12. Ceza Dairesi 2012/32006 E. , 2013/17888 K. Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması eylemlerinin, 01.06.2005 tarihinden önce yürürlükte bulunan 765 say…
**12. Ceza Dairesi 2012/32006 E. , 2013/17888 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması Hüküm : Beraat Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması eylemlerinin, 01.06.2005 tarihinden önce yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'da suç olarak düzenlenmediği, İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümlerden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği anlaşılmakla, Oluşa ve incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... tarafından boşanma ilamına konu alacaklarının tahsili için eski eşi hakkında başlatılan icra takibi sırasında, kendi birikimi olup, evliyken eşine elden verdiği ve halen katılanın uhdesinde bulunduğunu belirttiği para alacağı ile ilgili icra dosyası üzerinden katılana “üçüncü şahıs” sıfatıyla birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi üzerine, katılanın, 2003 yılında borcun tamamını sanığın boşanmış olduğu eşine ödediğini belirterek haciz ihbarnamesine itirazda bulunmasını müteakip, söz konusu paranın 2003 yılında katılanda mevcut olduğu ve borcun ödenmediği iddiasıyla İcra ve İflas Kanununun 138. maddesi gereğince katılan hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçundan şikayette bulunulduğu, iddiaya ispat olarak da, sanık ...'nin babası olan diğer sanık ...'nün 2003 yılı Mart ayında katılanın bürosunda gizlice kayıt yaparak elde ettiği bahsi geçen alacakla ilgili katılanla aralarında geçen konuşmaları içerir teyp kasetinin, sanık ... vekillerince, 09.03.2006 tarihli dilekçe ekinde, şikayete konu icra dosyasına sunulduğu olayda; 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesinin, “Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi...cezalandırılır.” hükmü, anılan maddenin gerekçesinde yer alan, “Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böylece elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunları başkalarına verilmesi veya bunlardan diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin etmek, suç olarak tanımlanmıştır...” açıklamalarıyla birlikte göz önüne alındığında, sanık ...'nün konuşmanın tarafı olması ve 765 sayılı TCK'da da kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması eyleminin suç olarak düzenlenmemesi nedeniyle, şikayet konusu ses kaydı, 5237 sayılı TCK'nın 133/1. maddesindeki suç işlenerek elde edilen bilgi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün iddiaya konu teyp kasetindeki konuşmaların çözümüne ilişkin 21.11.2006 tarihli ekspertiz raporu ve alınan beyanların içeriğine göre, katılanla sanık ...'nün, hukuki ihtilafa konu alacaklarla ilgili konuşmalarının, katılanın özel yaşam alanına ilişkin ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki, sanıkların sabit olan eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 133/3. maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin sübuta, suç vasfına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak, Sanıkların üzerlerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı belirtildiği ve bu gerekçeye dayalı olarak beraat kararı verildiği halde, uygulama yeri bulunamayan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1 numaralı paragrafının, “Sanıklar hakkında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonunda, sanıklara yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanıkların BERAATLERİNE” şeklinde düzeltilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.