T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/3 - Karar No:2026/151 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/3 KARAR NO : 2026/151 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 NUMARASI : 2021/535 E-2023/542 K DAVANIN KONUSU : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davacı vekili tarafın…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/3 - Karar No:2026/151 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/3 KARAR NO : 2026/151 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/10/2023 NUMARASI : 2021/535 E-2023/542 K DAVANIN KONUSU : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan istirdat davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket aleyhinde davalı tarafça Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7519 ve 2021/7521 sayılı dosyaları ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takiplerine ilişkin ödeme emirlerinin müvekkili şirketin KEP adresine tebliğ edildiğini ancak şirket çalışanlarının tebligatlarını takip etmemeleri yüzünden itiraz süresinin kaçırıldığını ve takiplerin kesinleşmiş olduğunu, müvekkili şirketin banka hesaplarına haciz konulduğu anda fiilen durumun öğrenildiğini, müvekkiline hukuk dışı borç yüklendiğini ve zorla ödettirilmiş olduğunu, davalı taraf ile aralarında önceden devam eden ticari ilişkilerinden kaynaklanan yekun 17.808,04 Euro borç varken davalı tarafın daha önceden ödenmiş olan faturaları da ekleyerek haksız ve fazladan olarak 424.580,29 TL ödeme tahsil ettiğini, icra dosyasına ödeme yapılan 26.07.2021 tarihi itibariyle davalı tarafa toplam borcun 17.505,04 Euro olduğunu, bu tarih itibariyle TL kur karşılığının 179.505,00 TL olduğunu, müvekkilinden zorla 245.075,29 TL haksız tahsilat yapılmış olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde bu durumun net bir şekilde açığa çıkacağını, müvekkili şirketin tüm hesaplarına haciz konulduktan sonra takiplerden haberdar olduğu için menfi tespit davası açması halinde hesaplardaki blokenin kaldırılmasının uzun süre alacağından istirdat davası açma zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 245.075,29 TL'nin ödeme tarihi olan 26.07.2021 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte istirdatına, kötü niyetli davalı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında davacı tarafından sipariş edilen ... Otel projesi camlarının müvekkili şirket tarafından üretim işi için 14.02.2017 tarihli ... Cam Protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin protokol gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ancak davacı yanın asıl işvereni ile yaşadığı problemler nedeniyle iş devam ederken müvekkili şirkete siparişi verilerek fabrikasında imalatı tamamlanan ısıcam ve yarı mamül camların bir kısmını teslim almadığını, sözleşme kapsamında müvekkili firmadan teslim alınan camların taşınmasında kullanılan sehpaların da bir kısmını iade etmediğini, bunun üzerine davacıya noter kanalıyla 21.05.2018 tarihinde fabrikada bulunan 18 adet imalatı tamamlanan ısıcam ve 30 adet yarı mamül camı teslim almaları ve ihtar tarihi itibariyle cari hesap alacağı olan 21.140,22 Euro ödemeleri hususunda ihtar edildiğini, davacı yanın ihtarnameye cevap vermediğini, sonra davacıya noter kanalıyla 31.05.2018 tarihinde ... Bankası projesi için üretilen camların teslim alınması ve cam taşıma sehpalarının iade edilmesi aksi halde alınmayan camlar ve cam taşıma sehpaları için fatura tanzim edileceğinin ihtar edildiğini, davacı yanın ihtarnameye cevap vermediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin, iade edilmeyen cam taşıma sehpaları için 08.11.2018 tarihi 36.049,00 TL bedelli e-faturayı ve teslim alınmayan mamül ve yarı mamül camlar için de 27.11.2018 tarih 45.095,07 TL bedelli e-faturayı tanzim ettiğini, davacı yanın dava dosyasına sunduğu ihtarnameler ile söz konusu faturalara itiraz ettiğini ve kayıtlarına almadığını bildirdiğini, bu faturaların e-fatura olmasına rağmen iade faturası düzenlememiş olduğunu, sipariş verilen camların davacının şantiyesi için özel üretim camlar olduğu için teslim alınmaması halinde müvekkilinin başka bir işte kullanmasının mümkün olmadığını ve bedelinin ödenmesi gerektiğini, cam taşıma sehpalarının iade edilmesinin davacıya müteaddit defalar ihtar edildiğini, ancak davacı yan tarafından iade edilmediğini, davacı yanın bakiye cari hesap ve sehpa bedellerini ödememekte ve camları teslim alıp sehpaları iade etmemekte olduğunu, bu nedenle 30.275,25 Euro bakiye cari hesap alacağı için Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7519 sayılı dosyası ile 41.595,00 TL bakiye cam taşıma sehpa bedeli için Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7521 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacı yanın her iki takipte de yedi günlük sürede itiraz etmediğinden takiplerin kesinleştiğini, haciz işlemlerinden sonra dosya borçlarının tamamının davacı yan tarafından ödenerek dosyaların kapatıldığını, davacı yanın dava dilekçesinde müvekkili şirkete 17.808,04 Euro borçlu olduğunu kabul ettiğini, bu süreçte en azından bu kabul edilen borç bakiyesinin neden ödenmediğinin anlaşılamadığını, sürecin bu noktaya gelmesinin sorumlusunun davacı yanda olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, keşif ve metalurji ve malzeme mühendisi, cam imalatçısı ve hesap bilirkişisinden oluşan heyetten alınan 07.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ve ek raporu ile davalının mamul ve yarı mamul cam imalat bedeli sehpa ücreti bakımından inceleme yapıldığını, davalı/ alacaklı 21.05.2012 tarihinde fabrikada bulunan 18 adet imalatın tamamlandığı, 30 adet yarı mamul camı teslim almaları konusunda davacı borçluya ihtarname gönderildiği, camların teslim alınmayınca 45.095,07 TL (7.596,24 Euro) bedelli e-faturayı düzenleyip gönderdiği, davalının bu faturayı iade ettiği ve defterine de işlemediği, 07.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu camların, davacı firmanın verdiği ölçülere göre imal edilen ürünler olduğu, camlara bombe temperleme, kaplama gibi özel işlemler yapıldığı, bu sebeple camların başka firmalar tarafından mevcut şekilde veya revize edilerek kullanımının mümkün olmadığı, davacı firmanın stok sahasında uzun süredir bekleyen, nem ve yağış gibi çevresel etkilerin maruziyetinde olan lamine camların kaplamalarında bozulmalar meydana geldiği, temperleme, laminasyon, kaplama ve boyama gibi işlemler yapılması nedeniyle, davalık camların geri dönüşüm tesislerinde geri dönüştürülerek yeni cam olarak değerlendirilme imkanının da düşük olduğu, dolayısıyla dava konusu camların mevcut haliyle hurdaya çıktığı hususlarının tespit edildiği, yapılan değerlendirmede, bu icra dosyası ile talep edilen 17.017.78 Euro cari hesap alacağına davacının da itirazı bulunmadığı, takipte yer alan yarı mamul camların bedelinde (7.596,54 Euro) uyuşmazlık bulunduğu, bu konuda davalı/ alacaklı fatura düzenleyip davacıya göndermiş olup, davacının faturayı iade ettiği, keşif ve bilirkişi raporuna göre davalının deposunda bekleyen yarı mamul camlarda üretim hatası bulunmadığı, davalı/ alacaklının sipariş verdiği camları teslim almadığı, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesine tespit yaptıran da davacı/ borçlu olmadığı, davacının malzeme teslim ettiği yüklenici firma olduğu, İzmir Çeşme'de davacı/ borçlu aleyhine açılmış bir dava bulunduğu da iddia ve ispat edilebilmiş olmadığından, dosya kapsamından davalı/ alacaklının ürettiği başka bir yere satma imkanı olmayan özel üretim yarı mamul cam bedelini davacı/ borçludan talep etme hakkının bulunduğunun kabul edildiği, SMMM bilirkişi ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden alınan raporda alternatifli inceleme yapıldığı, davalının defterleri esas alındığından davalının deftere göre 106.449,32 TL alacaklı, iki tarafın defterindeki fark olarak tespit edilen ancak izahı yapılamayan 1.106,95 TL düşüldüğünde minimum 105.342,37 TL'lik kaydı alacağı bulunduğu, ihtilaflı faturalar hesaba katılmadığından davacının kendi defter kayıtlarına göre 156.082,47 TL istirdat alacağı bulunduğu, davalının defter kayıtlarına göre 132.882,43 TL'lik istirdat alacağının bulunduğunun hesap edildiği, bir diğer seçenek olarak da faturaların her iki tarafın defterlerine kayıtlı olduğu ve ihtilaf konusu faturalar borç/alacak ilişkisine dahil edildiğinde davalının defterlerine göre davacının davalıdan 18.544,44 TL istirdat alacağı olduğu, davacının defterlerine göre de 41.741,41 TL'lik istirdat borcu olduğunun mütalaa edildiğini, dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit/ istirdat davası olup, takibe konu edilen