4. Hukuk Dairesi 2021/21312 E. , 2024/8233 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/921 E., 2021/1179 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun vekalet…
**4. Hukuk Dairesi 2021/21312 E. , 2024/8233 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/921 E., 2021/1179 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... Gazetesi'nde 27.02.2015 tarihinde yayınlanan "Hanedan" başlıklı köşe yazısı nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını; müvekkili Y. Ali Koç'un 25.02.2015 tarihinde İstihdam Görev Gücü Koordinatör Başkanı sıfatı ile küresel sorunların ele alındığı "G20-OECD Nitelikli Çıraklık ve İşbaşında Eğitimin Teşviki Konferansının" açılış konuşmasında işsizlik konusunda yaptığı açıklamaların yanlış yorumlanarak dava konusu köşe yazısının kaleme alındığını, toplantının konusunun uluslararası bir sorun olan işsizlik olduğunu, dava konusu yazı ile davacıların toplumdaki saygınlığına zarar verildiğini, yazının ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini; 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre davalıların eser sahibi, imtiyaz sahibi ve yönetim kurulu başkanı olarak oluşan zarardan birlikte sorumlu olduklarını belirterek her bir davacı yönünden 50.000,00 TL olmak üzere 150.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile kararın yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu köşe yazısının eleştiri mahiyetinde basın ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaleme alındığını, kamu yararı gözetilerek güncel bir konunun okuyucular ile paylaşıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu yazıda davacı ...'un konuşmalarından yola çıkılarak davacılara yönelik eleştirilerin dile getirildiği, davacıların ticaret ve iş çevrelerinde tanınmaları, topluma mal olmaları karşısında eleştirilere toplumun diğer kesimlerine göre daha açık olmalarının gerektiği, dava konusu köşe yazısı bir bütün olarak ele alındığında, basın özgürlüğü ve eleştiri hakkı sınırları içinde kaldığı, davacıların kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu köşe yazısının hukuka uygunluk ve eleştiri sınırları içerisinde bulunmadığını, ayrıca kararın yayınlanması talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, gerçek olmayan isnatların eleştiri olarak kabul edilemeyeceğini, bir yazının gerçek olmaması ile hukuka aykırı ... geldiğini, köşe yazısındaki isnatların davalı tarafça ispatlanmadığını, iftira niteliğinde olduğunu, müvekkilinin işsizlik konusunda yapmış olduğu bir konuşmanın siyaset malzemesine dönüştürüldüğünü, yazının eleştiri sınırlarını aştığını, dava tümden reddedilmesine rağmen nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yazının ana temasının Türkiye ile IMF arasındaki ekonomik ilişkiler olduğu, bu bağlamda davacılar hakkında da birtakım eleştirilerde bulunulduğu, davacıların doğrudan hedef alınmadığı, yazının ağır eleştiri ve rahatsız edici nitelikte olduğu ancak kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı boyutuna ulaşmadığı; tanınmış ve topluma mal olmuş kişilerin diğer kişilere göre eleştiriye daha fazla açık olması gerektiği, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında aktarıldığı, habere yönelik kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin vekalet ücreti dışındaki istinaf taleplerinin reddine; vekalet ücreti yönünden istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu köşe yazısının hukuka uygunluk ve eleştiri sınırları içerisinde bulunmadığını, ayrıca kararın yayınlanması talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, gerçek olmayan isnatların eleştiri olarak kabul edilemeyeceğini, bir yazının gerçek olmaması ile hukuka aykırı ... geldiğini, köşe yazısındaki isnatların davalı tarafça ispatlanmadığı, iftira niteliğinde olduğunu, müvekkilinin işsizlik konusunda yapmış olduğu bir konuşmanın siyaset malzemesine dönüştürüldüğünü, yazının eleştiri sınırlarını aştığını, müvekkillerinin siyasetçi olmaması nedeniyle ağır eleştirilere katlanmak yükümlülüklerinin bulunmadığını, müvekkillerinin itibarının zedelendiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; Yeni Şafak Gazetesi'nde 27.02.2015 tarihinde yayınlanan köşe yazısı nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve hükmün yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacı ...'un 25.02.2015 tarihinde "G20-OECD Nitelikli Çıraklık ve İşbaşında Eğitimin Teşviki Konferansının" açılış konuşmasında işsizlik konusunda yaptığı açıklamalar üzerine eleştiri niteliğinde dava konusu köşe yazısının kaleme alındığı; köşe yazısının toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında köşe yazısında geçen söz ve ifadelerin, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.