T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/654 KARAR NO : 2026/425 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ....... NUMARASI : .......Esas sayılı derdest dosyada .... tarihli davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararı DAVACI/KARŞI DAVALI : VEKİLİ : DAVALI/KARŞI DAVACI : …
T.C. TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/654 KARAR NO : 2026/425 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ....... NUMARASI : .......Esas sayılı derdest dosyada .... tarihli davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararı DAVACI/KARŞI DAVALI : VEKİLİ : DAVALI/KARŞI DAVACI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ticari Nitelikteki Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/12/2025 KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: A-) TALEP: Davacı vekili ihtiyati haciz talebinde özetle; taraflar arasında ....... tarihli ....ili ....... ilçesi ...... Mahallesi....ada .....parseldeki inşaatın projesine uygun olarak temel üstü çelik konstüriksiyon imalat ve montaj işçiliğini ve astarı ile beraber boyasını da kapsayan sözleşmenin akdedildiğini, sözleşmeye göre yüklenici davalının yüklendiği işleri en geç .........'de teslim etmesi gerekirken bitirmediğini, sözleşmenin kendisine yüklediği edimini tümüyle ifa etmediğini, ifa ettiği kısımları da ayıplı ve eksik ifa ettiğini, bu nedenlerle ........ Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ......... D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ile ayıplı ve eksik imalatın varlığı ispat edildiği, ayrıca davalının sahip olduğu malları devretmesi ve dava sonucunda hüküm altın alınacak tazminatın tazmin edilememe ihtimalinin söz konusu olduğunu, bu sebeple davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3.kişilerde bulunan hak ve alacaklarına, dava konusu alacak kadar ihtiyati haciz konulmasını, inşaatın bitirilmesi için gereken 50.000 TL tazminat ile sözleşmeden kaynaklanan gecikme tazminatı için 50.000 TL olmak üzere belirsiz alacak olarak 100.000 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı vekili ...... tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eser sözleşmesine göre ifa ettiği edimin karşılığı olan hakediş bedelini alamadığını, eserin ifasında yaşanan gecikmenin davacının kusurundan ve işi savsaklamasından kaynaklandığını, müvekkili yüklenici tarafından işin ifası sırasında 2 cins endüstriyel boya sahada uygulanıp her iki boya türü için davacı şirketin kabul ve muvafakatı ile uygulama yapıldığını, Karşı davasında ise; sözleşme gereği müvekkil şirkete ödenmesi gereken hakediş alacağının muayyen olduğunu,...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...... İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporlarına göre yerinde tespit yaptırılarak müvekkili şirketin alacaklı olduğu tutarın belirlendiğini, müvekkil şirkete ödenmesi gereken kalan iş bedelinin 2.014.189,13 TL olarak belirlendiğini, gerek kumlama işi gerek vincin sahada bekletilmesi ve beklenen sürede işçilere yapılan ücret ödemesi bakımından davacı tarafından zarara uğratıldığını, zararın toplam 400.000 TL olduğunu belirterek, davanın reddini ve karşı davanın kabulünü talep etmiş B-) İLK DERECE MAHKEMESİNİN (İSTİNAF EDİLEN) ARA KARARI: ........Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .........E. sayılı........ tarihli ara kararı ile; "...dosya içerisinde yer alan evraklar incelendiğinde tarafların alacak verecek durumu, inşaatın aşaması, sözleşmenin ifa edilip edilmediği yargılama ile netlik kazanacağı kanaati oluşmakla, İİK'nun 257. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulu dosya kapsamında gerçekleşmediğinden davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. C-)DELİLLER: ........ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......... E. sayılı ........ tarihli ara kararı ve tüm dosya kapsamı. D-)İSTİNAF SEBEPLERİ: Hükme karşı davalı-karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulup dilekçede özetle; yukarıda belirtilen cevap ve karşı dava dilekçesindeki hususları tekrar etmiş ve ilaveten; müvekkili şirkete ödenmesi gereken hakediş alacağının muayyen olup sözleşmeye göre hakediş alacağının varlığı hakkında tespit yaptırılıp ihtar keşide edilerek karşı tarafın temerrüte düşürüldüğünü, müvekkili şirketin eser sözleşmesine göre ifa ettiği edimin karşılığı hakediş bedelini alamadığını, bu hususun tespit dosyasındaki rapor ile belirlendiğini, zararın ödenmesi için noterden ihtarname keşide edilse de ödeme yapılmadığını, borçlunun yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla malları gizlemek ya da kaçırma ihtimalinin büyük ölçüde bulunması ve işin içeriği de gözetilerek karşı tarafa sonradan tebligat yapılmak üzere istem doğrultusunda Mahkemece dosya kapsamında yeterli inceleme yapılmadan ve tespit davasına konu bilirkişi raporu irdelenmeksizin somut gerekçelere dayanılmadan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, 2.014.189,13 TL hakediş alacak tutarı ve 400.000 TL faturalı alacağı kumlama işlemine dair muayyen alacak tutarına konu talep için teminat karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Asıl dava iş sahibinin yükleniciye karşı açtığı eksik ve ayıplı iş ile gecikme