faturalar ve alacak sebebi ile bağlı kalınarak yapılan yargılama sonunda, taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının davacıya eser niteliğinde özel imalat niteliğinde cam ürettiği, otel inşaatına gönderilen camların taşınmasında kullanılan metal sandık ve sehpalar davalıya iade edilmediğinden sehpa ve sandık bedelinden davacının sorumlu olduğu, siparişi verilen ve üretimi yapılan depoda bekleyen ayıplı olmayan mamul ve yarı mamul camların bedelinden de davacının sorumlu olduğu, davacının bu imalatlar süresinde teslim edilmediğinden teslim almayacaklarına dair savunmasının ispat edilemediği, bu faturalardan dolayı da davacının davalıya borçlu olduğu kabul edilerek, davacının icra takiplerine konu faturalardan dolayı borçlu olduğu kabul edilmekle birlikte, davalı icra takibinde Euro döviz kurunu yanlış belirleyerek davacıdan fazla talepte bulunduğundan, bilirkişi raporundaki alternatif hesaplama hükme esas alınarak 18.544,44 TL için istirdat talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 18.544,44 TL'nin ödeme tarihi olan 26.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, 18.544,44 TL üzerinden hesap edilecek %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin "İzmir Çeşme'de davacı/alacaklı aleyhine açılmış bir dava bulunduğu da iddia ve ispat edilebilmiş değildir. O halde dosya kapsamından davalı/alacaklının ürettiği başka bir yere satma imkanı olmayan özel üretim yarı mamul cam bedelini davacı /alacaklıdan talep etme hakkının bulunduğu kabul edilmiştir." şeklinde iş bu yarı mamul cam bedellerini davalının alma hakkı olduğuna dair kabulünün tamamen haksız ve mesnetsiz bir değerlendirme olduğunu, dosya kapsamında, sunulan delillerde müvekkilinin alt yüklenici olduğunu, Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonucu üst yüklenicinin iş akdinin ayıplı üretimden dolayı feshedildiğini, üst yüklenici ile ilgili sözleşmenin feshi ile müvekkili alt yüklenici şirketin de otomatik olarak akdinin feshedilmiş olduğunu, davalı tarafın önceki ayıplı üretimi dolayısıyla sözleşmenin feshine sebep olması ve keza davalı tarafça süresinde teslim edilmeyen ve yarı mamül camların taraflarınca teslim alınmadığını ve kesilen faturaların iade edildiğini, ancak bu fatura bedellerinin müvekkilinden tahsilinin hukuki olduğunu söylemenin bir hukuk garabeti olduğunu, davalı tarafın haksız eyleminden dolayı müvekkilinin hem elindeki işini kaybettiğini hem de itibarının zedelendiğini, ayrıca iade edilen faturalar kapsamında teslim almadığı ve süresinde teslim edilmeyen ürünlerin bedelini ödemek zorunda bırakıldığını, oysaki müvekkili şirket ile davalı arasında 14.02.2017 tarihinde ... Otel/ ... camlarının davalı tarafından üretim işi için imzalanmış bulunan protokol gereği davalı üzerine düşen yükümlülüklerini yerine tam olarak getirmediğini, bu konuyla ilgili üst yüklenici ... ile işveren ... Otel arasında hukuksal süreç başlatıldığını ve açılan dava kapsamında İzmir Çeşme Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/15 D.İş sayılı dosyası kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından üretilen camlardaki ayıp ve hataların tespit edildiğini ve mahkeme kararıyla üretim ayıplarının sübut bulduğunu, müvekkilinin asıl işveren ve yüklenici ile bu konuda problemler yaşadığını, işbu ... Otel projesinde kullanılmış bulunan ürünlerin sözleşme süresine aykırı olarak geç ve aynı zamanda ayıplı olarak teslimi nedeniyle ... Otel'in üst işverenle aralarındaki sözleşmeyi feshettiğini, dolayısıyla üst işverene bağlı çalışan müvekkili firmanın da projedeki işine son verildiğini, keza müvekkili firma çalışanlarının ... Şantiyesine girişlerinin de işveren tarafından engellendiğini, bu durumda teslim edilen ürünlerdeki ayıpları ve süre şartını ihlal etmesi nedeniyle davalı şirketin kendisinin sebep olduğunu, davalı şirket tarafından aynı şekilde projede kapsamında süresinde teslim edilmeyen üretilen bir miktar ısıcam ve yarı mamül camların teslim alınmamış olup, bu durumun da davalı firmaya bildirildiğini, işbu üretildiği söylenen ancak projenin davalıdan kaynaklanan nedenlerle durdurulması üzerine müvekkili firma tarafından teslim alınmayan ürünlerin ayıplı olup olmadığının ihtilaf konusu olmayıp edimleri ile sözleşmenin feshine neden olan davalı tarafın kötü niyetli olarak