Başvuru, kolluk kuvvetleri tarafından toplantıya yapılan müdahale neticesinde yaralanma meydana gelmesi ve bu olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedenleriyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının, miting ve gösteri yürüyüşüne müdahale edilmesi nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kolluk kuvvetleri tarafından toplantıya yapılan müdahale neticesinde yaralanma meydana gelmesi ve bu olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkili olmaması nedenleriyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının, miting ve gösteri yürüyüşüne müdahale edilmesi nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1965 doğumludur ve olay tarihinde İzmir'de yaşamaktadır. Başvurucu 13/2/2015 tarihinde bazı sivil toplum kuruluşlarının laik, bilimsel ve ana dilinde eğitim konusunda ülke genelinde düzenlediği basın toplantısı ve protesto gösterilerinin İzmir'de düzenlenen kısmına katılmak istediğini belirtmektedir. Başvurucu; henüz açıklama yapılmadan Basmane Meydanı'nda toplanan gruba kolluğun basınçlı su ve biber gazı ile müdahalede bulunduğunu, bu müdahaleden etkilendiğini ve ıslandığını, İzmir Fuarı'na doğru kaçtığını, bazı insanların polisler tarafından darbedilerek gözaltına alınmasını alkışlayarak protesto ettiğini, bu nedenle polislerin arasında olan bir kolluk amirinin kendisini gözaltına almaya çalıştığını ve diğer kolluk görevlilerinin de yanlarına gelerek kendisini darbettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, olay nedeniyle gözaltına alınmadığını beyan etmiştir. Başvurucu hakkında açılan ceza davası olup olmadığına ilişkin bilgi başvuru dosyasına yansımamıştır.A. Sağlık Raporları Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi tarafından başvurucu hakkında düzenlenen 13/2/2015 tarihli genel adli muayene raporu şöyledir:"-Olayın Öyküsü; Hatırladığım kadarıyla eylem alanında bir polis memuru kafama gözüme vurdu. Başım döndü yere düştüm. 7-8 polis memuru beni alıp götürmek için aralarında sırtımı yumrukladılar, copladılar, her tarafım çok ağrıyor dedi. - Lezyon(lar) ile ilgili bulgular: Sırt bölgesinde yukarıdan aşağıya gerileyen lezyon 10 cm-15 cm- 22 cm eninde, 3 cm boyut, sol zigomatik kemik üzerinde 7 cm çaplı hematom + ekimoz.-Sonuç; Hayati tehlikesi yoktur. Mevcut bulgular BTT [basit tıbbi müdahale] ile giderilir." Başvurucu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliğine başvurmuş; kendisi hakkında 26/2/2015 tarihli değerlendirme raporu düzenlenmiştir. Anılan raporuns onuç kısmı şöyledir: "17/2/2015 tarihinde işkence gördüğü iddiasıyla başvuran 1965-Ankara doğumlu Nuray Pehlivan'ın tarafımızdan koordine edilen tetkik, değerlendirme ve konsültasyonu sonucunda; Yumuşak doku travması tanısı konulmuş olup tedavisi halen devam etmektedir.-Kişinin olaylara dair anlatımları, yakınmalarına ilişkin alınmış olan anamnez, yapılan fiziksel değerlendirme, muayene bulguları, tetkik sonuçları bir arada ve bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde;Kişinin bu süreçte insan eliyle oluşturulmuş travmaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Hastalık Sınıflandırması, ICD 10 kapsamında YO3 kodu ile de belirtilen işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele kapsamı içinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatini bildirir değerlendirme raporudur." Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 16/9/2015 tarihli raporun sonuç kısmı şöyledir:"Mevcut tıbbi belgeye ve ön raporda incelenen genel adli muayene raporuna istinaden; darp sonrası şahısta tarif edilen, sol zigomatik bölgede hematoma ve sırtta yukarıdan aşağıya uzanan 10 cm-15 cm- 22 cm eninde, 3 cm boyunda ekimoz alanlarına ulaşan yaralanmasının;1-) Şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, 2-) Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte HAFİF OLMADIĞI kanaatini bildirir rapordur."B. Ceza Soruşturması Süreci Başvurucu; kendisini yaralayan kolluk görevlileri hakkında işkence, hakaret, kişi özgürlüğünden yoksun kılma, olay yerinde bulunan diğer kolluk görevlileri hakkında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, tüm görevliler hakkında ise görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) 8/5/2015 tarihli dilekçe ile şikâyette bulunmuştur. Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturmada, şikâyete konu toplantıyı gösteren kamera görüntüleri -MOBESE, kolluğun kaydettiği görüntüler- temin edilmiş; görüntülerin incelenmesi amacıyla bilirkişi atanmıştır. Yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 17/5/2016 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitler şöyledir: "CD içerisinde 11 adet fotoğraf ile bu fotoğraflarla aynı konulu bir adet video dosyasının olduğu tespit edilmiştir. Fotoğraflar ile video dosyasındaki görevli polis memurlarının teşhisi için gönderilen dosya içerisindeki 513 adet vesikalık fotoğraflar mukayese edildiğinde; ... sicil numaralı Y.Y., ... sicil numaralı ... sicil numaralı G. isimli polis memurları olabileceği, teşhis için kullanılan fotoğrafların tamamının vesikalık bir adet resim olduğu düşünüldüğünde yanılma payının bulunabileceği yine fotoğraflarda görülen kaskın son numarasının 6 ile bittiği görüldüğünden, kaskında ... sicil numaralı ya ait olabileceği değerlendirilmiştir. Mukayese için gönderilen 513 adet vesikalık albümde amirlerin fotoğraflarının bulunmadığı, zira isim listelerindeki sıralama ile fotoğraf albümü sıralaması arasında eksiklikler mevcut olduğu tespit edilmiştir." Başsavcılık 2/6/2015 tarihinde başvurucunun beyanını almış; başvurucu, şikâyet dilekçesinde yer alan benzer ifadelerde bulunmuştur. Başsavcılık 19/11/2015 tarihinde tanık Z.F.Y.nin beyanını almıştır. Tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir:"Olay günü 2015 yılı Şubat ayı ortalarında Basmane meydanında düzenlenen bilimsel ve laik eğitim için boykota Nuray hanım ile birlikte katıldık. Basmane meydanındaki topluluğa biber gazı ve tomalardan su sıkılması ile beraber biz fuar içerisine girdik. Burada Tarım pavyonu önünde arkadaşlarla yeniden toplandık Nuray hanım benim yanımdaydı. Buraya polisler gelerek burada bize fiziki müdahalede bulundular. Nuray hanımı dövdüler ben bunu gördüm. Benim gördüğümde görevli polis memurlardan birisi başındaki kask ile Nuray hanıma vuruyordu. Kaskın numarasını bilmiyorum sadece 35 ile başladığını gördüm. Özellikle 4 memuru görsem tanırım....Bana göstermiş olduğunuz vesikalık resimlerden tanıyabileceğimi zannetmiyorum. Buradaki görevli polis memurlarının tamamı resmi kıyafetliydi." Başsavcılık 30/9/2016 tarihinde tanık kolluk görevlisi Ş.K.nın beyanını almıştır. Tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir:"Olay tarihinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde Emniyet Amiri olarak görev yapmaktaydım. Bana anlatmış olduğunuz olayı hatırladım. 13/02/2015 tarihinde Basmane Meydanı'nda İzinsiz Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü yapılmıştı. Gerekli ihtaratları Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde görevli memur arkadaşlar yerine getirdiler. Ancak kalabalık izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde ısrar edince ve yolu ulaşıma kapatınca bizler kalabalığı dağıtmak, yolu ulaşıma açmak için müdahalede bulunduk. Müdahale sırasında kesinlikle zor kullanmaya ilişkin yetkimizin sınırını aşmadık. Şu an bana göstermiş olduğunuz fotoğrafta amir üniforması olan kişi benim. Grubu dağıtırken bir kısım kişiler fuar alanı içerisine girmişti. Grubu sevk ve idare ettiğimi düşündüğümüz kişileri yakalamak için müdahalede bulunduk ancak buna bir kısım şahıslar engel oldular. Bu arada görevli polis memurları ile şahıslar arasında iteleşme oldu. Ancak bu sırada polis memurları kesinlikle şahıslara vurmadılar. Şahıslardaki yaralanma bu iteleşme sırasında olmuştur ve hafif niteliktedir. Fotoğraftan da görüleceği üzere ben müşteki şahsa hiç bir şekilde el uzatmadım. Aksine olayı yatıştırmaya çalışıyordum. Fotoğrafta benim hemen yanımda görünen polis memuru E.