T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1899 - 2026/94 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1899 KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2024/115 Esas 2024/265 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ... ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİ…
T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1899 - 2026/94 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1899 KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2024/115 Esas 2024/265 Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... ... ELEKTRİK PERAKENDE SATIŞ ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) KARAR TARİHİ : 15/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2024 Tarih ve 2024/115 Esas -2024/265 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında, müvekkilinin sahibi olduğu işletmenin elektriğinin kesilmemesi, elektrik enerjisinin kesintisiz olarak sağlanması ve ödeme işlemlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı kurum tarafından yönetmeliğe ve ilgili kanunlara aykırı olarak düzenlenen Ocak 2024 Dönemine ait 05.01.2024 tarihli ... sıra numaralı e-fatura'nın iptali ile borçlu olmadığının tespitine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece"..Somut uyuşmazlıkta davanın konusunun istirdat davası olduğu, bu dava türünde dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının şart olduğu ancak davacı vekili tarafından davadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna dair her hangi bir belge sunmadığı anlaşıldığından cihetle 7155 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucu Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurmadan dava açılmış olması karşısında davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, ....." karar verilmiştir. DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Yerel mahkemece verilen 2024/115 E., 2024/265 K. sayılı kararda "davanın 7155 sayılı kanunun 20. Maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi ve 7155 sayılı kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurmadan açılmış olması" sebebiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında vekalet ücretine ilişkin herhangi bir karara yer verilmediğini, yerel mahkeme tarafından dava dilekçesi-tensip zaptı taraflarına tebliğ edilmeksizin davacı vekiline arabulucuk tutanaklarını sunmak üzere süre verildiğini, tutanakların süresinde sunulmadığı için dava dilekçesine karşı savunmalarının ve delillerinin sunulmasına dahi fırsat verilmediğini, yargılama giderleri hususunda eksik olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirkete savunma hakkı verilmediğini, davanın usulden reddine karar verilmesinin taraflardan birini etkisiz hale getirerek adil yargılanma ilkesine de zarar verdiğini, müvekkili şirketin davadan haberi dahi olmaksızın resen duruşma açılarak/usulden red kararı verilerek hem adil yargılanma hakkı elinden alındığını, hem de yargılamanın en önemli safhası olan dilekçeler teatisinin bile yerine getirilmediğini, her ne kadar duruşma/kısa karar sonrası şirket vekili olarak taraflarınca vekalet sunularak dahil olunmuşsa da yargılamanın herhangi bir aşamasında bir tarafın kendisini vekille temsil ettirerek vekil tarafından herhangi bir işlem yapılmış olması halinde o tarafın davada haklı çıkması halinde lehine vekâlet ücretine hükmedileceğini. (HMK 323/1-ğ), yerel mahkemece dava dilekçesi ve tensip zaptının taraflarına tebliğ edilmeden/savunma sürelerinin beklenilmeden, vekalet ücreti hususunda taraflarına vekalet ücretine hükmedilmeksizin karar verildiği için istinaf yoluna başvurma zorunluklarının doğduğunu beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; fatura nedeni ile davalı şirkete borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilince, davacı hakkında tahakkuk ettirilen fatura nedeniyle müvekkilinin davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle açılan davanın yapılan yargılaması neticesinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2024 tarih, 2024/115 Esas-2024/265 Karar sayılı kararı ile ".. arabulucuya başvurmadan dava açılmış olması karşısında davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE," karar verildiği, davalı vekilinin süresi içinde İstinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca " Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Davalı vekilince, dava dilekçesi-tensip zaptı tarafına tebliğ edilmeksizin, dava dilekçesine karşı savunmalarının ve delillerinin sunulmasına fırsat verilmeksizin, davanın usulden reddine karar verildiğini, yargılama giderleri hususunda eksik olarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunmuştur. Dosyanın incelenmesinde, ilk derece mahkemesince 04/03/2024 tarihli tensip zaptıyla davanın usulden reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından 14/03/2024 tarihinde dosyaya vekaletname sunduğu görülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesinde yer alan "...Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi nazara alındığında mahkemenin dava dilekçesini davalıya tebliğ etmeksizin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red kararının usule uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinafa gelenin sıfatına göre istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı olan 732,00 TL İstinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın istinaf talebinde bulunan DAVALIDAN tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkartılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/01/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır