T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/65 - 2025/1406 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/65 KARAR NO : 2025/1406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/01/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Ma…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/65 - 2025/1406 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/65 KARAR NO : 2025/1406 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 11/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/01/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili Kurumun 233 sayılı KHK’ye bağlı bir kamu iktisadi teşebbüsü olduğunu, güvenlik hizmetinin ihale yoluyla alındığını, çalışacak personelin tamamen yüklenici tarafından seçildiğini, işe alma ve işten çıkarma sorumluluğunun da yükleniciye ait bulunduğunu, dava dışı ...adlı özel güvenlik işçisinin toplam hizmet süresinin 09/09/2014-31/05/2020 tarihleri arasında olup müvekkili Kurumun özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirket bünyesinde 01/10/2019-31/05/2020 tarihleri arasında çalışmakta iken çalışmış olduğu işyerinin tasfiye edilmesinden dolayı yükleniciye iadesinin yapıldığını ve yüklenici tarafından da iş akdinin sona erdirildiğini, dava dışı işçi tarafından Bismil Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2020/314 E. sayılı dosyasıyla açılan işe iade davasında verilen işe iade kararnın Diyarbakır BAM 7. Hukuk Dairesinin 2021/990 E., 2021/885 K. sayılı kararı ile kesinleştiğini, anılan dava neticesinde iş mahkemesince hükmedilen tazminatın ve ferilerinin davacı kurum tarafından dava dışı işçinin vekiline, boşta geçen süre ücretinden SGK şahıs payı düşüldükten sonra brüt rakam belirlenerek, 38.809,68 TL işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminat ödendiğini ileri sürerek 38.809,68 TL'nin ödeme tarihi olan 30/06/2021 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsil edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava dışı işçinin ödemeye esas tüm çalışmasını farklı alt işverenler nezdinde geçirdiğini, dava dışı işçinin müvekkili şirkette 01/10/2019-31/05/2020 tarihleri arasında çalışmış olup işçinin iş akdinin iş yerinin tasfiye edilmesi/devir sebebiyle sonlandığını, dava dışı işçinin farklı işverenler nezdindeki tüm çalışmasının davacı kamu kurumunda geçmiş olduğunu, feshe konu tasfiyenin sorumluluğunun da asıl işveren kamu kurumu olan davacıda olduğunu, müvekkilinin rücuya konu edilen işçilik alacakları ile ilgili olarak herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, işçinin en son davalı şirket nezdinde çalışırken iş akdinin feshedildiği, işçinin açtığı işe iade davasının kesinleştiği ve bu dava sonucu hükmedilen tazminatların davacı kurumdan tahsil edildiği, hizmet alım sözleşmelerinde yüklenicinin hizmeti kendi işçileriyle yürütmek ve işçilik haklarından sorumlu olmakla yükümlü olduğu, sözleşmede aksi düzenleme bulunmadığından işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin davalıya rücu edilebileceği, son işveren sıfatıyla davalının sorumluluğunun bulunduğu, davacı ve davalı tacir olup dava konusu alacak tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğundan dava konusu alacak için ticari (avans) faizine hükmedilmesi gerektiği, dava dışı işçinin işe iade talepli olarak iş mahkemesinde açmış olduğu davada davalı alt işverenin de taraf olduğu nazara alındığında davalı şirketin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine istinaden 38.809,68 TL'nin ödeme tarihi olan 30/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iş akdinin feshinin davacı kurumun iş yerini tasfiye etmesinden kaynaklandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin işi ihale ile aldığını ve idari şartname ile sözleşme kapsamında hareket ettiğini, davacının planlama eksikliği sonucu oluşan tasfiye zararından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununda yapılan değişiklikler uyarınca kıdem tazminatından yüklenici şirketin sorumluluğunun ortadan kalktığını, kıdem tazminatının ihale yaklaşık maliyetine dahil edilemeyeceğinin Kamu İhale Kurumu’nun kararları ve idari şartnamelerle açıkça belirlendiğini, davacı kurumun müvekkili şirketten bu alacaklar için rücu hakkının bulunmadığını, kararın hatalı olduğunu ileri sürerek kararın istinaf yoluyla kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarından davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinden; "Özel Güvenlik Hizmet Alımları" işi kapsamında Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü ile davalı arasında ihale sözleşmeleri akdedildiği, dava dışı işçi ...'ün 09/09/2014-31/05/2020 tarihleri arasındaki davacının asıl işverenliği altında çalıştığı, bu sürenin 01/10/2019-31/05/2020 t tarihleri arasındaki döneminin davalı işverenin işçisi olarak geçriği, dava dışı işçinin iş akdinin davalı alt işveren tarafından sonlandırılması nedeniyle Bismil 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2020/314 E., 2021/170 K. sayılı dosyasında işe iade davası açtığı, iş mahkemesince feshin geçersizliğine, dava dışı işçinin alt işveren .. Ltd. Şti.'ndeki işine iadesine, işe başlatmama tazminatına ve boşta geçen süre alacağına karar verilidği, karara yönelik istinaf isteminin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2021/990 E., 2021/885 K. sayılı ilamı ile esastan reddedildiği, anılan dava neticesinde iş mahkemesince hükmedilen tazminatın ve ferilerinin davacı kurum tarafından dava dışı işçinin vekiline 38.809,68 TL olarak ödendiği, eldeki davada davacı Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından ödenen tutarların davalı ... ... Ltd. Şti.'den rücuan tazminin talep edildiği anlaşılmıştır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler ise kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. Aynı şekilde ihbar tazminatından da son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2020 tarihli ve 2019/378 E., 2020/1629 K. sayılı kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/687 E., 2021/301 K. sayılı kararları da bu yöndedir). Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da; "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünce; taraflar arasında hizmet sözleşmeleri akdedildiği, SGK uzun vade hizmet dökümü incelendiğinde davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin 31/05/2020 tarihinde işten çıkarılması nedeniyle açtığı tespit istemli işe iade davası sonucunda işe başlatmama ve boşta geçen süre ücreti adı altında tazminatların davacı kurum tarafından ferileriyle dava dışı işçiye ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir. Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır. Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin tamamının alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı, iş mahkemesince feshin geçersizliği ile işçinin alt işveren ... ... Ltd. Şti.'ye ait işyerindeki işine iadesine karar verildiği, yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacakları ile iş mahkemesi ilamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri gibi fer'iler ile icra takip masraf ve fer'ilerinin tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğunun gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.651,08 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 498,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.153,08 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (38.809,68 TL) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.