının belirlenmesine yönelik olarak dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda ise; zarar gören emtia bedeli, iş kaybı bedeli, kar kaybı bedeli, kira bedeli, demirbaş hasar bedeli, dekorasyon bedeli, suyun boşaltılması ve temizlik bedeli ve personel iş gücü kaybı bedeli bakımından yapılan incelemede, toplam zarar miktarının 1.083.849,63-TL olduğunun belirtildiği, buna göre, İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından gerekli büyüklükteki atık su kanalının inşa edilmemiş olmasının oluşan zararın artmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı, öte yandan, davacı tarafından Fatih Belediye Başkanlığınca düzenlenmiş işyeri açma ve çalışma ruhsatına dayanılarak işletilmekte olan işyerinin, zeminin yoldan yaklaşık 76 cm aşağıda olmasına rağmen yağmur sularının işyerine girmesini engelleyecek yapısal tedbirlerin alınmaması nedeniyle davacının da zararın artması yönünden müterafik kusurunun bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda, zararın artması yönünden davacının %20 ve İSKİ Genel Müdürlüğü'nün %20 oranında kusurlu olduğu dikkate alınarak, bilirkişi raporuyla ortaya konulan 1.083.849,63-TL zarar miktarının, %20'sine tekabül eden zarara karşılık olmak üzere 216.769,92-TL'lik kısmının kabulü gerektiği, fazlaya dair maddi tazminat isteminin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı; davacıların manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde ise; davacıya ait iş yerinde meydana gelen zarar boyutu, olayın vuku bulma şekli ve su baskını nedeniyle yaşanan panik hali ile olay sonrası hasar giderilinceye kadar sarfedilen emek ile davalı idarenin zararın artmasındaki kusur oranı dikkate alındığında manevi tazminat isteminin takdiren 10.000,00-TL'lik kısmının kabulü gerektiği; davanın kısmen kabulü ile 216.769,92-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 226.769,92 TL tazminatın idari başvuru tarihi olan 27.10.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı İSKİ'den alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair maddi ve manevi tazminat isteminin İSKİ yönünden, maddi ve manevi tazminat isteminin tümü yönünden ise İstanbul Valiliği ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı açısından reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından; bilirkişi raporuyla belirlenen kusur oranlarının hatalı belirlendiği, İSKİ'nin rögarlardaki suyun dışarı çıkmasını engelleyecek tedbirler almadığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de hizmet kusurunun bulunduğu, zararlarının altyapı yetersizliğinden ve idarelerin hizmet kusurları nedeniyle oluştuğu, dere yatağıda yapılaşmaya izin verenlerin de sorumluluklarının bulunduğu, %60 kaçınılmazlık oranının uygulanması için idarelerin hizmet kusurlarının bulunmaması gerektiği, maddi zararlarının eksik belirlendiği hususları ileri sürülmektedir. 2- Davalı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından; doğal afet nedeniyle idarelerinin illiyet bağının kesildiği, dere yatağındaki ıslah görevinin, yağmur suyu bakım ve işletim sorumluluğunun belediyelere ait olduğu, idarelerinin herhangi bir sorumluluğu ve hizmet kusurunun bulunmadığı, bilirkişi raporunun idarelerine verilen hizmet kusuru yönünden hatalı olduğu hususları ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davacılar tarafından, ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı ... Valiliği tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 3- Davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. 4- Davalı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın, hukuk ve usule uygun olduğundan onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... ve No:... adresinde bulunan davacıların kiraladıkları işyerini, 18.07.2017 tarihinde gerçekleşen yağış sonucunda alt yapı yetersizliği nedeniyle rögarlardan taşan atık sular nedeniyle işyerinde su baskını meydana geldiği, bunun sonucunda işyerindeki demirbaşlarda hasarlar oluştuğu ve işyerinin bir süre kapalı kaldığı, işyerinin yeniden dekorasyonu ile içerideki suyun boşaltılması, eşyaların farklı bir yere aktarılması, tasnifi ve genel temizlik için yapılan zorunlu harcamalar, zarar gören eşyaların müşterilere satılamaması nedeniyle mahrum kalınan ticari kar kaybı miktarı, iş kaybı karşılığı bedeli, zarar gören ürünlerin bedeli, çalışılmayan dönem için ödenmek zorunda kalınan işyeri kira bedeli, demirbaş eşyalarda oluşan hasar bedeli ile personel iş gücü kaybından kaynaklı zararları için toplam 3.640.121,45-TL maddi tazminatın; anılan olay, oluşan zararlar ile harcanan zaman ve emek nedeniyle duyulan üzüntü elem sebebiyle 50.000,00-TL manevi tazminatın, davalı idarelerin altyapı yetersizliği ve hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, işyerine su baskınının meydana geldiği 18.