tazminatından kaynaklı tazminat talebi, karşı dava ise yüklenicinin iş sahibine karşı açtığı hakedişten ve faturaya dayanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, yüklenicinin iş sahibine açtığı karşı davada hakedişten ve faturadan kaynaklı alacak davasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı iş sahibi şirket vekili esas davada davalı yüklenici ile eser sözleşmesi yaptıklarını, davalı yükleniciden eksik ve ayıplı işler ile gecikmeden kaynaklı alacağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı yüklenici ise esas davanın reddi ile bilakis davacı iş sahibinden hakedişten ve faturadan kaynaklı alacağı bulunduğunu belirterek karşı dava açmış ve ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece karşı dava bakımından ..... tarihli ara karar ile; "dosya içerisinde yer alan evraklar incelendiğinde tarafların alacak verecek durumu, inşaatın aşaması, sözleşmenin ifa edilip edilmediği yargılama ile netlik kazanacağı kanaati oluşmakla, İİK'nun 257. maddesi uyarınca yaklaşık ispat koşulu dosya kapsamında gerçekleşmediğinden davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE" şeklinde karar verilmiş; verilen karara karşı davalı-karşı davacı yüklenici Şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, ilk derece mahkemesinin inceleme konusu ara karar başlığında, taraf şirketlerin vergi yada mersis numaralarının ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması, HMK'nın 391 ve 297.maddesine aykırı ise de, belirtilen eksikliklerin her zaman düzeltilmesi mümkün olduğundan anılan husus bu aşamada eleştirmekle yetinilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. HMK'nin 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilen ihtiyati haczin koşullarını düzenleyen İİK'nin 257.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder” hükmüne yer verilmiştir. İhtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nin 257.maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK'nın 258.maddesi "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur" hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usûl hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Söz konusu hükümdeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın hiç aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Delil tespiti; HMK'nın 400 vd. düzenlenmiş olup bu düzenlemelere göre; ileride açılacak bir davada ileri sürülecek bir vakıanın tespiti amacıyla ve hukuki yarar bulunmak şartıyla delil tespiti talebinde bulunulması ve bu nedenle keşif yapılıp bilirkişi raporu alınması mümkündür. Tespiti istenen vakıanın hangi delille tespit edileceğine karar verilmişse, bu kararın yerine getirilmesinde o delilin toplanmasına ilişkin hükümler uygulanacaktır. (HMK 404/1) Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilir. (HMK 403/1) Kanunda karşı tarafın yokluğunda delil tespiti amacıyla keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınması mümkün kılındığına göre alınan rapor tümüyle geçersiz bir rapor olmayıp tespit ettiği bulgular ve vakıalar açılan davada değerlendirilecek bir delildir. Ancak bu delilin HMK 27. maddede düzenlenen hukuki dinlenilme hakkıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu maddeye göre; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Delil tespiti karşı tarafa haber verilmeksizin yapılmış ise, bu rapor kendileri dinlenmeden, rapora etki edecek vakıaları ileri sürme hakkı tanınmadan, açıklama ve ispat hakkı tanınmadan alınmış bir rapor olacağından açıkça veya örtülü olarak kabul edilmedikçe hükme esas alınamaz. Çünkü rapor alındığı sırada hukuki dinlenilme hakkı tanınmamıştır. Yerleşik yargısal uygulamalar da karşı tarafa haber vermeksizin yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporunun karşı tarafça açık veya zımni olarak kabul edilmedikçe hükme esas alınamayacağı yönündedir. (Yargıtay 17. HD. 2016/5163 E. 2016/7147 K. Yargıtay 3. HD. 2015/1957 E. 2016/890 K. Yargıtay 15. HD. 2016/5186 E. 2017/183 K. Yargıtay HGK. 2010/7-450 E. 2010/461 K. ilamları) Eldeki davada dosya kapsamı ve bu açıklamalara göre; davalı-karşı davacı yüklenicinin ihtiyati haciz talebi yönünden iddialarının yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulmuş olan bilgi, belge ve delillerden yaklaşık ispatın henüz gerçekleşmediği, zira taraf vekillerinin huzurunda yapılmadığı anlaşılan tespit dosyasındaki bilirkişi raporu dikkate alınarak ihtiyati haciz talebinin kabulünün mümkün olmadığı, İİK'nın 257.maddede öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair inceleme konusu ara kararın usûl ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davalı-karşı davacı yüklenici Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)HMK'nın 353/1-(b-1) bendi uyarınca; davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati haciz taleplerinin reddine dair, ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ E. sayılı .......... tarihli ara kararı ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-)Artan istinaf avanslarının, İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine, 7-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2026 Başkan E-imza Üye E-imza Üye E-imza Katip E-imza * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*