10. Hukuk Dairesi 2022/7269 E. , 2023/9855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/718 E., 2021/195 K. KARAR : Kısmen Kabul Dava, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduk
**10. Hukuk Dairesi 2022/7269 E. , 2023/9855 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/718 E., 2021/195 K. KARAR : Kısmen Kabul Dava, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin murisinin uçak kazasında hayatını kabettiğini, uçağın davalı işveren şirket tarafından Irak'a işçilerin taşınması için kiralandığından bahisle davacılar eş ve çocuklar için 100.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, aşamalarda davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hakkındaki istemlerin eldeki dava dosyasından tefrikine karar verilmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevli olmadığını, davada Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, davalı şirketin eylemleri ile davacıların murisinin ölümü arasında uygun illiyet bağının bulunmadığnıı, davalının kusur ve ihmalinin de bulunmadığını, uçağın düşürülmüş olduğunu, kazanın üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle meydana gelmiş olmasından dolayı zarar ve davalı arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, davacıların talebinin fahiş olduğunu, düşen uçağın yasaklı bir uçak olmadığını, emniyetsiz olmadığını ve bütün dünyada kullanıldığını, davalı işverenin personele uçağa binme konusunda emir ve talimat vermediğini, davalı şirket sahibinin oğlunun da kazada hayatını kaybettiğni ve bu nedenlerle davalının kusurlu ve sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.03.2009 tarih ve 2007/966 Esas, 2009/160 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 15.03.2010 tarih, 2009/6138 Esas, 2010/2744 Karar Sayılı Bozma Kararı Mahkemenin 10.03.2009 tarih ve 2007/966 Esas, 2009/160 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 15.03.2010 tarih, 2009/6138 Esas, 2010/2744 Karar sayılı kararı ile davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yönünden görevsizlik kararının yerinde olduğu ne var ki davalı işveren şirket yönünden iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 15.02.2018 Tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan ve davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hakkındaki istemlerin eldeki dava dosyasından tefrikine karar verilmesinden sonra verilen 15.02.2018 Tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar Sayılı Kararla aynı olaya ilişkin açılan diğer mahkemelerdeki dava dosyalarında alınan 08.12.2009, 30.07.2012, 20.04.2015 ve 22.04.2016 tarihli bilirkişi kusur raporlarında davalı işverene kusur atfedilemeyeceğinin tespit edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2019 tarih, 2019/867 Esas, 2019/5527 Karar sayılı bozma kararı Mahkemenin 15.02.2018 tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2019 tarih, 2019/867 Esas, 2019/5527 Karar sayılı kararı ile somut uyuşmazlıkta, pilotun üçüncü kişi olduğu ve pilotaj hatasının da sorumluluğun tüm halleri için gerekli illiyet bağını keseceği gözetilmek suretiyle Mahkemece, öncelikle maddi olguya ilişkin tüm deliller toplanarak, dinlenen tanık beyanları da gözetilmek suretiyle uçak kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi ve sonrasında, zararlandırıcı olayın uçak kazası sonucu meydana geldiği gözetilmek suretiyle özellikle havacılık ve uçak mühendisliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar da gözetilerek olayın niteliğine göre işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin olup olmadığı, varsa bunlardan hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar belirtilerek, işverene atfedilebilecek bir kusur veya üçüncü kişi olarak pilot hatasının bulunup bulunmadığı hususları ile, olayda mevcut ise kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirleneceği bir rapor alınıp irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararda alınan 28.05.2020 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre olayın %100 oranında kaçınılmazlıktan kaynaklandığı kabulünden hareketle ve hakkaniyet gereğince eş lehine 40.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 20.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı işverene kusur verilmemesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelişinde işverenin ihmalleri bulunduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77'inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31'inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, 09.01.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacılar murisinin vefat ettiği, hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda iş kazasının meydana gelişinde kaçınılmazlığın %100 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, kusurun oran ve aidiyetinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Davanın Yasal dayanağı; zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği 09.01.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Somut olayda, Irak Sivil Havacılık Dairesi Uçuş Güvenliği Departmanının 31.12.2007 tarih ve 12/36 numaralı yazıları ve bilirkişi raporundan enkaz ve düşme alanı üzerinde yapılan inceleme sırasında önceden var olan bir arıza tespit edilmediği, herhangi bir uçuş yapı hatasına ve çalışma eksikliğine rastlanmadığının belirtildiği, davaya konu olan Antonov 26B-100 uçağının hem yük taşımayı, hem de yolcu taşımayı sağlayacak şekilde yapılandırıldığı, uçuşa elverişlilik sertifikasının da kaza tarihinde geçerliliğini koruduğu, dosya kapsamına göre uçağın uçuşunda 1944 Şikago Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması göre tip sertifikası bulunduğu, diğer bir ifade ile uçuş emniyeti açısından Antonov 26B-100 de sakınca bulunmadığı, yine dosya kapsamında bulunan raporda :”… pilotun AN-26 konusunda 15 yıllık deneyime sahip ve 10.000 saatlik bir birikime sahip olduğu. eğitimci ve müfettiş olduğu, öngörülen görev sürelerini aşmamış olduğu, yardımcı pilotun 1500 saatlik uçuşu olduğu, üç adet mürettebat, rotacı, uçuş görevlisi ve uçak makinistinin olduğu, Moldova tescil ve havada kalabilme yeteneği belgesi Moldova CAA tarafından verilmiş olup kaza anında geçerliliğini koruduğu, motor ve pervanelerin incelenmesinde kazadan önceki normal çalışmalarını engelleyecek bir arıza bulunmadığı..." saptamalarının yapıldığı, buna karşılık Dairemizin aynı kaza olayından kaynaklanan tazminat dava dosyalarında verdiği emsal nitelikteki kararlarda da belirtildiği gibi dosya kapsamında Irak Sivil Havacılık Makamı Uçuş Emniyet Dairesi'nin 31.12.2007 tarihli ve 12/36 sayılı Nihai Kaza Raparu'nun tam ve eksiksiz örneğinin, kaza incelemesini yapan Irak, Moldovya ve ABD makamlarında bulunması gereken hava aracı kazasına ilişkin bilgi ve belgelerin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nde bulunan, hava aracına ilişkin (hava aracına verilen uçuş izni dahil) tüm bilgi ve belgelerin, Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 28.07.2008 tarihi ve B.11.0.ATKB.006./664.01/1006-433 sayılı raporunun tam ve eksiksiz bir örmeğinin, davalı ... İnş.Taah.Tic, ve San. İth. ve İhr. A.Ş. tarafından hava aracına yapılan yüklemenin ayrıntılı bilgilerinin dosya arasında bulunmadığı halde mahkemece bu eksiklikler giderilip bu hususların değerlendirildiği yeni bir kusur raporu alınmaksızın, kazanın oluşumunda %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen eksiklik bilgi ve belgeler ikmal edildikten sonra aynı olaya ilişkin olarak açılan Adana 1. İş Mahkemesi'nin 2014/203 Esas sayılı dava dosyasında alınan 05.04.2017 tarihli bilirkişi kusur raporunu düzenleyen aynı heyetten yeniden kusur raporu almak, davalı tarafın temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözetip oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.