3. Hukuk Dairesi 2016/4062 E. , 2016/8183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil - alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın tapu iptal yönünden reddine, alacak yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı ve
**3. Hukuk Dairesi 2016/4062 E. , 2016/8183 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil - alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın tapu iptal yönünden reddine, alacak yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ... mirasçıları olduklarını, murisin 2001 yılında vefat ettiğini, ... zilyetliğinde bulunan taşınmazların 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında davalılar adına yazıldığını, davacıların ...İlçesi dışında yaşıyor olmaları nedeniyle kadastro çalışmalarına iştiraki ve itirazları olamadığını, davacıların bu durumu .. Kurumunun kamulaştırma işlemleri nedeniyle başka bir taşınmaza ait bedel ödemesi sebebiyle öğrendiklerini, bedel ödeme işlemlerinin ise Haziran 2012 tarihinde gerçekleştiğini.... Mevkiinde 171 ada 1 nolu parselin 1/2 hissesinin ... ait olmasına rağmen kadastro çalışmaları esnasında davalılar adına yazıldığını, kamulaştırma bedeli 28.893 TL'nin yarısı olan 14.446,86 TL olarak davalıların sebepsiz zenginleştiklerini, yine ... İli .... Mevkiinde 171 ada 3 nolu parselde kayıtlı taşınmazın ...'e ait olduğunu, buna ilişkin köy senedi bulunmasına rağmen kadastro çalışmaları esnasında davalılar adına yazıldığını, davalıların bu taşınmaz nedeniyle 15.573,38 TL kamulaştırma bedeli nedeniyle davacılar aleyhine sebepsiz zenginleştiklerini ileri sürerek öncelikle dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini, olmadığı takdirde davalıların haksız olarak aldıkları 30.019,79 TL'nin davacıların hisseleri nispetinde yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar cevaplarında; dava konusu parsellerinde dahil olduğu, 171 ada 1,3, 4, 5, 6 ve 10 parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi ..., davalıların murisi .., ... ve ...e ait iken bu şahısların ölmeden önce kendi aralarında harici ve rızai taksim sonucu paylaşıldığını, 171 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisine, 171 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların ise kendi murislerine payına düştüğünü, taşınmazların alanları dikkate alındığında davacıların murisine ve davalıların murisine düşen taşınmazların alanlarının hemen hemen aynı olduğunun anlaşılacağını, kadastro çalışmaları esnasında davacıların murisine düşen 171 ada 10 parselin davacılar adına yazıldığını savunarak, davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, taşınmaz kamulaştırılmış olduğundan davacılar adına tescil mümkün olmayacağı, tanık beyanlarından dava konusu edilen bu taşınmazların evveliatının her iki tarafında atalarına ait olduğu ve atalarından intikal etmiş olduğu, kamulaştırma sırasında kamulaştırma bedelinin sadece davalılara verildiği, dava konusu bu yerde davalıların da babalarının davacıların babaları ile ½ oranda hissesinin olduğu gerekçesi ile davacı tarafın tapu İptal ve tescile ilişkin davasının reddine, davacı tarafın sebepsiz zenginleşme nedeni ile zenginleşilen kısmın iadesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 15.573,38 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davacılara... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/293 Esas, 2011/286 Karar ve 08.09.2011 tarihli veraset ilamındaki hisseleri oranında iadesine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 3402 sayılı Kanunun 12 maddesi 3.fıkrasında, kadastro tutanaklarında belirtilen hakların sınırlandırma ve tesbitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamacağı belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta tespitten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmediği için davacıların mülkiyet hakkının isteyebilecekleri buna bağlı olarak da talebe ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi gerekmektedir. Davacılar 171 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin murislerine ait olduğunu, 171 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamının murislerine ait olduğunu iddia etmişler, davalılar ise dava konusu taşınmazların da dahil olduğu bir kısım taşınmazların davacıların murisi, davalıların murisin de dahil olduğu dört şahsa ait olduğunu, bu şahısların aralarında harici taksim yaptıklarını, dava konusu taşınmazların davalılar murisine düştüğünü, 171 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ise davacıların murisine düştüğünü, kadastro tespiti sırasında da bu harici taksimin esas alındığını belirtmişlerdir. Dava konusu 171 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları incelendiğinde, davalılar adlarına ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın zamandan beri nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla fiilen zilyet ve tasarruflarında olduğu belirtilmiş ve davalılar adına tespit görmüştür. Mahkemece, dava konusu taşınmazlar ve davalıların davacıların murisine düştüğünü iddia ettiği 171 ada 10 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde keşif icra edilmemiş, tanıklar keşifte dinlenmemişler, davacı tarafın dava dilekçesine ekli olarak sunduğu köy senetleri taşınmazlara uygulanmamıştır. Mahkemece, taraf iddia ve savunmaları dikkate alınarak mahallinde keşif yapılarak, kadastro tutanak bilirkişileri ve mahkemece tespit edilecek mahalli bilirkişiler ayrıca taraf tanıkları dinlenerek, davacının sunduğu köy senetleri uygulanarak, kadastro tutanağında belirtilen " taksimen" ifadesi bilirkişi ve tanıklara sorularak, taşınmazlarla ilgili mülk edinme koşullarının kimin lehine gerçekleştiğinin saptanıp sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre ise; davalılara söz konusu taşınmazlar nedeniyle ne miktarda kamulaştırma bedeli ödendiği gerekli yerlerden araştırılmadan, kısmen kabulüne karar verilen miktarın neye göre belirlendiği gerekçe de açıklanmayan bedel üzerinden davanın kısmen kabulü kararı doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.