Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığı'na gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 9/4/2007 tarihinde İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Kliniğinde (Hastane) böbrek üstü bezinde non fonksiyonel kitle tanısı ile ameliyat edilmiştir. Başvurucunun böbrek üstü bezinde bulunan kitlenin alınması için laparoskopik yöntem uygulanan ameliyatta, kitlenin çıkarılmasından sonra kanama meydana gelmiştir. Bunun üzerine açık ameliyata alınan başvurucunun böbrek ana toplar damarının kesildiği görülmüştür. Kanamanın durdurulamaması üzerine damar cerrahisi ve üroloji uzmanlarından oluşan üç hekimin ameliyata katılımı sağlanmış, başvurucunun bacağından alınan damar yaması aracılığıyla kanama durdurulmuştur. Bu ameliyat sonrasında yoğun bakıma alınan başvurucunun sol böbreğinin tümüyle fonksiyon kaybına uğradığı, karın bölgesinde apse olduğu, ayrıca bağırsak tıkanıklığı ve yapışıklığı meydana geldiği tespit edilmiştir. 18/7/2007 günü yeniden ameliyata alınan başvurucunun bağırsaklarındaki sorun giderilmiş ancak bu kez fıtık (buiatrojenik herniye) meydana gelmiştir. Bu ameliyatın sonunda başvurucunun kanında yaygın enfeksiyon oluşması üzerine yeniden yoğum bakıma alınmıştır. Bilinci yerinde olmadığından ablasının isteği üzerine Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine sevk edilen başvurucu, burada bir ay tedavi gördükten sonra taburcu edilmiştir. Başvurucu, zararlarının tazmini amacıyla idareye yaptığı müracaata olumsuz cevap alması üzerine İstanbul İdare Mahkemesine (Mahkeme) tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; böbrek ana toplar damarının hekim hatası sonucunda kesildiğini, bu damarın gereği gibi dikilememesi nedeniyle bacağından damar yaması alma zorunluluğu oluştuğunu ve nihayetinde sol böbreğini kaybettiğini beyan etmiştir. İdarenin hizmet kusuru sonucunda depresyon tedavisi gördüğünü, uzun süre çalışamadığından işvereninin sözleşmesini feshettiğini, iş gücü kaybına uğraması nedeniyle çalışmakta zorlanacağını belirterek 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; ameliyata ilişkin tüm komplikasyonların işlem öncesinde başvurucuya bildirildiğini, somut durumun da ameliyat komplikasyonu olduğunu, idareye atfedilebilecek kusur bulunmadığını beyan etmiştir. Yargılama sırasında mahkeme tarafından Adli Tıp Kurumu Başkanlığı (ATK) Adli Tıp İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır. 4/4/2011 tarihli raporda; ameliyat sırasında damar yaralanması meydana geldiği, laparoskopik girişimlerde damar yaralanmasının bir komplikasyon olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, bu komplikasyona zamanında tanı konulduğu ve ameliyathaneye kalp damar cerrahi uzmanı ve üroloji uzmanı çağrılıp konsültasyonlar istenerek gerekli müdahalenin yapılmış olduğu gözetilerek uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu bu rapora karşı sunduğu itiraz dilekçesinde; operasyon öncesinde kendisine yeterli bilgi verilmediğini, damar yaralanması olabileceği, açık ameliyata alınabileceği ve böbrek kaybına uğrayabileceği hususlarının bildirilmediğini ifade etmiştir. Bununla birlikte ATK raporunda böbrek kaybının sadece damar yaralanmasına bağlı olup olmadığı, bu damar yaralanmasına müdahale eden ekibin baştan itibaren ameliyatta bulunması durumunda bir fark oluşup oluşmadığının değerlendirilmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; ATK raporuna atıf yapılarak laparoskopik girişimlerde damar yaralanmasının bir komplikasyon olduğu, bu komplikasyona zamanında tanı konulduğu belirtilmiştir. Ayrıca kararda, ameliyathaneye kalp damar cerrahi uzmanı ile üroloji uzmanı çağrılarak tüm konsültasyonların istendiği belirtilmiş, gerekli müdahalelerin yapılmış olması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucu; temyiz dilekçesinde gerekli bilgilendirmenin yapılmadığı yönündeki iddialarını tekrarlayarak mahkemenin ATK raporu hakkındaki itirazlarını dikkate almadığını, eksik ve hatalı rapora dayalı olarak karar verdiğini ifade etmiştir. Davalı idarenin temyize cevap dilekçesinde, başvurucunun imzaladığı aydınlatılmış onam belgesinde ameliyat esnasında ve sonrasında oluşabilecek komplikasyonların açıklandığı ifade edilmiştir. Nitekim bu belgenin maddesinde başvurucunun kalıcı organ fonksiyon bozukluğu veya iflası gibi durumlarla karşılaşabileceği konusunda açıklama bulunduğu, bunun yanında başvurucunun maddi tazminat talebinin soyut ve dayanaksız olduğu ileri sürülmüştür. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire) tarafından yapılan incelemede, başvurucunun duruşma açılması yönündeki talebine karşın mahkemenin dosya üzerinden yargılama yapmasının usule ilişkin bir eksiklik olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkeme 4/2/2016 tarihinde aynı gerekçe ile davanın reddine karar vermiştir. Başvurucu; iddialarını tekrar ederek temyiz talebinde bulunmuş, Dairenin onama kararı neticesinde karar kesinleşmiştir. Söz konusu karar, başvurucu vekiline 21/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Fındık Kılıçaslan, B. No: 2015/97, 11/10/2018, §§ 19-27; Cihan Beyribey, B. No: 2014/19450, 26/12/2018, §§ 23-28; Fesih Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24-