Hukuk Genel Kurulu 2026/179 E. , 2026/153 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/2 E., 2025/1 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine ilişkin verilen direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Özel Dairece, Hukuk Genel Kurul…
Hukuk Genel Kurulu 2026/179 E. , 2026/153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2024/2 E., 2025/1 K. 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine ilişkin verilen direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Özel Dairece, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararı doğrultusunda yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili 02.03.2015 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine açılan ihtiyatî tedbir istemli tespit davasında yapılan tespit sonucu bilirkişi raporu alındığını ve 12.08.2010 tarihinde verilen ek karar ile depodaki tohumların satılmaması için uygun koşullarda saklanmak üzere ihtiyatî tedbir konulmasına ve yediemine tevdiine karar verildiğini, bu kararı veren Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin davada görevli olmadığını, bu nedenle verilen tedbir kararı geçersiz olduğu gibi aynı zamanda gereksiz olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından itiraz edilmiş ve böylece kesinleşmemiş bir tespit raporuna dayanarak tedbir uygulanmasının hatalı olduğunu, dosyanın görevsizlikle gönderildiği fikri sınai haklar mahkemesi sıfatı ile Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince de müvekkili şirketin aldığı tespit raporları, yedieminin tohumların bozulacağına dair dilekçesi bilirkişi raporları ve tarafların itirazları dikkate alınarak hâkimler tarafından ihtiyatî tedbir ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmadığı gibi itirazların da değerlendirilmediğini, dört yıl boyunca tüm itirazlara rağmen ihtiyatî tedbir kaldırılmayarak uzun süre uygun olmayan depolama koşullarında kalan tohum materyallerinin çimlenme özelliğini yitirmesine ve çürümesine neden olunduğunu, fikri ve sınai haklar mahkemesi sıfatıyla Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın esasına dair kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulduğunu, bozma kararında davanın ıslahçı payına ilişkin olmadığının, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde görülmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu durumda tüm aşamalar boyunca 5042 sayılı Kanun gereğince verilen ve devam ettirilen tedbir kararlarının da hukuka aykırı olduğunun netlik kazandığını, bu şekilde farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin ciddi zarara uğradığını, zararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesi gereğince davalı idareden tazmini gerektiğini, ancak dava dosyasında çok sayıda bilirkişi raporu bulunması ve yargılama aşamasında alınacak bir bilirkişi raporu sonucu gerçek zararın ortaya çıkacak olması nedeniyle şimdilik davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; bozulan tohumlara ilişkin şimdilik 10.000,00 TL, bu tohum materyalleri için 1995 yılından beri yapılan yatırım ve Ar-Ge çalışmaları dahil masraflara ilişkin şimdilik 10.000,00 TL, bu tohumların satışından elde edeceği ve mahrum kaldığı üç yıllık kâra ilişkin şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL belirsiz tazminat alacağının olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesi vekili 21.04.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, HMK'nın 46. maddesinde gösterilen sınırlı ve sayılı durumları ifade eden sorumluluk nedenleri ve koşullarının oluşmadığını, ayrıca HMK'nın 48. maddesine göre dayanılan sorumluluk nedenlerini ispata yarayacak yeterli delilin de sunulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 6. İhbar olunan hâkimler yargılamaya katılmamışlar ve beyanda bulunmamışlardır. Özel Daire Kararı 7. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/2 Esas, 2015/1 Karar sayılı kararı ile; davanın açıldığı tarih itibariyle davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar miktarı belirlenebilir nitelikte olduğu hâlde davacı tarafça “belirsiz alacak davası” açılmasının HMK'nın 107. maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğu gerekçesi ile davanın hukukî yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun Onama Kararı 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2017 tarihli ve 2016/11-1239 Esas, 2017/1398 Karar sayılı kararı ile Özel Daire kararının onanmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı 10. Hukuk Genel Kurulunun onama kararına karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 11. Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2019 tarihli ve 2019/11-4 Esas, 2019/202 Karar sayılı kararı ile; davacı şirketin davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu ve dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği gerekçesiyle Özel Dairenin kararı oy çokluğu ile bozulmuştur. Özel Dairenin Direnme Kararı 12. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.11.2019 tarihli ve 2019/1 Esas, 2019/4 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 13. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 14. Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2020 tarihli ve 2020/11-228 Esas, 2020/444 Karar sayılı kararı ile; Hukuk Genel Kurulunca verilen bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Özel Dairece verilen direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararının incelenmesi için dosyanın Yargıtay Büyük Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulu Kararı 15. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 26.01.2022 tarihli ve 2022/1 Esas, 2022/1 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay Büyük Genel Kurulunun, Özel Dairece verilen direnme kararını temyizen inceleme görevinin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararının temyiz incelemesi hakkında bir karar verilmek üzere dosyasının Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 16. Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2022 tarihli ve 2022/11-397 Esas, 2022/701 Karar sayılı kararı ile; davacının iddia ettiği zararın varlığının ve miktarının tespiti açısından hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda korunmaya değer bir yararının bulunduğu, bu nedenle Özel Dairece işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak HMK’nın 46. maddesi uyarınca davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı oy çokluğu ile bozulmuştur. Bozma Sonrası Özel Daire Kararı 17. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli ve 2024/2 Esas, 2025/1 Karar sayılı kararı ile; somut olayda HMK'nın 46. maddesindeki sorumluluk şartlarının hiçbirisinin gerçekleşmediği ve davacının sorumluluk nedenlerinin eldeki davada gerçekleştiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın Temyizi 18. Özel Daire kararı süresi içinde davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 19. Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2025 tarihli ve 2025/11-277 Esas, 2025/880 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin yargılama aşamasındaki adli yardım talebinin Özel Dairece reddedildiği, ret kararına karşı yapılan itirazın da Yargıtay 12. Hukuk Dairesince reddedildiği ve kararın kesinleştiği, bu aşamadan sonra kanun yoluna başvuru sırasında, davacı vekili tarafından ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmayı gösterir belge sunulmadığı, yatırılması gereken temyiz harç ve gider avansının yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin adli yardım talebinin reddine ve temyiz başvuru harcı ile maktu temyiz harcını ikmâl etmesi için davacı vekiline muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmesi, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde ise HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi için dosya Özel Daireye geri çevrilmiştir. 20. Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararı sonrasında Özel Dairece, temyiz harçlarının yatırılması için bir haftalık kesin süreli muhtıra davacı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davacı vekili tarafından temyiz harçlarının yatırıldığı belirtilerek dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. II. GEREKÇE 21. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır. 23. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 24. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.