hem sözleşmenin feshine sebep olduğunu, hem de süresinde teslim etmediği mamüllerin bedelini talep etmesinin açık bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, bu durumun mahkemeye sunulan davalı firma ile yapılmış resmi mail yazışmalarından da açıkça anlaşılacağını, bu duruma rağmen davalı firmanın haketmediği bir şekilde bu süresinde teslim edilmeyen yarı mamül camlar için 27.11.2018 tarih GUR2018000007800 nolu 45.095,07 TL bedelli e-faturaların gönderildiğini ancak müvekkili firma tarafından haksız olarak tanzim edilen söz konusu faturalara itiraz edildiğini ve bu faturaların kabul edilmediğini, ticari defterler incelemesi sonucu da bu durumun tespit edildiğini, kaldı ki HMK'nın 145.maddesi uyarınca süresinde davalı taraf kendi deposundaki yarı mamül camların incelenmesi hususunda bir delile dayanma talebinde bulunmadığı için hukuken ancak muvafakaları ile işbu delile dayanılabilir ki, bu hususta muvafakatleri yokken mahkemece HMK'nın 145.maddesine aykırı olarak sonradan gelen talebi kabul ederek bu konuda inceleme yaptırdığını ve raporun da hukuksal gerekçelerin hiç hesaba katılmayarak hükmüne esas olarak değerlendirildiğini, yine teslim edilemeyen sehpaların da davalının ihmal ve sözleşmeye aykırı işleri yüzünden işveren tarafından şantiyede alıkonduğunu ve alınmasına da izin verilmediğini, bu konuda sunulan ihtarın davalı tarafa bildirildiğini ama mahkemece bu hususun hiç hesaba katılmadığını, sanki kötü niyetli olarak sehpaların iade edilmediği gibi müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, davalının sebep olduğu şantiye yasağının ceremesinin müvekkiline yüklendiğini, bilirkişi ... tarafından müvekkili şirkete ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme ile 30.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun da davanın haklılığının açıkça gösterdiğini, davalı tarafın, istirdat konusu fazladan haksız icra tahsilatının iade edilmiş faturalara ve yanlış bakiye kayıtlarına dayanan bir tahsilat olduğunu açıkça ortaya koyduğunu ancak mahkemece bu raporun da hiç dikkate alınmadığını, keza heyet raporunda iki kademeli tespit yapılmış olup, mahkemece bu iki şıkka da itibar edilmeyerek bu kez kendisi afaki bir hesap yaparak raporlarda hiç yer almayan cüzi bir istirdat meblağına hükmedildiğini, 04.10.2023 tarihli iki uzman tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Anılan faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kaydının yapılmadığını/anılan faturaların borç alacak ilişkisine dahil edilmediğini düşündüğümüzde ve dahi icra dosyasına da asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 354.585,56 TL (harç, masraf, vekalet ücreti ve fazladan yatan miktar hariç) nin davacı tarafından yatırıldığı sabit olduğundan, davacının; kendi defter kayıtlarına göre (354.585,56 TL – 198.503,09 TL =) davalıdan 156.082,47 TL lik istirdat alacağının bulunduğu, davalının defter kayıtlarına göre ise (354.585,56 TL – 221.703,13 TL=) davalıdan 132.882,43 TL lik istirdat alacağının bulunduğu,..Anılan faturaların her iki tarafın ticari defterlerine kaydının yapıldığını ve anılan faturaların borç/ alacak ilişkisine dahil edildiğini düşündüğümüzde ve dahi icra dosyasına da asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 354.585,56 TL (harç, masraf, vekalet ücreti ve fazladan yatan miktar hariç) nin davacı tarafından yatırıldığı sabit olduğundan, davalının; kendi defter kayıtlarına göre (354.585,56 TL - 336.041,12 TL =) davacıya 18.544,44 TL'lik istirdat borcunun bulunduğu, davacının defter kayıtlarına göre ise (354.585,56 TL - 312.844,15 TL=) davacıya 41.741,41 TL'lik istirdat borcunun bulunduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde iki şıklı tespit yapılmışken, mahkemenin bu rapordan sonra başka hiçbir bilirkişi incelemesi yaptırmadan bu iki şıkkı da hesaba katmadan tamamen sübjektif ve hukuka aykırı bir şekilde mezkur hükmü vermesinin hukukun açık ihlali olduğunu, yine, Yargıtay HGK'nın 19.02.2019 tarih ve 1639/170 uyarınca istirdat davasında “Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer” içtihadı mevcut olup, buna göre davada icraya ödenmiş bulunan istirdat konusu miktara ilişkin ispat yükünun davalı tarafta olup, davalı tarafın icra takibinde faturalara dayandığı için iş bu faturaların ancak müvekkili şirket kayıtlarında