(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/8159 E. , 2010/6740 K. Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı ve borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2005/2418 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca,Pendik 1.İcra …
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/8159 E. , 2010/6740 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı ve borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün 2005/2418 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca,Pendik 1.İcra Müdürlüğü’nün 2005/801 Talimat sayılı dosyasında yapılan 11.04.2005 günlü hacze konu menkulleri borçlu şirkete sattıklarını, ancak borçlu hakkında başlattıkları ve hacizden önce kesinleşen icra takipleri nedeni ile alacaklı oldukları için satılan klimaları teslim etmediklerini ve TMK’nun 950. maddesi uyarınca hapis haklarını kullanarak depolarında tuttuklarını, belirterek buna yönelik başvurularının reddi ile ilgili icra müdürlüğü işleminin iptaline, İİK’nun 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafa dava açılması için süre verilmesine, mahcuzların rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı (alacaklı) vekili,davanın süresinde açılmadığını, borçlu hakkında yürüttükleri icra takibi sırasında davacının başka dosyadan haczettirdiği mahcuzlar üzerine iştirak haczi koydurduklarını, bu dosyada icranın geri bırakılması kararı verilip haczin düşmesi üzerine iştirak haczine karşı hapis hakkını ileri sürdüklerini, belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davalı (borçlu), davacı şirketle aralarında rehin sözleşmesinin olmadığını, rehinle teminat altına alınmış alacakları olsaydı ihtiyati haciz kararı almalarının mümkün olmadığını, mahcuzları satın aldıkları halde haksız olarak depolarında bulundurup teslim etmediklerini, zamanaşımına uğrayan icra takipleri nedeni ile yaptıkları hacizler düşünce hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal Hak düşürücü süre içinde açılmadığı” gerekçesi ile süre aşımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Yüksek Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2007 gün,8078-4740 sayılı ilamı ile öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına yönelik karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sırasında işin esasına girilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak toplanan delillere göre: “mahcuzların davacı şirket tarafından borçluya satıldığı,ancak henüz teslim alınmadan bir çok dosyada haczedildiği,bu dosyaya konu icra takibi sırasında da 11.04.2005 günlü iştirak haczinin konulduğu, davacının hacizden haberdar olmaması nedeni ile açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği,borçluya satılan mallar üzerinde davacının, kendi deposunda ve yedinde haczi nedeni ile hapis hakkının bulunduğu,bunun rehin hakkı niteliği taşıdığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek haczin, davacının 332.097,46.TL rehin hakkının bulunduğu belirlenerek yapılmış sayılmasına ve satış bedelinin de buna göre ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Dosya içindeki bilgi ve belgelere, uyulan bozma ilamına göre, haczin daha önce öğrenildiğinin kanıtlanamaması karşısında, davanın 7 günlük yasal süresi içinde açıldığı yönündeki kabul usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalı (alacaklı) vekilinin buna yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2.Dava, üçüncü kişinin hapis hakkına dayalı olarak İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. İİK’nun 23/2. maddesi gereğince, hapis hakkı taşınır rehni deyimi kapsamındadır. Yasada bahsi geçen hapis hakkı TMK’nun 950. maddesinde yer alan düzenlemedir ve bundan yararlanabilmek için; a)Borçluya ait taşınır bir malın ya da kıymetli evrakın rızası ile üçüncü kişiye verilmesi, b)Borcun muaccel olması, c)Niteliği gereği üzerinde hapis hakkı kullanılmak istenen eşya ile alacak arasında bir bağlantı bulunması şartlarının hepsi bir arada olmalıdır. Örneğin tamir için bırakılan eşyanın onarımının tamamlanmasından doğan masrafların ödenmemesi, vb. durumlarda borçlunun rızası ile teslim ettiği eşya ile ilgili doğan alacağın varlığından söz edilebilir. Bunun dışında eşya ile ilgisi bulunmayan alacaklar için, hatta satış bedelinin ödenmemesi halinde dahi hapis hakkı kullanılabileceğini öngören yasal bir düzenleme mevzuatımızda yer almamaktadır. Bu nedenlerle somut olayda davaya konu 50 adet klima üzerinde, bu eşyalarla ilgisi olmayan icra takiplerine konu alacakların toplamı üzerinden hapis hakkı bulunduğunun kabulü ile üçüncü kişinin İİK’nun 23/2. maddesinden yararlandırılması doğru değildir. Öte yandan, davacının sunduğu 20.9.2003 gün AC 360275 numaralı faturanın mahcuzlara uygunluğu yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, 2003 yılına ilişkin düzenlenen irsaliyeler de bulunduğu halde klimaların alıcı sıfatı ile davalı borçluya teslim edilip edilmediği, mülkiyetin borçluya geçip geçmediği üzerinde de durulmamıştır. Fatura tarihinden haciz tarihine kadar yaklaşık 2 yıl süre ile teslimatın yapılmamış olması da ticari teamüllere uygun değildir. BK’nun 182 ve TMK. 763/1.maddesi hükümlerine göre mülkiyetin borçluya geçip geçmediği irdelenmeden işin esasına girilerek eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi isabetli değildir. SONUÇ :Davalı (alacaklı) vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davanın süresinde açılmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar (alacaklı) ... ve (borçlu) ... Dayanıklı Tüketim Malları Ltd.Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı ve borçluya geri verilmesine 15.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.