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte idarelerce ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün kurulduğu" belirtilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (b) bendinde; "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek" ve (d) bendinde; "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." Ek 5. maddesinde de, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." kurallarına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı dışındaki kısımları yönünden; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı dışındaki kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın, manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmına gelince; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Tüzel kişilik" başlıklı 47. maddesinde " Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları tüzel kişilik kazanamaz.", "Hak ehliyeti" başlıklı 48. maddesinde "Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.", "Fiil ehliyeti" başlıklı 49. maddesinde "Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar." hükümleri düzenlenmiştir. Manevi zarar, kişinin fiziki yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıstırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte olup; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik olmayıp, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişilerin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi ve manevi huzuru sağlamayı amaçlar. Bu niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması zorunlu bulunmaktadır. Dosyanın incelenmesinden, bakılan tam yargı davasının; su baskını nedeniyle zarara uğrayan iş yerinin sahibi ... Otomotiv İnşaat Elektronik Eşya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile şirket yetkilisi ... tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle açıldığı, temyize konu karar ile davanın kısmen kabulü ile 216.769,92-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı taraflarca aleyhlerine olan kısımlar yönünden temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Temyize konu kararda, davacılar lehine 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş ise de; tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değerler ile diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerlerin oluşturduğu, tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan, idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğundan kaynaklı eylemlerine bağlı olarak tüzel kişiliğin itibarının zedelenmesi veya tüzel kişiliğin faaliyetlerinin açıkça ağır bir şekilde olumsuz olarak etkilenmesi durumunun; uyuşmazlık konusu somut olayımızda, davacı şirket ve diğer davacı şirket temsilcisi yönünden manevi tazminata ilişkin şartlar birlikte göz önünde bulundurulduğunda gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlıkta davacılar açısından manevi tazminat şartları gerçekleşmediğinden, temyize konu kararın 10.000,00-TL manevi tazminatın kabulüne dair kısmında hukuki isabet bulunmadığından, kararın bu kısmının bozularak, bu kısım ile bozulan kısma bağlı olarak yargılama giderleri, vekalet ücretleri ve harçlar hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün temyiz isteminin kısmen kabul kısmen reddine, davacının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; a) Manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı dışındaki kısımlarının ONANMASINA oybirliği ile, b) Manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ise BOZULMASINA oyçokluğu ile, 3. Bozulan kısım ile bozulan kısma bağlı olarak yargılama giderleri, vekalet ücretleri ve harçlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 27/06/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X) - Dava, davacı şirket ve şirketin yetkilisi diğer davacı tarafından, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:... ve No:... adresinde bulunan kiraladıkları işyerini, 18.07.2017 tarihinde gerçekleşen yağış sonucunda su bastığı, davacı şirket tarafından işletilmekte olan iş yerindeki malzemelerin zarar görmesi ve iş yerinin bir süre kapalı kalması sonucunda oluşan zararlarından, davalı idarelerin altyapı yetersizliği ve hizmet kusuru bulunduğundan sorumlu oldukları, bu nedenle uğradıkları zararlara karşılık olmak üzere 3.640.121,45-TL maddi, 50.000,00-TL manevi tazminatın, zararın meydana geldiği 18.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta; bakılan tam yargı davasının, su baskını nedeniyle zarara uğrayan iş yerinin sahibi ... Otomotiv İnşaat Elektronik Eşya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile şirket yetkilisi ... tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle açıldığı, temyize konu karar ile davanın kısmen kabulü ile 216.769,92-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verildiği, anılan karara karşı taraflarca aleyhlerine olan kısımlar yönünden temyiz yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyum ile, Dairemiz çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.