12. Ceza Dairesi 2025/219 E. , 2026/593 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/27 E., 2024/569 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar müdafinin sanık ... hakkındaki hükmü temyizi yönünden; sanık ... 'ün 26.11.2022 tarihinde ölümü nedeniyle müdafii ile…
12. Ceza Dairesi 2025/219 E. , 2026/593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/27 E., 2024/569 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar müdafinin sanık ... hakkındaki hükmü temyizi yönünden; sanık ... 'ün 26.11.2022 tarihinde ölümü nedeniyle müdafii ile vekalet ilişkisi sona erdiğinden, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca verilen düşme kararını temyize yetkisi bulunmadığı belirlenmiştir. Sanıklar müdafinin sanık ... hakkındaki hükmü temyizi yönünden ve katılan vekilinin temyizi yönünden yapılan incelemede; 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın adli para cezasından ibaret olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 50/4, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca verilen 15.200, TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 50/4, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın sanık ..., sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 07.12.2023 tarihli kararı ile sanık ... yönünden savunma hakkının ihlali nedeniyle sair yönleri incelenmeden bozulmasına karar verildiği, sanık ... yönünden ise sanığın 22.11.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık ... hakkında TCK'nın 64, CMK'nın 223/8 maddesi gereğince kamu davasının düşmesine, sanık ... hakkında TCK'nın 85/1, 62/1, 50/4, 50/1-a, 52/2-4, 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddeleri uyarınca 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1-Katılan vekilinin temyiz sebepleri; Sanık ...'ın en üst hadden cezalandırılması gerektiğine, TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmamasına, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. 2-Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri a-Sanık ... yönünden; Dava sanığın vefatı nedeniyle düşürülmüş olsa da yargılamada verilecek hükmün sanığın yetkilisi olduğu şirket açısından önem taşıdığına, sanığın hatalı kusur raporlarına karşı itirazlarının temyizen incelenmesi ve kusurun doğru şekilde tespit edilip edilmediğinin irdelenmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. b-Sanık ... yönünden; Sanığın işletme müdürü olmasının bilirkişi raporlarında işletmede varlığı ileri sürülen eksiklikler bakımından kusurlu olduğu sonucunu doğurmayacağına, taksirli suçlarda diğer unsurlarla beraber failin hareketinin iradi olması gerektiğine, sanık ...'in eksiklik olarak ileri sürülen ihmal ve kusurlara müdahale edebilecek durumda olmadığını ifade ettiğine, olaydan bir gün önce işe başlayan müvekkilin hangi iradi hareketi yaptığı ve bu iradi hareket ile netice arasındaki sebep sonuç ilişkisinin kurulmadığına, bu nedenle müvekkil yönünden beraat kararı verilmesi gerektiğine, ölenin olayda asli kusurlu olduğuna, otele yüklenebilecek herhangi bir kusur olmadığına, eksik inceleme ile hatalı rapora üstünlük tanınarak karar verildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, bilimsel temeli olmayan subjektif değerlendirmelerle kusur verildiğine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin hatalı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23/08/2013 tarihinde ...'nın oğlu mağdur ... ve eşi katılan ... ile birlikte tatil amaçlı Ayvalık ilçesinde bulunan ... Otel'e geldikleri, ...'nın 24/08/2013 tarihinde, oğlu ve eşiyle birlikte güneşlendiği açık havuzun kenarından yalnız başına ayrılarak otelin kapalı havuzuna gittiği ve bir müddet sonra sözkonusu otelin SPA bölümünde görevli olan tanık ... tarafından, müşteri gezdirmek amacıyla kapalı havuzun bulunduğu yere girildiğinde ...'nın havuzun derin kısmında hareketsiz yüz üstü yatar vaziyette bulunduğu, ardından tanık ...'in ...'yı havuz dışına çıkarttığı ve otelde cankurtaran olarak görev yapan tanık ... ile birlikte ...'ya ilk müdahaleyi yapmalarına müteakiben olay yerine çağrılan 112 sağlık ekibi tarafından ...'nın ... Devlet Hastanesine kaldırıldığı ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak öldüğü, otopsi raporuna göre ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiğinin tespit edildiği, 12/06/2015 tarihinde yapılan keşif sonucu inşaat mühendisi, ulusal havuz enstitüsünden talep edilen yüzme havuzu alanında uzman makine mühendisi bilirkişi ve iş güvenliği alanında uzman makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 21/07/2015 havale tarihli bilirkişi heyet raporuna ve dava konusu olay nedeniyle açılmış olan tazminat davası dosyasındaki alanında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden alınmış olan 06/03/2015 tarihli bilirkişi raporuna göre ölenin tali kusurlu ve ... Oteli İşletmesi yetkililerinin yani söz konusu otelin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olan sanık ...'ün ve otel müdürü yani sorumlusu olan sanık ...'ın asli kusurlu olarak ...'nın ölümüne neden oldukları kabul edilerek sanık ...'ın TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine, sanık ...'ün ise 26/11/2022 tarihinde öldüğü anlaşıldığından sanık hakkında açılan kamu davasının TCK'nın 64, CMK'nın 223/8 maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR A-Sanık ... Müdafinin ... Hakkındaki Hükme Yönelik Temyizi Yönünden; Sanık ...'ün 26.11.2022 tarihinde ölmüş olması nedeniyle bozma ilamı gereği verilen düşme kararının sanık müdafii tarafından temyiz edildiği anlaşılmış ise de ; ölüm ile vekalet ilişkisinin son bulması nedeniyle sanık ... müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B-Sanık ... Hakkındaki Hükme Yönelik Sanık ... Müdafinin ve Katılan Vekilinin Temyiz İsteğinin İncelenmesinde; 24.08.2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 23.08.2013 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK'nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak oybirliği ile ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde karar verildi.