Ü.dür. Kendisi olay tarihinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde görev yapmaktaydı. Ben kendisinin savcılığınıza müracaatını sağlayacağım. Ancak ne E. ne de diğer polis memurları müşteki şahsa vurmadılar. Müşteki şahıstaki yaralanmalar muhtemelen o arbede sırasında olmuştur. Belki de müşteki şahsı vermek istemeyen şahıslar bile yapmış olabilir. Olay hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir." Başsavcılık tarafından şüpheli E.Ü.nün 3/10/2016 tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"2012 yılı Haziran Ayı'ndan 30 Eylül 2016 tarihine kadar İzmir Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yaptım. Bana okumuş olduğunuz olayı hatırladım. Olay tarihinde Basmane Meydanı'nda izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmıştı. Gerekli ihtaratları Güvenlik Şube Müdürlüğü'nde görevli memur arkadaşlar yerine getirdiler. Ancak kalabalık izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde ısrar edince ve yolu ulaşıma kapatınca, bizler kalabalığı dağıtmak, yolu ulaşıma açmak için müdahalede bulunduk. Müdahale sırasında kesinlikle zor kullanmaya ilişkin yetkimizin sınırını aşmadık. Grubu dağıtırken bir kısım kişiler fuar alanı içerisine girmişti. Fuarın içi de kalabalıktı. Grubu sevk ve idare ettiğini düşündüğümüz kişileri yakalamak için müdahalede bulunduk. Ancak buna bir kısım şahıslar engel oldular. Almak istediğimiz şahısları, bu şahıslar çekiyorlardı. O arada aramızda iteleşme oldu. Bu iteleşme sırasında, ne ben ne de diğer arkadaşlarım şahıslara vurmadık. Şuan göstermiş olduğunuz fotoğrafta 2 numara ile işaretlenmiş kişi benim. Yanımdaki rütbeli kişi de dönemin Çevik Kuvvet Şube Müdür Yardımcısı Ş.K.dir. Fotoğraftan da görüleceği üzere ben müşteki şahsa hiç bir şekilde el uzatmadım. Müşteki şahıstaki yaralanmalar, muhtemelen o arbede sırasında olmuştur. Belki de müşteki şahsı vermek istemeyen şahıslar bile yapmış olabilir. Doktor raporundan da açıkça görüleceği üzere müştekinin sırt bölgesinde geniş ekimotik alanlar tarif edilmektedir. Bu alanları oluşturabilecek künt bir cisim ne benim ne de diğer polis memuru arkadaşların elinde yoktu. Ne ben ne de diğer arkadaşlarım olay sırasında cop kullanmadık. Bu durum olaya ilişkin fotoğraflarda da açıkça görülecektir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Suçsuzum. Amirim olan Ş.K.da müşteki şahsa vurmadı. Aksine, olayı yatıştırmak için müdahalede bulundu. Fotoğrafta bana göstermiş olduğunuz ve bilirkişinin 2 numara olarak işaretlediği kişi benim. Bu şahıs değildir. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde 1200 polis memuru görev yapmaktadır. Dolayısıyla hepsini tanımam mümkün değildir." Başsavcılık tarafından şüpheli G.nin 28/11/2016 tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Bana bahsetmiş olay günü ben İzmir Çevik Kuvvet Müdürlüğü kadrosunda görevliydim.!2015 tarihinde Basmane Fuar Alanı girişinde görevliydik. Benim kullanmış olduğum Kask numarası ...dır. O gün toplanan grup kanunsuz olarak yürümek istedi bizde o gün bizden sorumlu olan Emniyet Amirimiz talimatı gereği gruba müdahalede bulunduk. Grup içerisinde bulunan bazı kişiler fuar alanına doğru kaçtılar. Bizde bize verilen talimat gereği fuar alanına doğru kaçan kişileri gözaltına almak için şahısların peşinden gittik. Bana göstermiş olduğunuz olayda ki Nuray PEHLİVAN isimli şahıs ile ilgili herhangi bir husumetim bulunmamaktadır. Nuray isimli şahıs o gün toplanan grubu provoke ediyordu. Bu sebep ile de amirimiz bayan şahsı gözaltına almaya çalışıyordu bayanın direnmesinden dolayı bizde amirimize şahsı gözaltına alma amacı ile kanunda belirtilen orantıda müdahalede bulunduk. Bu müdahale sırasında ben Nuray isimli şahısa vurmadım. Sadece onun direncini kırma amacı ile müdahalede bulundum. Üzerime atılı suç ve suçlamaları kabul etmiyorum. Görüntülere de bakıldığında benim kask numaramdan müdahale şeklim görülecektir. Ve oradaki kask incelendiğinde benim kaskın olmadığı görülecektir. Benim bu konuda söyleyeceklerim bundan ibarettir." Başsavcılık tarafından şüpheli Y.Y.nin 6/12/2016 tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"2011 