(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/15033 E. , 2007/821 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.7.2002, 26.10.2004, 3.11.2004 gününde verilen dilekçeler ile men'i müdahale ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; men'i müdahale davasının reddine, alacak davasının da kısmen kabulüne dair verilen 5.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesini…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/15033 E. , 2007/821 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 17.7.2002, 26.10.2004, 3.11.2004 gününde verilen dilekçeler ile men'i müdahale ve alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; men'i müdahale davasının reddine, alacak davasının da kısmen kabulüne dair verilen 5.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar 1630 parselin maliki olduğunu davalıya kiraya verilen taşınmaz kira süresi bittiği halde tahliye edilmediğini, 1630 parsele haksız müdahale eden davalının müdahalesinin men’ini, birleştirilen dava dosyalarında ise 2000-2001, 2002 ve 2003 yılları kira alacaklarının tahsilini talep etmişler, Davalı, aslında dava konusu taşımazın kendisi tarafından haricen satın alındığını, yargılama aşamasında da taşınmazın kiralandığını kira parasını maliklerden ...’nin eşi Orhan ile 1 milyar lira olarak kararlaştırıldıklarını, bu miktarında kendisine ödendiğini davanın reddini savunmuştur. Mahkemece elatmanın önlenmesi isteminin reddine, birleştirilen dava dosyalarındaki istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davacılar temyiz etmiştir. Mahkeme ilamında davacılardan bir kısmının isimlerinin yazılmamış olması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiş, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Gerçekten, mahkemenin doğru olarak saptadığı gibi iddia ve savunmadan taraflar arasında sözlü bir hasılat kirası ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır. B.K.nun 270.maddesinde yapılan tanıma göre hasılat kira sözleşmesi kiracıya ücreti karşılığında hasılat getiren bir mal veya hakkın kullanılmasını ve semerelerinden yararlanmasını sağlar. Buna mukabil kiracı da kira parasını ya nakit veya devşirilecek semere veya hasılattan bir hisse olarak kiralayana tediye eder. Ne var ki; orta yerde yazılı bir kira sözleşmesi bulunmadığından ve taraflar kiranın süresi ve kira parası tutarında anlaşamadıklarından bu hususlarda doğan boşluğun mahkemece giderilmesi gerekmektedir. Davacılar mecurdan kiracı davalının tahliye suretiyle çıkartılmasını istediklerinden ve yanlar arasında bir kira ilişkisinin varlığı taraflarca kabul edildiğinden sorunun hasılat kirasını düzenleyen B.K.nun 270 ve devamı maddelerinde çözümü gerekecektir. Sözleşmenin sona ermesi ve fesih hakkı başlıklı B.K.nun 285.maddesinin 2.fıkrasına göre aksine sözleşme bulunmayan hallerde zirai gayrimenkullerde mahalli adetçe cari ilk veya sonbahar mevsimleri için diğer bütün kiralarda herhangi bir zaman içinde fesih ihbarının gönderilmesi bunu takip eden dönemde kiralanandan kiracının tahliyesini istenmesi gerekir. Olayımızda malik olan kiralayan davacılar tarafından kiracı davalıya herhangi bir biçimde fesih ihbarı yapılmadığından kira süresinin aynı şekilde birer yıllık dönemlerle uzadığının, dolayısı ile davalının mecurda halen kiracı olarak bulunduğunun kabulü zorunludur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mahkemenin elatmanın önlenmesi istemini reddetmiş olmasından yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacıların bütün bu hususları amaçlayan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. Ancak; Az yukarıda sözü edildiği üzere hasılat kira sözleşmesinin varlığı tarafların kabulündedir. Kira sözleşmeleri ivazlı sözleşmelerden olduğundan kira parası sözleşmenin esaslı unsurudur. Kira ilişkilerinde kira parasının ödendiğini ispat yükü ise kiracıdadır. Dava edilen ve tahsili istenen kira parasının miktarına göre de HUMK.nun 288.maddesi hükmünce kiranın ödendiği tanık sözü ile değil senetle ispat edilebilir. Yasanın 289.maddesine göre de senetle ispatı gereken bir hususta hakimlikçe açıkça hatırlatılarak karşı tarafın muvafakatı alınmadan tanık dinletmek suretiyle ödeme konusunda bir sonuca ulaşılamaz. Diğer taraftan tarafların yıllık kira parasının miktarında da uyuşmazlıkları bulunduğundan kira parası tutarı tanık olarak dinlenen maliklerden birisinin eşinin beyanı ile mahkeme karar gerekçesinde belirtildiği şekilde kabul edilemez. Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş, yerinde yeniden keşif yapılarak yerel ve uzman ziraatçi bilirkişi maariyetiyle ve mahalli adetler de gözetilerek 2000-2003 yılları arasında her yıl için bilirkişilerce belirlenmeli, davalıdan varsa ödeme belgelerin istenerek, gerek duyulursa ödeme konusunda davalıya yemin teklifi hatırlatmak suretiyle birleştirilen dava dosyalarındaki kira parası alacakları hakkında sonucu dairesinde bir hükme varmak olmalıdır. Yukarıdaki nedenler bir yana bırakılarak davanın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 2.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.