8. Hukuk Dairesi 2007/1570 E., 2007/2575 K. 8. Hukuk Dairesi 2007/1570 E., 2007/2575 K. - KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - KISMİ KAZANMA- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 639 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 15 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 33 ] İsmet ile Halil aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair (Kırıkkale Birinci Asliye Hukuk Hakimliği) nden verilen 16.11.2006 gün ve 205/383 sayılı hükmü…
8. Hukuk Dairesi 2007/1570 E., 2007/2575 K. **8. Hukuk Dairesi 2007/1570 E., 2007/2575 K.** **- KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ - KISMİ KAZANMA**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 713 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 639 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 15 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 33 ] **"İçtihat Metni"** İsmet ile Halil aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair (Kırıkkale Birinci Asliye Hukuk Hakimliği) nden verilen 16.11.2006 gün ve 205/383 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı vekili, TMK'nın 713/2. maddesinde yazılı ölüm sebebine dayanarak dava dilekçesinde ada ve parsel numaraları yazılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının dava konusu parseller üzerinde sürdürdüğü fer'i zilyetliğin ve kısmi kullanmanın kazanma sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. \* Mahkemece, davada taraf durumunu almayan Esma adına yazılı 378 ada 6, 7 ve Eşe adına yazılı 234 ada 13 parsellerin davalının miras bırakanıyla ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle bu parseller hakkındaki davanın husumet yokluğu, 378 ada 4, 5; 379 ada 17; 234 ada 11, 19 ve 20 parsellerin TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar kısmi kazanmanın mümkün olmaması, 01.01.2002 tarihinden dava tarihine kadar da kazanma süresi ve koşullarının geçmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; dava'cı vekili açıklama yapmaksızın hükmün tümünü temyiz etmiştir. Davacı vekili, dava konusu parsellerin kayıt maliki Ömer'in 19.10.1970 tarihinde öldüğünü, kayıtların intikal ettirilmediğini, dava tarihine kadar vekil edeni tarafından koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, tüm kayıtların hukuki değerini yitirdiğini belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dosya arasındaki kayıt örneklerine göre, 378 ada 6 ve 7 parseller Esma, 234 ada 13 parsel de Eşe adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Kayıt malikleri aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı gibi, davalının miras bırakanıyla ilgisi de belirlenememiştir. Mahkemece kayıt durumları gözönünde tutularak bu parseller hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 2. bendinde numaraları yazılı parsellere ilişkin bölümünün ONANMASINA, 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden önce kısmi kazanmanın mümkün olup olmadığı sorununa gelince; mahkemece TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar kısmi kazanmanın mümkün olmadığı, bu tarihten dava tarihine kadar geçen sürenin kazanma süresine ulaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kısmi kazanma yönünden yürürlükten kaldırılan Kanunu Medeni'nin 639/2. maddesinde herhangi bir açıklama bulunmamakta idi. Aynı konuyu düzenlemiş olmasına karşın Kanunu Medeni 639/2 ile bunun karşılığı olan TMK'nın 713/2. fıkrasının metinleri ve yazılışı birbirinden farklıdır. Yürürlükten kaldırılan Kanun tapuda kayıtlı taşınmazdan söz etmiş, TMK'nın 713/2. fıkrasında "Aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bulunan bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir. Görüldüğü üzere; TMK'nın 713/2. maddesinde kısmi kazanmaya açıkça yer verilmiştir. 18.04.1960 gün ve 15/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kısmi kazanmanın mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ancak, yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 42. maddesi ve 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmüne göre bir taşınmazın tamamı, bölünebilir bir parçası veya bir payının olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 33. maddesinin 3. fıkrasıyla, genel hüküm niteliği kazandırılan 15. madde hükmü genel hükümlere göre açılan tüm davalara uygulama kabiliyeti olan bir hükümdür. Bu hükümler ve yerleşmiş uygulamaya göre, 01.01.2002 tarihinden önceki evrede koşulları mevcut olduğu takdirde bir taşınmazın tamamının, imar mevzuatına göre bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının veya bir payının olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün bulunmakta idi. Bu yasal düzenlemeler karşısında yukarıda tarih ve sayısı yazılı İçtihadı Birleştirme Kararının da uygulama kabiliyeti son bulmuştur. Bu açıklamalara göre, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde ve yasal değildir. Kayıt maliki 19.10.1970 tarihinde öldüğüne, tapu kayıtları intikal ettirilmediğine, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği ileri sürülerek iptal ve tescil istenildiğine göre, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. bendinde ada ve parsel numaraları yazılı taşınmazlara ilişkin hüküm bölümlerinin (BOZULMASINA) ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.04.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.