4. Hukuk Dairesi 2023/1917 E. , 2024/5577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1505 E., 2022/2034 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın usulden reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/257 E., 2022/64 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edi
**4. Hukuk Dairesi 2023/1917 E. , 2024/5577 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1505 E., 2022/2034 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın usulden reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/257 E., 2022/64 K. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in Almanya'da doğduğunu, 1991 yılından beri kendisi ve ailesinin geçimini sağlayan bir iş insanı olduğunu, davalının 2014 yılına kadar Almanya'da ikamet eden müvekkiline 300.000,00 Euro'ya ulaşan yatırımlarının artık çok fazla olduğunu, bankalardan kredi çekmek suretiyle kaynak bulma yoluna gitmelerini ancak müvekkilinin Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle bankaların şirkete kredi vermedikleri yönünde müvekkilini aldatarak %81 hissesini 2012 yılında bedelsiz devraldığını, taraflar arasında davalar bulunduğunu, davalının bu davalarda adli yardım kararı aldığını, adli yardım kararı almak için davalı (açılan davalarda davacı) tarafından sunulan fakirlik belgesinin kötü niyetle alındığını, davalının halihazırdaki ekonomik durumu nedeniyle fakirlik belgesinin geçersiz olduğunu belirterek bu yönde tespit kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap-karşı dava dilekçesinde; bahsi geçen ticaret şirketinin banka kayıtlarının dava dosyasında bulunduğunu, şirketin kurumsal kimlik ve yapısı olması nedeni ile basiretli tacir sıfatı ile hareket etme harici bir imkanının bulunmadığını, şirketin kasten batırılmasının asli faillerinin davacılar olduğunu belirterek davacılar tarafından yaratılan durumlar nedeni ile karşılaştığı durumlar neticesinde 50.000,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlar olup dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullar olduğu, Mahkemenin, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceleyeceği ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı olmadığı, dava şartlarının dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar varolması gerektiği, dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemenin HMK 115 maddesi gereği dava şartı noksanlığı sebebiyle davayı usulden reddetmesi gerektiği davacılar davalı için düzenlenen fakirlik belgesinin geçersizliğini talep etmiş ise de bunun Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği, dava açmasında hukuki yararı olmadığı, gerekçesiyle, davacı tarafça 6100 sayılı Yasa'nın 114/1-h maddesi gereğince davacılar - karşı davalıların dava açmakta hukuki yararı olmaması nedeniyle 6100 sayılı Yasa'nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalı - karşı davacının talebinin tefriki ile yeni esasa kaydedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalının müvekkillerinden davacı ...'in fiilen eski ortağı olduğunu, derdest davalar sebebiyle hukuki ortaklığının devam ettiğini, 2014 yılı sonu, 2015 ve 2016 yıllarında müvekkili ile ortaklığının bulunduğunu,...Kozmetik unvanlı şirketin milyonlarca lira değerinde mal ve parasını kaçırdığını, 2015 yılı başlarında gayri faal ... getirdiğini, bu şirketin geçmiş dönemdeki ekonomik itibarını kullanmak suretiyle Finansbank Pendik Şubesinden muhtelif tarihlerde 412.000,00-TL ve 120.000,00 TL kredi kullandığını, bu hususların banka kayıtları ve icra dosyaları ile sabit olduğunu, müvekkilinin kız kardeşi... ve eniştesi ...'ndan daha evvel almış olduğu vekaletnamelerdeki yetkilerini kötüye kullanarak bu kişilere ait gayrimenkulleri üçüncü şahıslara devrederek haksız kazanç elde ettiğini, tüm bu haksız kazançlara rağmen uhdesinde bulunan mal ve parasını gizleyerek fakirlik belgesi aldığını, mahkemelerce yapılan mal varlığı sorgusunda kendi adına aktif ve pasif gayrimenkulleri bulunduğunu, kendi adına olmamakla birlikte yakın komşuları tarafından gönderilen fotoğraftan ve davalının ikrar niteliğindeki beyanlarından anlaşılacağı üzere 34 HU 0173 plakalı aracın sahibi olduğunu. Tüm bu hususlarla ilgili dava dosyaları, banka kayıtları ve diğer delillerin davanın esası incelenmediğinden sunulamadığını ve dosyaya celp edilemediğini, ilk derece mahkemesince hukuki dinlenme hakkının gereği olarak taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi hususu ile Anayasa'nın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesine aykırı davranıldığını belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; somut uyuşmazlıkta davacı, taraflar arasında görülen davalarda davacı olan, eldeki uyuşmazlık bakımından ise davalı olan ...'in adli yardım kararı almak üzere sunduğu fakirlik belgesinin geçersizliğinin tespitini talep etmiş olup, HMK'nın 336. ve 338. maddeleri gereğince adli yardım kararına itirazın davanın görüldüğü mahkemede ileri sürülmesi gerektiği, bu nedenle açılan davada, davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının dava dilekçesinde açıklanan tüm haksız kazançlarına rağmen uhdesinde bulunan mal ve parasını gizleyerek fakirlik belgesi aldığı, mahkemelerce yapılan mal varlığı sorgusunda kendi adına aktif ve pasif gayrimenkulleri bulunduğu, kendi adına olmamakla birlikte yakın komşuları tarafından gönderilen fotoğraftan ve davalının ikrar niteliğindeki beyanlarından anlaşılacağı üzere 34 HU 0173 plakalı aracın sahibi olduğu hususlarına yer verildiği, ancak dava dosyaları, banka kayıtları ve diğer delillerin davanın esası incelenmediğinden sunulamadığını ve dosyaya celp edilmediği, davalı tarafından -kendi beyanına göre- ikamet ettiği muhtarlıktan kolaylıkla aldığı fakirlik belgesiyle davacılara yönelik onlarca hukuk davası ikame edebildiği, 1.000.000,00 TL tutarındaki icra dosyasının teminatsız durdurulması imkanına erişebildiği, davacıların zaman ve para kaybına sebebiyet verdiği, nihayetinde de mahkemelerde gereksiz iş yükü ve zaman kaybına sebebiyet verdiği, devlet bütçesine de zarar verildiği, davalının bu eylemlerinin halen devam ettiği, şahsen davacı avukatına karşı da davalı tarafından 26 adet dava açıldığı, ilk derece mahkemesi kararının aksine- davacı avukatının da içinde bulunduğu davacıların hukuki yararının yanı sıra mahkemelerin ve hazinenin de yararı bulunduğundan kamu yararı bulunduğu, hukuki dinlenilme hakkı gereği de taraflar duruşmaya çağrılıp dinlenilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı tarafça farklı dava dosyalarında ibraz edilen fakirlik belgesinin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 106,114, 336 ve 338 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, HMK'nın 338 inci maddesinde adli yardımdan yararlanan kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi verdiğinin ortaya çıkması veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği anlaşılırsa adli yardım kararının mahkemesince kaldırılabileceğine dair mevcut düzenleme gözetildiğinde davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamasına göre davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.