Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/430 E. , 2024/3166 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/430 Karar No : 2024/3166 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/430 E. , 2024/3166 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/430 Karar No : 2024/3166 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocaeli İli, Körfez İlçesi, ... Beldesi, ... erişim, ... ruhsat numaralı sahada davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Kalker Ocağı İşletmeciliğinde Alan Genişlemesi" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, orman mühendisi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi, belgeler ile önceki Mahkeme kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece davacıya proje genişlemesi için verilen ÇED olumlu kararının, daha önce verilen (ÇED sürecinin sonladırılmasına ilişkin işlem hakkındaki) Mahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla düzenlendiği, projenin zaten daha önce dava konusu olduğu ve ... İdare Mahkemesinin kararlarıyla projenin teknik yönden bilirkişiler marifetiyle incelenerek uygun bulunduğu, ... İdare Mahkemesinin bozma öncesi ve bozma sonrası iki ayrı dosyasında alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle paralel olduğu ve raporlarda alan genişletme projesinin mevzuata uygun olduğu yönünde görüşler bildirildiği, yine Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da alan genişletme projesinin teknik yönden netice itibarıyla uygun olduğuna dair rapor ibraz edildiği ve davacı ile müdahil şirkete verilen resmi maden iznine konu alanların birbiriyle çakışmadığı anlaşıldığından, kalker madenciliği alanında faaliyet gösteren müdahil şirkete alan genişlemesine ilişkin verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, eksik inceleme içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, nitekim proje ile ilgili olarak ÇED sürecinde verilen kurumların olumsuz görüşlerinin göz ardı edildiği, ayrıca bilirkişi raporunda, bilirkişilerce keşif sırasında dahi görülebilecek alan çakışmasının bulunmadığının belirtildiği, ancak diğer taraftan da davacı şirkete ait birtakım tesislerin davalı yanında müdahile ait ruhsatlı sahada kaldığının belirtildiği, dolayısıyla ÇED raporunun bu bilgilere yer verilmemek suretiyle eksik hazırlandığı, davacının bu alanda bulunan tesislerinin eski tarihli izinlere dayalı olarak yapıldığı, ancak bilirkişi raporunda bu yönüyle bir değerlendirmenin yapılmadığı, davacının bu alanda kazanılmış haklarının bulunduğu ve bu durumun göz ardı edilerek ÇED Olumlu kararının verildiği, bilirkişi raporunda söz konusu alanın hem davacı hem de davalı yanında müdahil tarafından kullanılmasının değerlendirilmediği, nitekim patlatmanın davacıya ait tesise olan etkileri ile taş savurma mesafesinin dahi değerlendirilmediği, dolayısıyla ÇED raporunda kümülatif etki değerlendirmesinin de yapılmadığı, eksik ve hatalı bilgilerle hazırlanan ÇED raporuna dayalı olarak verilen ÇED Olumlu kararına karşı açılan davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı idare tarafından, kararda açıklanan maddi ve hukuki sebepler karşısında, temyiz isteminin reddi ile hukuka uygun tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. 2- Davalı yanında müdahil tarafından, davacının söz konusu ruhsat alanını haksız olarak işgal ettiği, bilirkişi raporu ile alan genişletme projesinin çevre üzerinde ilave bir yük getirmeyeceğinin ortaya konulduğu, davacının iddiasının aksine, ÇED raporunda kümülatif etki değerlendirmesinin yapıldığı, proje de ilave bir delme-patlatma çalışmasının yapılmayacağı, projenin sadece alan genişletmeyi kapsadığı, davacının işgalinin sona ermesi gerektiğini anlaması üzerine kötü niyetli olarak bu davanın açıldığı, davacı ile ruhsat sahalarının bitişik olduğu ve her iki şirketin de aynı madenleri ürettiği, aynı müşteri portföyüne hitap ettiği ve aynı ticari pazarda rekabet ettiği, dolayısıyla davacının bölgede tekel olma amacıyla hareket ettiği, davacının işgal ettiği yerlere dair üst kullanım izni içerecek şekilde alınan orman izinlerinin ÇED raporunda yer aldığı, davacı tarafından mevcut faaliyetin durdurulması amacıyla bir çok davanın açıldığı, söz konusu davaların tamamının reddedildiği, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının karşı oyda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 16/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Kocaeli İli, Körfez İlçesi, ... Beldesi, ... erişim, ... ruhsat numaralı sahada davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Kalker Ocağı İşletmeciliğinde Alan Genişlemesi" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, alan genişletme projesinin teknik yönden uygun olduğuna dair sunulan bilirkişi raporundan, davacı ile müdahil şirkete verilen resmi maden iznine konu alanların birbiriyle çakışmadığı anlaşıldığından, kalker madenciliği alanında faaliyet gösteren müdahil şirkete alan genişlemesine ilişkin verilen dava konusu "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, uyuşmazlığın temel olarak alan çakışmasının bulunduğu ve dolayısıyla dava konusu projenin davacının tesisleri üzerinde olumsuz etkisinin olacağı iddiasından kaynaklandığı ve dolayısıyla çevresel etki değerlendirmesinin öncelikli olarak doğru ve yasal olan koordinatlar içindeki proje için yapılabileceği, başka bir ifadeyle, bu alanda yasal olarak faaliyet gösterilip gösterilmeyeceğinin ortaya konulmasından sonra çevresel etki değerlendirmesinin yapılabileceği anlaşılmış olup, hükme esas alanın bilirkişi raporunda her iki şirketin ruhsat sahalarının geometrik olarak çakışmadığı belirtilmekle birlikte, davacıya ait bazı tesislerin davalı yanında müdahilin ruhsatlı sahasında kaldığının da belirtildiği ve bu durumun davacı tarafından da kabul edilerek, bu alanlarda alınan izinler kapsamında kazanılmış haklarının bulunduğunun ileri sürüldüğü ve bu alana ilişkin başka davaların da açıldığının görüldüğü dikkate alındığında, İdare Mahkemesince, ruhsat alanı çakışmadığı halde, davacıya ait tesislerin izinsiz mi veya hangi izinler kapsamında davalı yanında müdahile ait ruhsatlı sahada bulunduğunun, dolayısıyla davalı yanında müdahil tarafından ÇED raporunda gösterilen koordinatlarda yasal olarak çalışmasının mümkün olup olmadığının, açılmış diğer davalar da göz önünde bulundurularak, öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususlar açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ile verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği karşı oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.