işlenmiş bulunmasının, süresinde iade edilmemiş bulunmasının ve sair hesaplarda da yine ancak müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında yer alması halinde ispat yükümlülüğünü yerine getirmiş olacağından, mevcut bilirkişi raporlarına göre davalı yanın icra takibi konusu ettiği fazladan alacak talebinin müvekkilinin ticari defterlerinde dikkate alındığında ispat edilemediği ve temelsiz kaldığını, müvekkilince itiraz edilen/ kabul edilmeyen kısmı itibariyle ödenen miktarın istirdadına karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu taleplerinin de dikkate alınmadığını ve kararın gerekçesinde değerlendirilmediğini, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2021 tarih ve 2018/19-1013 E- 2021/105 K sayılı kararında "Menfi tespit davasında (ve davamızdaki haliyle istirdat davasında) ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer hükmünü vermiştir." denilmekle, anlaşılacağı üzere davanın istirdat konusu alacağın dayanağı olan icra takiplerindeki alacağın haklılığını ispat yükü davalı tarafta olup, davalı tarafın ise bunu faturalara dayandırdığı için işbu faturaların usulüne uygun müvekkili şirkete teslim edildiğini ve iade edilmediğini, keza alacak miktarının müvekkili şirkete ait ticari kayıtlarda yer alması halinde ispat edilmiş olacağını, icra takiplerinde itiraz ettikleri fazla/ haksız ödemelerin davalı tarafından ispat edilememiş olup, bilhassa bilirkişi ... tarafından müvekkili şirkete ait ticari defterler ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilmiş bulunan 30.12.2021 tarihli bilirkişi raporu çerçevesinde haklı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece açık ve net olarak hukuka, kanunlara, yüksek yargı içtihatlarına aykırı olarak karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece, müvekkili şirketin teslim alınmayan camların bedeli ve iade edilmeyen cam taşıma sehpalarının bedelleri için kestiği fatura bedellerini tahsil etmekte haklı olduğu kanaatine varılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğunu ancak 27/11/2018 tarihli faturanın TL cinsinden düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki sözleşmede ödemelerin Euro cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığından faturanın altına Euro satış kuru 5.9365 kabul edilerek 7.596,24 Euro yazıldığını, icra takibine dayanak yapılan cari hesap ekstresine kurun sehven 4.9365 olarak hesaba alındığından, icra takibine konu alacak ile müvekkilinin ticari defter kaydında farklılık ortaya çıktığını, bu durumun müvekkili şirketin defterlerinin bilirkişi tarafından incelenince fark edildiğini, herhangi bir kötüniyetli, kasıtlı hareket bulunmadığını, bu nedenle de 14.01.2022 tarihli dilekçelerinde ve dosyaya bu tarihten sonra sunulan tüm dilekçelerinde metrajlar üzerinden 27/11/2018 tarihli kur esas alınarak yeniden hesaplama yapılmasının talep edilmişse de, mahkemece bu taleplerinin reddedilerek müvekkili tarafından sehven yapılan hatalı işlem nedeniyle icra takibine konu edilen cari hesap ekstresi ile ticari defter kaydı arasındaki fark dolayısıyla davanın kısmen kabul edilerek, müvekkilinin %20 kötüniyet tazminatı ödemesine hükmedildiğini, müvekkilinin sehven hatalı kayıt yaptığını ve bu durumun işbu davada yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde fark edildiğinin düşünüldüğünde, herhangi bir kötüniyetli hareketinin olmamasına rağmen kararda müvekkili aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacının, icra takip tarihi itibariyle müvekkiline 17.808,04 Euro borcu olduğunu kabul ettiğini ancak takipten ödeme yapmadığını, hem de icra takibine konu faturaların tanzim edilene kadar gönderilen ihtarnamelere cevap vermediğini, bu nedenle kötüniyetli hareket ederek durumun bu hale gelmesine sebep olmasına rağmen davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, 07.09.