İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin telefonuna 27/02/2022 tarihinde ... aracılığı ile ... kod adlı kişiden mesajlar geldiğini, müvekkiline yatırım yapmayı düşünüp düşünmediğini sorduğunu, ilk mesajı atan kişinin sekreter olduğunu ve müvekkilini genel müdür ... Bey ile tanıştıracağını söyledi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/128 KARAR NO:2026/450 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:25/09/2023 NUMARASI:2022/712 E. - 2023/737 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin telefonuna 27/02/2022 tarihinde ... aracılığı ile ... kod adlı kişiden mesajlar geldiğini, müvekkiline yatırım yapmayı düşünüp düşünmediğini sorduğunu, ilk mesajı atan kişinin sekreter olduğunu ve müvekkilini genel müdür ... Bey ile tanıştıracağını söylediğini, daha sonra ... Bey olduğunu iddia eden kişinin müvekkiline mesajlar attığını, müvekkiline 06/03/2022 tarihinde link gönderdiğini ve müvekkilinin link üzerinden ... adlı firmaya üyelik gerçekleştirdiğini, müvekkilinin firma hesabına birçok kez para gönderdiğini, müvekkili ile aynı ... grubunda bulunan ... isimli davalının müvekkilini aradığını şirketi nasıl bulduğunu sorduğunu, aralarında hiçbir samimiyet ve tanışıklık olmamasına rağmen müvekkilini ara sıra aramaya başladığını, müvekkiline şirket yetkilileri tarafından bir ofis açması gerektiğini söylendiğini ve müvekkilinin ofis açılışını gerçekleştirdiğini, ... grubu üzerinden 04/05/2022 günü İstanbul'da yat gezisi yapılacağının duyurulduğunu, gezide çekiliş yapıldığını, müvekkili dahil birçok kişinin dolandırıldığını, ... isimli şahsın ... grubunu ve telefonunu kapatarak ortadan kaybolduğunu, davalı ...'ın müvekkiline mesaj atarak "kimseye ulaşamıyorum, dolandırıldım, bu işin içinde sende varsın, bana bu parayı vereceksin" gibi ifadeler kullanarak müvekkilinden 70.000,00 TL istediğini, müvekkilinin kendisininde dolandırıldığını beyan ettiyse de davalının tehditlerine devam ettiğini, davalının 17/05/2022 tarihinde müvekkili ile görüştüğünü ve davalının "senet vereceksin, yoksa iş yerine söylerim, hayatını bitiririm, işten attırırım" gibi ifadelerle müvekkiline zorla senet imzalatıldığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile dava konusu bonolar nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 11/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde ve sonradan sunduğu 20/02/2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde tarafını isnat ederek yaptığı hiçbir iddia ve suçlamayı kabul etmediğini, zira davacı tarafından dolandırılan ve mağduriyete uğrayanın şahsı olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının senet düzenleyerek ödemeyi taahhüt ettiği borcunu ödemediğini, ulaşılamamak için telefon numarasını değiştirdiğini, davacının dava dilekçesinde tarafınca tehdit edildiğini iddia etmesine rağmen suç duyurusunda bulunmadığını, davacının ancak kendisine başlatılan icra takiplerinden haberdar olduktan sonra savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2022/162390 soruşturma sayılı dosya ile tarafına soruşturma açıldığını, hukuki dayanaktan yoksun ve somut delile dayanmayan başvuru hakkında "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar" verildiğini, davacının söz konusu senetleri kendi rızası ile doldurduğunu ve imzaladığını, davacı ile ...'da geçen konuşmalarda kendisinin şahsına böyle bir borcu olduğunu ikrar eden konuşmalarının olduğunu, ayrıca senetler dışında davacının senetlere karşılık nakdi olarak borcunu ödeyeceğine dair sözleşme de bulunduğunu, davacının yatırım amaçlı üye olduğu ... adlı firmanın yatta düzenlenen sempozyum videosundaki konuşmasında söz konusu firmanın sistemine bilerek ve kandırılmayarak üye olduğunu, davacının kar elde etmek amaçlı şahsından borç aldığını ve borcunu ödemediğini, bu nedenlerle davanın reddi ihtiyati tedbir ara kararlarının kaldırılmasını, davacının şahsına borcu olduğunun tespitine karar verilmesini, davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve davacı tarafça yatırılan 15.000,00-TL tutarındaki teminatın şahsına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece dosyasında davaya konu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/162390 ve 2022/103041 soruşturma sayılı dosyaları, İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası, İstanbul 21. İcra ... sayılı dosyalarının celp edilerek dosya kapsamına alınmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dosya münderecatı itibariyle taraflar arasındaki uyuşmazlıkta davacının, davalının gelir elde edebileceği bir iş için kendisine aracılık ettiği, davalının bu işe para yatırdığı, davacının davalı ve diğer kişileri yönlendirdiği bu gelir amacına dayalı iş kapsamında zarar doğması halinde bu zararları üstleneceğine dair güven verdiği, davalının da bu suretle işe girdiği ancak parasını geri alamadığı, davalı gibi bu suretle zarara uğrayanların bulunduğu, dava konusu senetlerin de bu şekilde üstlenilen zarar kapsamında alındığı dinlenen tanık ve taraf beyanlarından anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar takibe konu edilen senetlerin tehdit yoluyla alındığını iddia etse de tarafların senet imzalarken anı kayda aldığı ve fotoğrafladığı, bu delillerin davalı yanca süresinde dosyaya sunulduğu, senet imzalanması için davacının davalıyı iş yerine çağırdığı, imza aşamasında davacının iradesini kırıcı cebir veya tehdit içeren bir ifade veya davranış bulunduğuna dair delil bulunmadığı, davacı tanıklarının da bu yönde bir görgüsü olmadığı, aynı isnat kapsamındaki cezai soruşturmadan da delil elde edilmediği, davacının bu yöndeki iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmıştır. Kıymetli evrakların sebepten mücerret olduğu, kayıtsız şartsız borç ikrarı mevcut iken senedin sebebinin araştırılmasına gerek bulunmadığı, aksi halde kambiyo vasfına dair emniyetin ortadan kalkacağı, kaldı ki taraflar arasındaki senet ilişkisinin davacının güven telkin ederek davalıyı yönlendirmesi ve zararını karşılama taahhüdünden doğduğu, ortada hukuka veya ahlaka aykırı bir sözleşmenin bulunmadığı kanaatiyle sübut bulmayan işbu davanın reddine karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden; Davalının 11/11/2022 tarihli cevap dilekçesinde tazminat talebinin bulunmadığı, 20/02/2023 tarihli beyan dilekçesinde tazminat talebi bulunsa da yasal süresi içerisinde ileri sürülmediği, teksif ilkesi gereği savunmanın genişletilmesinin davacının açık muvafakatine bağlı olduğu anlaşıldığından, yasal süresi içerisinde ileri sürülmeyen tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkeme İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/162390 soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında takipsizlik kararı verildiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/103041 soruşturma sayılı şikayetinde de aynı yönde takipsizlik kararı verildiğini belirtmiş olsa da ceza dosyalarında takipsizlik kararı verilmiş olması hukuken tek başına davanın reddini gerektiren bir sebep olmadığını, -davacının, davalının gelir elde edebileceği bir iş için kendisine aracılık ettiği, davalının bu işe para yatırdığı, davacının davalı ve diğer kişileri yönlendirdiği bu gelir amacına dayalı iş kapsamında zarar doğması halinde bu zararları üstleneceğine dair güven verdiği, davalının da bu suretle işe girdiği ancak parasını geri alamadığı, dava konusu senetlerin de bu şekilde üstlenilen zarar kapsamında alındığı ve bununda dinlenen tanık ve taraf beyanlarından anlaşıldığı belirtilmiş olsa da davalıyı, müvekkilinin bu işe soktuğuna ve kefil olduğuna dair beyanlara kesinlikle katılmadıklarını, ayrıca davalı tanığı ... beyanında; "davalı ben sisteme girdikten önce zaten sisteme para yatırmıştı, ancak huzurdaki davanın konusu olan para bu para değildir, ben kendisini ...'le tanıştırdıktan sonra çevresinden para toplayarak yeniden sisteme para yatırdı," şeklinde belirttiğini, davalıyı kefil olarak bu sisteme sokanın müvekkili olmadığını, Davalının, müvekkili ile tanışmadan önce de sisteme para yatırdığını, sistemin akışını bildiğini, Davalının müvekkili ile tanışmadan önce sisteme para yatırdığı davalı tanığınca da sabit olduğundan müvekkilinin davalının ikinci para yatırışında davalıya kefil olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Davalı ikinci para yatırışından sonra parasını alamadığında tanıdığı kişi olan müvekkili tehdit ederek manevi cebir ve tehdit ile senet imzalattığını, her ne kadar mahkeme bu hususun taraf ve tanık beyanlarından anlaşıldığını belirtmiş olsa da ne kendi beyanlarında ne taraf tanıkların beyanında ne de davalı tanığı beyanında görüldüğü üzere böyle bir tespit yapılabilecek beyan bulunmadığını, -her ne kadar yerel mahkeme tarafların senet imzalarken anı kayda aldığı ve fotoğrafladığı, senet imzalanması için davacının davalıyı iş yerine çağırdığı, imza