Başvuru, gözaltında polis tarafından darp ve taciz edilme iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, gözaltında polis tarafından darp ve taciz edilme iddiasıyla yapılan şikâyetle ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Arka Plan Bilgisi ve Soruşturmanın Başlaması 28/8/2015 tarihinde saat 20 sıralarında Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Şanlıurfa ili Eyyübiye İlçe Teşkilat binasına molotofkokteyli olarak bilinen el yapımı bombalarla bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Başvurucu, söz konusu saldırıyı R.Ç. ile birlikte gerçekleştirdiğini kollukta ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığında (Savcılık) müdafiinin de hazır bulunmasıyla verdiği ifadelerinde kabul etmiştir. Saldırıdan sonra olay yerinden uzaklaşmak isteyen başvurucu, kolluk kuvvetleri tarafından belinden silahla vurulmak suretiyle yakalanmıştır. Hayati tehlikesi bulunan başvurucu Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış ve tedavisinin ardından taburcu edildiği 14/9/2015 tarihinde gözaltına alınmıştır. Şanlıurfa Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde (TEM) başvurucunun iki avukat huzurunda şüpheli sıfatıyla ayrıntılı ifadesi alınmıştır Nezarethaneye alınmadan önce ve nezarethane çıkışında başvurucu hakkında düzenlenen sağlık raporlarında darp bulgusu belirtilmemiştir. Başvurucu 15/9/2015 tarihinde adliyeye sevk edilmiş, Savcılıkta ifade verdikten sonra aynı gün sevk edildiği sulh ceza hâkimliğince tutuklanmıştır. Savcılıktaki ifadelerinde başvurucu ve avukatları, TEM'deki ifade alma işlemi sonrası başvurucunun işkence ve tecavüze uğradığını ileri sürmüş; bu hususta ayrıntılı rapor alınmasını talep etmiş ve ilgili polis memurlarından şikâyetçi olmuşlardır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"...ben sadece Ak parti eyyübiye ilçe teşkilatına molotof ile saldırı fiilini [R.Ç.] ile birlikte yaptım, onun öncesinde Askeri Lojmanlara yapılan saldırıyı resmi ekip arabasındaki iki polis memuruna yapılan saldırıyı ben gerçekleştirmedim, bu iki saldırı ile ilgili benim hiçbir alakam yoktur. Ben İstanbul' da öğrenciyim, İstanbul' da herhangi bir örgüt faaliyetinde bulunmadım, ben PKK yada YDG/H isimli örgütlerin üyesi değilim, [R.Ç.] ile söz konusu fiili mevcut hükümete kızgınlığımızdan dolayı yaptık, sadece Ak parti ilçe teşkilatına yapılan saldırıyı kabul ediyorum, başkaca bir suçlamayı kabul etmiyorum, ayrıca dün gece polis memurları bana işkence ve tecavüz ettiler. Başkaca bir diyeceğim yoktur. Dedi. Şüpheli müdafi Av. [F.] den soruldu: Müvekkilimizin beyanına aynen iştirak ediyoruz, müvekkilimin Tem Şubede beyanı alındıktan sonra darp, işkence ve tecavüze uğradığına ilişkin iddiaları bulunmaktadır, bu hususlarda rapor aldırılmasını talep ediyoruz ve salı verilmesini talep ederiz. Ayrıca ilgili polis memurlarından şikayetçiyiz. Dedi. Şüpheli Müdafi Av. [G.] den soruldu : Müvekkilimin beyanlarına katılıyorum, biz Tem' den ayrıldıktan sonra kendisine yapılan işkence ve tecavüz iddialarının değerlendirilmesini ve başka bir doktor tarafından muayenesinin yapılmasını istiyoruz, müvekkilimin salı verilmesini istiyoruz, ilgili polis memurlarından şikayetçiyiz. Dedi. ... " Başvurucu, tutuklama kararından sonra Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başvurucu 3/11/2015 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı dilekçeyle olayları ayrıntılı bir şekilde anlatarak ilgili polisler ve vücudundaki darp izlerine rağmen sağlam raporu düzenlediğini iddia ettiği doktor hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Bu dilekçe üzerine Savcılık soruşturma işlemlerini başlatmıştır. Söz konusu dilekçenin ilgili kısmı şöyledir:" 2015 tarihinde Urfa Eyyübiye'de saat 30 da polisin ateş etmesi sonucunda belimden yaralandım. Sonra polis yaralı bölgeme ayağı ile basarak ezmeye çalıştı. Baygınlık geçirmişim. Ama daha sonra saçından sürüklerlerken ayıldığımda arabanın koltuk altında (ayakların konulduğu yer) yatırdıklarını fark ettim. Arabanın içerisinde yaramın üzerine basarak ezmeye devam ettiler. Artık çok çok kan kaybetmiş kendimde değildim. