2. Ceza Dairesi 2023/17247 E. , 2024/8690 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/1498 Esas, 2022/1507 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi,…
**2. Ceza Dairesi 2023/17247 E. , 2024/8690 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 17.05.2022 tarihli ve 2022/1498 Esas, 2022/1507 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; 1-7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir. İncelenen dosyada; katılanın yokluğunda verilen kararın, en son bildirdiği adresten farklı olan bir adrese tebliğ edilmesi sebebiyle yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; gerekçeli kararın öncelikle katılanın bildirdiği en son adresine başvurabileceği kanun yolları ve başvuru süresini bildirir biçimde usûlüne uygun olarak tebliğinin yapılması, bu adresine tebliğ yapılamaması hâlinde katılanın güncel MERNİS adresine usûlüne uygun olarak tebliğ edilmesi, tebellüğ belgesi ile verilmesi hâlinde temyiz dilekçesi de eklendikten ve bu hususta ek tebliğname düzenlendikten sonra Dairemize gönderilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." ve yine aynı Kanun'un 295. maddesinde yer alan "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanığın yokluğunda verilip 24.05.2022 tarihinde ceza infaz kurumunda tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 01.06.2022 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, ancak 5271 sayılı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmış ise de; kararın kanun yolu bildiriminde ya da sanığa ceza infaz kurumunda yapılan tebliğ esnasında temyiz süresinin bitmesinden itibaren 7 gün içinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiğine dair ihtaratın yer almadığı, 18.07.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan, 08.03.2023 tarihli ve 2019/42687 sayı ile verilen Anayasa Mahkemesinin “gerekçeli kararın tebliğinden itibaren temyiz gerekçelerini ihtiva eden ek dilekçenin verilmesi için 7 günlük süre yönünden ihtar yapılmamasının Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine” ilişkin kararı gözetilerek hak kaybının önlenmesi bakımından sanığa 5271 sayılı Kanun'un 295/1. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin ihtaratlı tebligat yapılarak buna ilişkin evrakın dosyaya konulması ve sanığın süresi içerisinde gerekçeli olarak hükmü temyiz etmesi hâlinde temyiz dilekçesi ve buna ilişkin düzenlenecek olan ek Tebliğname eklendikten sonra dava dosyasının geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.