1. Hukuk Dairesi 2012/1656 E. , 2012/4484 K. MAHKEMESİ : SOLHAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında çekişme konusu yerin 38 parsel numarası ile davalılar ile miras bırakanları adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazın Hazineye ait yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve Hazine adına tescile karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, dedelerinden kalan taşınmazı 50-…
**1. Hukuk Dairesi 2012/1656 E. , 2012/4484 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SOLHAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında çekişme konusu yerin 38 parsel numarası ile davalılar ile miras bırakanları adına tespit ve tescil edildiğini, ancak taşınmazın Hazineye ait yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapu iptal ve Hazine adına tescile karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, dedelerinden kalan taşınmazı 50-60 yıldır kullandıklarını ve otunu biçtiklerini belirterek, davanın reddini savunmuşlar, bir kısım davalılar ise; savunma getirmemişlerdir. Mahkemece, çekişme konusu yere davalıların 20 yıldan fazladır zilyet oldukları, eski tapu kayıtlarının da bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği, öte yandan kadastro öncesi tapu kaydının bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki; mahallinde yapılan uygulama neticesinde ziraat mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazın doğal yapısı, toprak ve topoğraf ile yapısı itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan arazilere benzediğini bildirdiği halde, taşınmaza kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gitti kayıtları getirtilerek mahalline uygulanıp sınırları belirlenmeden, öte yandan tapu kaydı dışında kalan kısım var ise bu kısımlar yönünden de zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan sonuca gidilmiştir. Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur.Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi,gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip,doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması,doğru esasa dayanmıyorsa,ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi,ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi,böylece yanların dayandığı,usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi;gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, yerel bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden, tarafların tanıklarının HUMK'nun 259. maddesi hükmü gereğince dinlenerek sınırlar hakkında bilgi alınması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtacak şekilde, her bir sınırı krokide gösterilmek suretiyle infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur. Hal böyle olunca; öncelikle taşınmazın çap kaydı ile kadastro tespiti sırasında revizyon gören (uygulanan) tapu kaydının ilk tescilinden itibaren tüm tedavüllü kayıtları ile varsa dayanak ilam, kroki ve haritalarının getirtilmesi, daha sonra mahallinde yukarıda açıklandığı şekilde uygulama yapılarak, revizyon gören tapunun çekişmeli taşınmaza uygunluğunun saptanması, tapu kaydı değişir nitelikte sınırlar ihtiva ettiğinde, kapsamının miktarıyla geçerli olduğu gözetilerek, miktarı kadar yerin, sabit ve değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle kapsamının belirlenmesi; miktar fazlası bölüm bakımından ise, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle mülk edinmeye elverişli olup olmadığı ve davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik tahkikatla yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.