haziran ayından 2015 Temmuz ayı tarihleri arasında İzmir Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yaptım. Bana okumuş olduğunuz olayı hatırladım. Olay günü Basmane Meydanında izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmıştı. Gerekli duyuru ve ihtaratları güvenlik Şubede çalışan arkadaşlar yaptı. Ancak kalabalık izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşünde ısrar edince ve yolu ulaşıma kapatınca, bizler kalabalığı dağıtmak ve yolu kullanıma açmak için müdahalede bulunduk. Müdahale sırasında kesinlikle zor kullanmaya ilişkin yetkimizin dışına çıkmadık. Grubu dağıtırken bir kısım kişiler fuar alanı içerisine girmeye girmişlerdi. Fuarın içi de kalabalıktı. Grubun başında bulunan idareci kişileri yakalamak için müdahalede bulunduk. Ancak bir kısım şahıslar buna engel oldular. Almak istediğimiz şahısları diğer şahıslar engellemeye çalışıyorlardı. O sırada aramızda iteleşme oldu. Bu iteleşme sırasında, ne ben nede diğer mesai arkadaşlarım şahıslara vurmadık ve hakarette bulunmadık. Bu olay sırasında ne ben nede diğer arkadaşlarım jop kullanmadık. Yine müştekinin ifadesinde belirttiği 's... gidin lan burdan' şeklinde söz ne ben söyledim nede arkadaşlarım söyledi. Bu olay sırasında biz sadece olayı yatıştırmak için müdahalede bulunduk. Benden şikayetçi olan Nuray PEHLİVAN isimli şahsı tanımam. Olay günü orada bir sürü bayan şahıs vardı çevik kuvvet olarak topluca yasal sınırlar içerisinde ve gelen emirler doğrultusunda orada bulunan kalabalığa müdahalede bulunduk. Ben kesinlikle ne Nuray PEHLİVAN isimli şahsa nede orada bulunan başka bir şahsa vurmadım ve hakaret etmedim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum evrak ekinde delil olarak gönderilen fotoğraflarda teşhise elverişli olmayacak şekilde (karanlık) olduğu için burada kimlerin olduğunu ve kendimi tespit edemedim. Benim bu konuyla alakalı bildiklerim ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir." Başsavcılık 1/6/2017 tarihinde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Müştekinin 2015 tarihinde kanuna aykırı olarak toplantı, gösteri ve yürüyüşe katıldığı sırada içinde şüpheli polis memurlarının da bulunduğu güvenlik güçlerince kanuna aykırılığı ortadan kaldırma ve kamu görevlilerinin işlenmiş bir suça müdahalesi sırasında müştekide oluşan basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralanmasından ibaret olayda; polisin yasal yetkisini kullanması nedeniyle üzerine atılı zor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşılması suretiyle kasten yaralama suçunun yasal unsurları oluşmadığı , keza müştekiye yönelik hakaret suçunun işlendiğine dair ise kamu davası açmayı gerektirir yeterli şüpheyi oluştura bilecek delil olmadığı Yargıtay Karaları (4 2012 tarih ve 2010/23257 E,2012/14697 K) ve AİHM içtihatları (murray/İngiltere,14310/88,28 Ekim 1994) ile tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, Keza Yargıtay Ceza Dairesi'nin 30/11/2011 tarih ve 2011/17629 esas, 2011/6976 karar sayılı kararında 'Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi'nde benimsenen, 'Kişilerin lekelenmeme hakkı.' ile 'Eksiksiz soruşturma ve tek celsede duruşma.' prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkumiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yani filtre görevi yapmaları gerekeceği' belirtilmeleri ilkesi de dikkate alınarak Yasal unsurları oluşmayan zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan ve hakaret suçundan şüpheliler hakkında atılı suçlardan KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... Başvurucunun Başsavcılık kararına yaptığı itiraz, İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/10/2017 tarihli kararıyla "savcılık kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle reddedilmiştir. İtirazın reddi kararı başvurucuya 21/12/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Özge Özgürengin, B. No: 2014/5218, 19/4/2018, §§ 24, 25, 29-31; Ali Ulvi Altunelli, B. No: 2014/11172, 12/6/2018, §§ 23-26, 36-38; Mehmet Güneş, B. No: 2015/16417, 11/12/2018, §§ 24-