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla iki saat geçtikten sonra hastaneye getirilmiştim.Hastanede on yedi (17) gün yoğun bakımda tedavi gördüm. Hastanede kaldığım süre içerisinde 'seni öldüreceğiz yok edeceğiz bizim söylediklerimizi kabul edeceksin eğer kabul edersen buradan direkt evine götürür seni' diyerek psikolojik baskı yaptılar.2015 tarihinde hastaneden çıkartılarak Urfa TEM'e götürüldüm TEM'de dört saat boyunca ifademi yine kendi söyledikleri şekilde vermem için sözlü baskı yaptılar. Daha sonra avukatımla beş dakika görüştürdükten sonra başka bir odaya götürdüler. Bu polisleri yeni görüyordum. Orada ifademi verdikten sonra bana baskı yapan polisler tekrar gelip beni baskı yaptıkları oraya götürdüler. 'Tam olarak bizim söylediğimiz gibi ifade vermemişsin, onu değiştir senin için kötü olacak, Savcı bizim arkadaşımız ifadeyi yırtarız yerine yeni ifadeyi koyarız, bir şey olmaz biz hallederiz' dediler. Sonra birbirlerine bakarak bizim işimiz var bizi bir daha görmeyeceksin, sen bilirsin artık deyip dışarı çıktılar. Onlar çıktıktan sonra yüzleri maskeli beş ya da altı kişi geldi. Sen kurtulacağını mı sanıyorsun diye küfürler ederek bana arkamı dön deyip arkamı döndürüp ellerimi arkadan kelepçelediler. Bunlar aynı polislerdi başka birileri gibi göstermeye çalışıyorlardı kendilerini.Kafama torba geçirip saçımdan tutup sürükleyerek binanın içerisinde başka bir yere götürdüler.Gözlerim kapalıydı hiçbir yeri göremiyordum. Bir sandalye çektiklerini sesinden anladım, sonra beni oraya doğru itti, dizim sandalyeye değdi. Sonra sandalye oturacağım pozisyonda arkama dönderdiler ve arkamda bir polis vardı. Bir poliste ön tarafımdaydı. Arkamdaki polis gömleğimin düğmelerini açtı. Önümde de bir polis vardı. Arkamdaki polis göğsümü sıkıştırıp bana aileme Figen Yüksekdağ'a şu ana kadar duymadığım ve yazamayacağım kadar ağır küfürler ediyordu. Siz göreceksiniz hiçbirinizi yaşatmayacağız, size devletin kim olduğunu göstereceğiz, diyordu. Bunları söylerkende benim arkamda göğüslerimi sıktırmaya devam ediyordu. Önünde oturan poliste pantolonumu indirdi. Bacaklarımı kapatmama engel olmak için kendi bacaklarını bacaklarının arasına geçirdi. Cinsel organımı elleriyle taciz etmeye başladı. Daha sonra elindeki bir aletle görmediğim için ne olduğunu bilmiyorum ama timsah ağzı gibi açıp kapanan bir aletle cinsel organımı defalarca sıkıp bıraktı. Aynı anda başka bir poliste sürekli çeneme ve kafama vuruyordu. Bana bir sürü isim sayıp bunları tanıyorsun kabul et, iki polisi öldürdün, bombalama yaptın kabul edeceksin bunları diye diyerek ağzımın içine silahın namlusunu koyup söylüyor musun yoksa öldüreyim mi seni dediler. Bunu defalarca yaptılar. Sonra biz polis değiliz biz IŞİD'iz devlet bize karışamaz, hiçbirinizi yaşatmayacağız, hadi gelip seni kurtarsınlar diyorlardı. Ama ben onların beni daha önce sorgulayan polisler olduğunu biliyordum. Bu işkence yaklaşık üç ya da dört saat devam etti. Onları şimdi görsem tanırım. Sonra gözlerim kapalı bir şekilde tekrar alıp götürdüler. Getirdikleri yerde kadın polis vardı. Bu kadın polisi benim kafama torbayı geçirip götürmeden önce bulunduğum odada görmüştüm. Bana işkence yapan polisler bizim işimiz var sen dışarıya çık diyerek kovar casına davranıp dışarı çıkartmışlardı.Beni adli kontrol için hastaneye götürdüler. Tüm vücudumda darp izleri vardı, göğüslerimde aşırı ağrı ve morluklar içindeydi. Ama hastanedeki doktor polislerin isteği üzerine sağlam raporu verdi. Belki psikolojik olarak bende açılan yaraları doktor görmemiş olabilir. Ama vücudundaki işkence izlerini görmemiş olması için kör olması lazım .Baskı altında işkencenin her boyutunu kullanarak üzerime atılan suçları kabul etmemekle birlikte bana uyguladıkları kaba dayak, küfür, cinsel tacizle insanlık dışı davranarak, onurumu inciterek suç yürütmeye çalışan bu polislerden ve aynı zamanda sağlık raporu veren doktordan davacı olduğunu bildirir gereğini yapılmasını talep ediyorum."B. Soruşturma İşlemleri Başvurucunun dilekçesi üzerine soruşturma başlatan Savcılık, soruşturma kapsamında ilk olarak 5/11/2015 tarihinde TEM Şube Müdürlüğüne başvurucunun şikâyet dilekçesini ekleyerek başvurucunun gözaltında kalıp kalmadığını, avukatıyla görüşüp görüşmediğini ve ifade verip vermediğini sormuştur. Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü 11/11/2015 tarihli yazısıyla yapılan işlemlerin bir kısmının suretini göndermiştir. Bu ekler; başvurucunun ifade tutanağı, gözaltı giriş çıkış adli raporları, nezarethane kayıt defterinin ilgili kısmı ve saldırı olayı sonrası başvurucu hakkında düzenlenen adli rapordan ibarettir. Savcılığın soruşturma kapsamında başka bir işlem yaptığına dair bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu Hakkında Yürütülen Soruşturma Savcılıkça başvurucu hakkında 9/3/2016 tarihli iddianameyle kasten adam öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma, siyasi partilere ait eşyaya zarar verme, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucu hakkındaki yargılama Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesinde devam etmektedir. Başvuruya Konu Soruşturma Neticesinde Verilen Karar Savcılık, TEM Şube Müdürlüğünün tek şüpheli olarak yer aldığı 19/11/2015 tarihli kararıyla kasten yaralama ve görevi kötüye kullanma suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Müşteki Ş.Ç.nin 03/11/2015 tarihli şikayet dilekçesinde, 28/08/2015 tarihinde polisin ateş etmesi sonucu yaralandığını, hastaneye kaldırılarak tedavi gördüğünü, 17 gün yoğun bakımda yattığını, 13 Eylül 2015 tarihinde Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünde gözaltına alındığını, baskı altında ifade verdiğini, gözaltında iken darp ve hakarete maruz kaldığını iddia ederek şikayetçi olması üzerine,Yapılan soruşturmayla;Her ne kadar müştekinin şikayeti üzerine adli soruşturma başlatılmış ise de, Ş.Ç.nin Adalet ve Kalkınma Partisi Eyyübiye İlçe Teşkilatı Binasına molotof atılması olayı sırasında kolluk görevlileriyle arasında çatışma yaşandığı, olayda yaralı şekilde yakalandığı, 28/08/2015 hastaneye kaldırılarak tedaviye başlandığı, 14/09/2015 günü Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinden taburcu olduğu, 15/09/2015 günü Adliyeye sevk edildiği ve Şanlıurfa Sulh Ceza Hakimliğinin 15/09/2015 tarih ve 2015/583 sayılı kararı ile tutuklandığı anlaşılmakla,Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde müştekinin terör eylemi sonucu çıkan çatışmada yaralandığı, uzun süre hastanede tedavi gördüğü, atılı suçun işlendiğine dair müştekinin soyut beyanından başka yeterli şüphe oluşturacak kanıtlara ulaşılamadığından şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. ..." Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 19/1/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. 1/2/2016 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 18/2/2016 tarihinde süresinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yönetmelik" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangi görevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı, gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltına alınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanakların tutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluk tarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar, yönetmelikte gösterilir." 5271 sayılı Kanun'un "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Yakalanan kişinin gözaltına alınacak olması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin "İşkence yasağı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz." 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin maddesi şöyledir:"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane, insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da bilimsel deneylere tabi tutulamaz."