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, keşif esnasında müvekkili şirketin deposunda davacı firmanın siparişi için hazırlanmış ancak davacı yan tarafından teslim alınmamış 61 adet cam bulunduğunu, müvekkili tarafından bu camlardan sadece 20 adedi için fatura düzenlendiğirir tespit edildiğini, dolayısıyla icra takip tarihi itibariyle davacının teslim almadığı camlar nedeniyle müvekkilinin icra takibine konu ettiği faturalar dışında, henüz fatura edilmemiş alacağının da bulunduğu hususunun sabitken, davanın tamamen reddi yerine kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 15.02.2017 tarihli ... Cam Protokolü ile özel üretim cam imali ve teslimine ilişkin eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesinde üretilecek olan camların geri dönüşümlü metal sandıklarla sevk edileceği ve her bir metal sandık fiyatının 750 TL + KDV olup, irsaliye fatura kesileceği, iadesi halinde irsaliye ve fatura ile hesabın kapatılacağı, iade edilmeyen metal sehpaların itirazsız tahsil edileceği ve ahşap sandıkları fatura kesileceği ve iade alınmayacağı hususu düzenlenmiştir. Davalı tarafından sözleşme kapsamında üretilen camların davacıya teslim edildikten sonra bir kısım metal sehpaların iade edilmediği, bu nedenle Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7521 sayılı icra dosyasıyla iade edilmeyen 47 adet cam sehpa bedeli için takip yapıldığı, yine, eser sözleşmesi gereğince üretilen camlar için ödenmeyen bedel yönünden cari hesap alacağı nedeniyle Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2021/7519 sayılı icra takibinin yapıldığı, yapılan bu takipler sonucu davacı tarafından 424.580,29 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini, fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Yine, mal teslim edildikten sonra teslim edilen mallarda ayıp bulunduğu iddiasının teslim alan iş sahibi/ davacı taşeron tarafından kanıtlanması gerektiğinden somut olayda , dosya kapsamındaki delillerden davacıya teslim edilip, ticari deftere işlenen faturalar yönünden ayıp iddiasının davacı tarafından yasal delillerle kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Davalının elinde bulunan ve sözleşme kapsamında üretildiği ve davacının teslim alması hususunda ihtarla temerrüde düşürüldüğü iddia edilen eldeki icra takibindeki alacağa dahil edilen, davalı tarafından fatura kesilen ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan mallar yönünden ise, mahkemece mahallinde yapılan inceleme ile taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan nitelikte olmadığı ve amacına hizmet etmeyeceği belirtilen camlar yönünden davalının talepte bulunamayacağının kabulü gerekir. Bu açıklamalar kapsamında, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kesilen ve tarafların ticari deftelerinde kayıtlı faturalara ilişkin malların davacıya teslim edildiği, bu faturalara dayanarak davalının talepte bulunabileceği, yine, davacıya teslim edilen camlara ilişkin iade edilmeyen sehpalar yönünden sözleşmede kararlaştırılan 750 TL + KDV bedel üzerinden talepte bulunabileceği kabul edilerek, davacının dava dilekçesinde teslim edilen camlar nedeniyle 17.808,04 Euro borcu olduğuna yönelik kabulünün de bulunduğu hususu dikkate alınarak, belirlenecek bakiye alacağın ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılarak, yapılan ödemeler ve bu ödemeler içerisindeki feriler de ayrı ayrı değerlendirilerek davalı alacağının belirlenmesi ve sonucuna göre icra dosyasındaki tahsilatlardan düşülerek davacı alacağının olup olmadığının saptanması gerekirken, belirtilen ilkelere uygun olmayan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de, 2004 sayılı İcra İflâs Kanunu’nun 72/7. maddesinde takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebileceği hususu düzenlenmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kabul edilen 18.544,44 TL alacak üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de; istirdat davasında davalının kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine ilişkin bir yasal düzenleme mevcut olmadığından mahkemece kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu açıklamalar kapsamında Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtilen ilkelere göre taraf itirazları da karşılanarak, mahallinde keşifli bilirkişi raporu düzenleyen bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, ek rapora itiraz halinde ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesidir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih ve 2021/535 Esas- 2023/542 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan 316,69 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf talep eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 11/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır