1. Hukuk Dairesi 2010/3314 E. , 2010/3928 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : AMASRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kadastro çalışmaları sırasında Amasra Belediye Başkanlığı adına tespit ve tapuya tescil edilen taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapusunun iptali ile üzerindeki yapıların yıkılmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazın bir
**1. Hukuk Dairesi 2010/3314 E. , 2010/3928 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AMASRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/02/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kadastro çalışmaları sırasında Amasra Belediye Başkanlığı adına tespit ve tapuya tescil edilen taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürüp, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapusunun iptali ile üzerindeki yapıların yıkılmasını istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan taşınmaza ait sicil kaydının kütükten terkini ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu ifraz parselinin geldisi 1593 sayılı kadastro parselinin tespitinin 1959 tarihinde yapıldığı, Hazinece açılan tespite itiraz davasının 04.04.1963 tarihinde kesinleşerek (mülkiyete hazinenin bir itirazı olmayıp, sadece nizalı taşınmazın altındaki madenlerin hazineye ait olduğunun belirtilmesi istenmekle hükmen davalı Belediye adına tapuya tesciline, taşınmazın altındaki madenlerin hazineye ait olduğunun belirtilmesine karar verildiği) 21.08.1995 tarihinde ifraz yoluyla davalı belediye adına sicilinin oluştuğu, davanın ise, 30.04.2008 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, çekişmeli taşınmazın bir kısmının belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.02.2009 tarihinde kabul edilip, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3.maddesi ile eklenen geçici 10.maddesinin "bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde tescilin dayanağı olan ilamın kesinleştiği 04/04/1963 ile davanın açıldığı 30/04/2008 tarihleri arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu ve davanın anılan yasa hükmüne tabi olduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28/06/1960 tarih, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, her davanın açıldığı tarihteki koşullara tabi olacağı ve 28/11/1997 tarih, 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre davacının dava tarihi itibariyle davasında kısmen haklı olduğu gözetilerek yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan Avukatlık ücretinden tarafların haklılık ve haksızlık oranında sorumlu tutulmaları ve ayrıca davalıya maktu harç tahmil edilmek üzere davanın yasa gereğince reddedilmesi için yerel mahkeme kararı bozulmalıdır. Hal böyle olunca, tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün anılan sebepten ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.