1. Hukuk Dairesi 2021/10144 E. , 2022/1836 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili, İstanbul İli, ... İlçesi, Piri Mehmet Paşa Mahallesinde bulunan 229 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısımları hakkında ... Belediye Başkanlığı’nca kamunun yararlanmasına açık kumsal olarak düzenlenmesine karar verildiğini, Anayasa’nın 43.maddesi ve 3621 say…
**1. Hukuk Dairesi 2021/10144 E. , 2022/1836 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava, 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili, İstanbul İli, ... İlçesi, Piri Mehmet Paşa Mahallesinde bulunan 229 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısımları hakkında ... Belediye Başkanlığı’nca kamunun yararlanmasına açık kumsal olarak düzenlenmesine karar verildiğini, Anayasa’nın 43.maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olamayacağını, bu alanda oluşan tapu kayıtlarının bu yerlerin özde kıyı olması olgusunu ortadan kaldırmayacağını, taşınmazı satın alan 3. kişilerin de TMK’nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağını ileri sürerek taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan kısımların tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, çekişmeli taşınmazın müvekkillerinin tapulu yeri olup tapu tesis tarihinden beri aynı sınırlarla kültür arazisi olarak kullanıldığını, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin işlemin müvekkilerine tebliğ edilmediğini, kıyı kenar çizgisinin yeniden usulüne uygun olarak tespit edilmesi gerektiğini, davanın mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini ve tapu kaydına güven ilkesinin ihlal edildiğini, Mahkemece Kıyı Kanunu’nun uygulanmasına karar verilmesi halinde zararın tazmininin gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onanmış ise de taraf vekillerinin karar düzeltme isteminde bulunmaları nedeniyle onama kararı kaldırılarak, bu kez 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen cümle ile Geçici 10. madde uyarınca davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ve dava tarihi itibariyle haklı olan davacının sonradan çıkan yasa nedeniyle haksız duruma düştüğü gözetilerek yargılama gideri ile vekâlet ücretinden davalıların sorumlu tutulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Karar davacı Hazine vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince önce onanmış, karar düzeltme istemi üzerine de onama kararı yargılama giderleriyle ilgili bölüm bakımından kaldırılarak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğü giren 6099 sayılı Kanun uyarınca davayı kaybetse dahi davalı tarafın yargılama giderinden ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, karar bu yöne hasren bozulmuştur.