aşamasında davacının iradesini kırıcı cebir veya tehdit içeren bir ifade veya davranış bulunduğuna dair delil bulunmadığı, şeklinde belirtmiş olsa da manevi cebir ve tehdit edilen müvekkilinin kayıt ve fotoğraf anında buna tepki göstermesi pek tabi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, işten attırılacağı veya kendisine zarar verileceği hususunda tehdit altında olan kişinin video veya fotoğraf çekilme anında tepki gösterme ihtimali tabiki bulunmadığını, bu video veya fotoğrafların davalı tarafından kayda alınma sebebi de yapılmış olan tehditin ortaya çıkartılamaması isteği olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki senetlere dayalı davacı aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleştiği, davacının dava konusu senetleri cebir ve tehdit altında imzaladığı gerekçesiyle menfi tespit istemine ilişkindir.İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul 21. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında senetten kaynaklanan 25.000,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 25.000,00-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 22/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği görülmüştür.İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul 34. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında senetten kaynaklanan 45.000,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 45.000,00-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 22/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiği görülmüştür.Mahkemenin 17/07/2023 tarihli duruşmasında tanık dinlenildiği;Tanık ..., "Ben şehir hatlarında ... İskelesinde çalışırım davacı iş arkadaşımdır, davalıyı ise bugün ilk defa gördüm, daha öncesinde davalıyı hiç görmedim, davacı ile birlikte bulunduğu bir ortama şahit olmadım, davacı benim şefim olur ben olay günü iskelenin bağlama bölümünde olduğum için dışarıdaydım sadece bir ara davacı olan şefimin misafirleri olduğunu, ofiste oturduklarını söylediler ben içeriye girmedim, daha sonra davacıyı gördüğümde düşünceli ve sıkıntılıydı, ben misafirleri gittikten sonra davacıyı gördüm, aralarında senet ilişkisi olduğunu davacı ...'ten öğrendim, senedin ne için alındığını bilmem, senet imzalandığında ben yanlarında değildim, tanıklık ücreti talebim yoktur," beyanında bulunmuştur.Tanık ..., "Davacı benim iş yerinden tanıdığım olur, ...'i de ilk davacının yanına geldiğinde iş yerinde görmüştüm, benim taraflarla herhangi bir husumetim yoktur, taraflar arasında o gün bir kısım kağıt işleri yapılıyordu, ancak ben temizlik işçisi olduğum için işime bakıyordum, bir ara yanlarına çay için girdim, bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki damacananın yanında bulunan kişi benim davalı bir kadın ile birlikte gelmişti, aralarında ne konuştuklarını duymadım, imzaladıkları şeyin ne olduğunu görmedim, ben sadece davacı ...'in sıkıntılı ve stresli olduğunu gördüm, bunun dışında herhangi bir tehdit veya zorlama sözü duymadım, çoğunlukla konuştuklarında dışarıdaydım, aralarındaki alışverişleri bilmem, tanıklık ücreti talep etmiyorum," beyanında bulunmuştur.Mahkemenin 29/05/2023 tarihli duruşmasında tanık dinlenildiği;Tanık ..., "Ben davalıyı aynı yerde çalışmamızdan dolayı birkaç yıldır tanırım, davacıyı ise davalı aracılığı ile tanımıştım, ben dava konusu senetlerin alınacağı gün davalı ile birlikte davacının yanına vapur iskelesine gittim, davalı beni şahit olayım diye yanımda götürmüştü, daha önceden taraflar arasında iş yerinde iken bir telefon görüşmesi oldu, davalı telefonu sesliye aldığı için bende dinledim, davalı ben kefil olacağım, ben sizin borcunuzu karşılayacağım şeklinde konuşuyordu, vapur iskelesine gittiğimizde davalı senet imzalatacaktı, ancak davalı kendi senetlerini çıkardı, bunlar üzerinden yapalım dedi, delil olarak senetler imzalanırken kamera kaydı alınmasını teklif ettik, davacı ...'te bu teklif kabul etti, dosyadaki telefon çekimlerini ben yaptım, kayda çekilirken davacı ...'in haberi vardı, senetlerin imzalanması alınması aşamasında taraflar arasında herhangi bir tartışma olmadı, savcılığa şikayet, sosyal medyada paylaşma gibi ifadelerde bulunulmadı, taraflar yatırım amaçlı bir işe gireceklerdi, bildiğim kadarıyla davacı bu nedenle kefil oldu, dedi.Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: Davalı senetten önce birkaç defa yanımda olmak üzere davacıyı arayarak parayı ödemesi istedi, benim öyle bir talebim olmadı, borcun miktarını hatırlamıyorum, ben gittiğimde orada herhangi bir şekilde ağlamadım, davacı ... sadece borçlarından dolayı stresliydi, üzgündü, biz üçümüz aynı odadaydık, diğer çalışanlar arka taraftaydı, davacının teklifi üzerine onun olduğu odaya geçtik, tanıklık ücreti talebim yoktur," beyanında bulunmuştur.Tanık ..., "... benim ortaokuldan beri arkadaşım olur, ben şehir hatlarında davacının çalıştığı şirkette çalışırım, taraflar benim aracılığımla tanışmıştı, güneş paneli işini ...'in başkanı olarak bulunduğu bir yer yapıyordu, ...'te sisteme dahil olanlara kefil olacağını söylüyordu, ben de bu işe girdim, ancak zamanında çıktığım için ana paramı aldım, bununla ilgili davacı ile aramda bir uyuşmazlık yoktur, ... bu işe gireceği zaman ...'le konuştuğunda ben yanlarında yoktum ancak bu iş için kurulan ... hesabında ... insanların yatıracağı para yönünden kefil olduğunu, sisteme girenlerin kar etmesi durumunda kendisine de kardan pay vermeleri gerektiğini ancak zarar ettikleri zaman zararı kendisinin karşılayacağını söylüyordu, ...'te bunun için davacıdan senet almak istedi, sistem çöktükten sonra davalı ...'ten çalıştığı iskelenin baş memurluk ofisinde kefaletine binaen senet almak istedi, bu görüşme olmadan önce iskeleye gittiğini, orada kimlerin bulunduğunu bana göstermek için beni de görüntülü olarak aradı, ben imza atıldığı zamanı değil sadece ortamı gördüm, taraflar arasında tartışma olduğunu duymadım, herhangi bir tehdit, zorlama, cebir olduğunu da duymadım, davacı sistem çöktükten sonra da davalı ...'e parasının içeride kalmayacağını zararı kendisinin karşılayacağını söylüyordu, bildiğim kadarıyla davalın zararı 60.000,00-TL kadardır, kaç tane senet aldığını bilmem, bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki elinde şeker tutan şehir hatları çalışanını tanımıyorum, dedi.Davacı vekilinin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: Birlikte üçümüz aynı ortamda bulunmadık, davacı ... bana da şirketin sahibinin kendisi olmadığını, kendisinin de zarar ettiğini bana söylemişti, davalı ben sisteme girdikten önce zaten sisteme para yatırmıştı, ancak huzurdaki davanın konusu olan para bu para değildir, ben kendisini ...'le tanıştırdıktan sonra çevresinden para toplayarak yeniden sisteme para yatırdı, ben diğer tanığı tanımıyorum, beni görüntülü olarak aradıkları zaman diğer tanık olan ...'yi ilk defa telefonda gördüm, bildiğim kadarıyla davalı şahit olsun diye yanında götürmüş, dedi.Davalı asilin talebi doğrultusunda tanıktan soruldu: Davacı ... bu sistemi Almanya'dan getireceğini Üsküdar'da ofis açtığını, gerçek grubun yöneticisi olan ... Bey ile arkadaş olduğunu bana da söyledi, ... alt grubun yöneticisiydi, kendi grubunun zararını karşılayacağını, zaten 6 ay içinde herkesin kar edeceğini zararının kalmayacağını söylüyordu, tanıklık ücreti istemiyorum," beyanında bulunmuştur. Mahkemece celp edilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/162390 soruşturma sayılı dosyasındaki aynı isnatlar kapsamında davalı hakkında takipsizlik kararı verildiği, isnada yönelik somut bir delil elde edilemediği görülmüştür. Davacının kendisinin meçhul şüpheliler tarafından dolandırıldığına dair İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/103041 soruşturma sayılı şikayetinde de aynı yönde delil elde edilemediğinden takipsizlik kararı verilmiştir.Somut olayda dinlenen taraf tanıklarının, taraflar arasındaki senede konu temel ilişkiye ilişkin bilgi verdikleri, dinlenen tanıkların senedin cebir ve tehdit nedeniyle verildiğine ilişkin bilgi sahibi olmadıkları, davacıya davalı tarafından tehditle bono imzalatıldığına dair görgüye dayalı somut bir beyanda bulunmadıkları, cebir ve tehdit iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gereken maddi olgu olduğu, Soruşturma dosyalarında da maddi olgunun ispatlanamadığı,davacının takibe konu edilen bonoyu korkutulmak suretiyle iradesi sakatlanarak imzaladığına dair iddiasını ispat edemediği, senet üzerinde nakden bedel kaydı bulunması nedeniyle, ispat yükünün davacıda olduğuna dair mahkeme tespitinin yerinde olduğu, davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı gibi, HMK 200. Madde gereğince senedin bedelsiz olduğunun da yazılı belge ile ispatlanamadığı, davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2023 tarih ve 2022/712 E., 2023/737 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026