1. Ceza Dairesi 2010/5849 E. , 2012/2627 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten öldürme, 6136 SYM HÜKÜM : 1- 5237 sayılı TCK'nun 81/1, 62/1 md uyarınca 25 yıl hpc 2- 6136 sayılı yasanın 13/1, 5237 sayılı TCK'nun 62/1, 52/3-4 md uyarınca 1 yıl 3 ay hpc ve 1000.00 TL apc TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Sanık müdafiinin, süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin, CMUK'nun 317. maddesi uyarınca, tebliğnamedeki düşünce gibi reddine karar verilmiştir. 2- Toplanan deliller…
**1. Ceza Dairesi 2010/5849 E. , 2012/2627 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten öldürme, 6136 SYM HÜKÜM : 1- 5237 sayılı TCK'nun 81/1, 62/1 md uyarınca 25 yıl hpc 2- 6136 sayılı yasanın 13/1, 5237 sayılı TCK'nun 62/1, 52/3-4 md uyarınca 1 yıl 3 ay hpc ve 1000.00 TL apc TÜRK MİLLETİ ADINA 1- Sanık müdafiinin, süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin, CMUK'nun 317. maddesi uyarınca, tebliğnamedeki düşünce gibi reddine karar verilmiştir. 2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'nin kasten insan öldürme ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ilişkin cezalarını azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmediğinden, katılanlar vekilinin bir nedene dayanmayan; sanık müdafiinin yasal savunmaya vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, A- Sanığın 6136 sayılı kanuna muhalefet suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), B- Sanığın kasten insan öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden; Oluşa ve dosya içeriğine göre; maktulün köyün dışında, kendi ailesine ait mısır tarlası içerisinde, tabancayla uzak atış mesafesinden vurularak öldürülmüş halde bulunduğu, maktulün kemerinde cep telefonu kılıfının takılı olduğu ancak cep telefonunun bulunamadığı, aynı gün, köyde maktul ile aralarında ilişki bulunduguna dair söylenti olması nedeniyle kuşkulanılan sanığın evinde arama yapılıp beyanının alındığı, sanığın önce olayı inkar ettiği, olay faili meçhul olarak arkştırılırken yaklaşık iki ay sonra, suçta kullanılan tabancayla birlikte sanığın kolluk güçlerine giderek cinayeti kendisinin işlediğini ikrar ettiği, olayın nedeni olarak da, yaklaşık bir yıl kadar önce ahırda kafasına vurulması nedeniyle bayıldığını, kendine geldiğinde maktulün tecavüz ettiğini ve çıplak halde fotoğraflarını cep telefonuyla çektiğini anladığını, maktulden çok defa çektiği uygunsuz fotoğrafları silmesini istemesine karşın maktulün silmediğini, bunları teşhir edeceğini söyleyerek kendisine şantaj yaptığı için maktulle bir kez daha cinsel ilişkiye girmek zorunda kaldığını, maktulün sürekli kendisini gerek cep telefonundan yaptığı aralamalarla gerekse gördüğü yerde laf atarak tacizde bulunduğunu, bu nedenle cep telefon numarasını değiştirmek zorunda kaldığını, ancak maktulün sırnaşıkça eylemlerden vazgeçmediğini, sürekli fotoğraflarını kullanarak birlikte olmak istediğini, kendisinin reddettiğini, olay günü de, eşi ... iline gittiğinden evde küçük çocuklarıyla birlikte olduğu sırada gece saat 22.00 sularında maktulün gelip evin penceresine vurduğunu, sabah 06.00'da görüşelim, bu kez fotoğraflarını sileceğim dediğini, kendisinin de kabul edip sabahleyin maktulle kararlaştırdıkları yere gittiğini ve orada maktulden cep telefonundaki resimleri silmesini istediğini, maktulün silmediğini, tartıştıklarını, maktul, üzerine doğru geldiğinde ise eşine ait tabancayla iki el ateş etmek suretiyle öldürdüğünü, içerisinde resimlerinin bulunduğu maktulün cep telefonunu alarak evine getirip sobada yaktığını savunduğu; öldürme anına ilişkin tanığın bulunmadığı olayda; her ne kadar sanık maktulle aralarında ilişki olmadığını belirtmekte ise de, özellikle sanık ve maktulün cep telefon kayıtlarına göre, olay tarihinden yaklaşık dört ay öncesine kadar yoğun şekildeki karşılıklı görüşmelerinin olmasına karşın, sanığın yaklaşık 4 ay önce aldığı cep telefon numarasıyla maktulün cep telefonu arasında hiç bir görüşmenin bulunmaması, sanığın cep telefon makinesine takılan eşine ait telefon numarası ile maktulün ev, cep ve iş telefonlarının birkaç kez aranmış olmasının sanık tarafından arandığını göstermeyeceği, bu itibarla; savunmanın aksine, sanık ile maktul arasında önce rızaya dayalı bir ilişkinin bulunduğu, son birkaç aylık dönemde ise sanığın maktul ile ilişkisini sürdürmek istemediği, sanığa ait çıplak fotoğrafları cep telefonunda bulunan maktulün ise bunları teşhir edeceği gerekçesiyle sanığı yeniden ilişkiye zorladığı, bunu şantaj aracı olarak kullandığı, olay günü de yine maktulün, geceleyin, eşi evde olmayan sanığın evine gelip pencereye vurmak suretiyle çağırdığı ve sabah buluşmak istediği, sanığın da, olay yerine gittiğinde yine cep telefonundaki görüntüleri silmesini istediği, olumsuz karşılık verince tabancayla vurup öldürdüğü, maktulün üzerinden aldığı cep telefonunu da imha ettiği, daha sonra kendiliğinden teslim olup faili meçhul olarak araştırılan olayı samimi olarak ikrarda bulunmak suretiyle aydınlattığı, sanığın eylemini maktulden kaynaklanan ve tahrik oluşturan haksız eylemler nedeniyle işlediği anlaşıldığından, tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören TCK'nun 29. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini yerine, yazılı şekilde tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına (BOZULMASINA), 09/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.