8. Hukuk Dairesi 2023/2311 E. , 2025/631 K. MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1496 E., 2023/99 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/21 E., 2022/300 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2311 E. , 2025/631 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1496 E., 2023/99 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/21 E., 2022/300 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde, Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 228 ada 5 parsel sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında yapılan hata nedeniyle iş bu taşınmazın sınırları içerisinde tespit edilmesi gereken bir kısım taşınmazın komşu 101 ada 1 sayılı orman parselinin sınırları içerisinde bırakıldığını, bu kısmın sınırlarının mahallinde yapılacak keşif esnasında ayrıntılı şekilde gösterileceğini, dava konusu yerde çok sayıda özel mülke konu taşınmaz bulunduğunu, dava konusu edilen taşınmazın da 6831 sayılı Kanun kapsamında orman sayılabilecek yerlerden olmadığını, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacı ve murislerinin tarımsal faaliyet icra ettiklerini belirterek, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan çekişmeli bölümünün tapu kaydının iptali ile davacıya ait 228 ada 5 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle yada ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davanın kabulü ile fen bilirkişisinin 11.10.2021 havale tarihli raporunda ve krokisinde çay bahçesi vasfı ile belirttiği Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan (A) harfi ile gösterilen 1.330,82 metrekarelik kısım ile fen bilirkişisinin 11.10.2021 havale tarihli raporunda ve krokisinde çalılık vasfı ile belirttiği Trabzon ili Of ilçesi ... Mahallesi 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan (B) harfi ile gösterilen 1.142,64 metrekarelik kısmın orman vasfı ile Hazine adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile iptal edilen bu kısımların ayrı parsel numaraları verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, karar vermiştir. Karara karşı davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tutunduğu dayanak tapu kaydının miktarının 1.838,00 m2 olduğu, fen bilirkişi raporuna ekli krokiye göre dayanak tapunun kapsadığı belirtilen alanın toplamının ise tapu kaydında yazılı miktarın çok üzerinde olduğu, davacı ve kardeşi ... adına tespit edilen ve fen bilirkişi raporuna göre dayanak tapu kaydının kapsamında kaldığı belirtilen dava dışı 228 ada 5, 213 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların toplam alanlarının dahi yaklaşık 6,5 dönüm civarında bulunduğu, kaldı ki taşınmazların sınırında orman bulunduğu ve tapunun bir sınırının mahallinde yapılan keşifte tespit edilemediği, dolayısıyla dayanak tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu, tapunun miktarı kadar yerin davacı ve kardeşi adına kadastro sırasında tespit edildiği, hal böyle olunca miktarıyla geçerli olan dayanak tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümlerini kapsamadığı, ayrıca, harita ve orman mühendisi bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan bilirkişi kurulu raporunda; yöreye ait 1959, 1973, 1982 ve 2004 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapıldığı ve hava fotoğraflarının çekildiği tarihler itibariyle taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun herhangi bir işlemeli zirai faaliyet bulunmadığının belirtildiği, keşifte görev yapan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da, krokide (A) harfiyle gösterilen kısım üzerinde 5-6 yaşlarında çay bitkileri bulunduğu, (B) harfiyle gösterilen kısmın ise ağaçlık - çalılık arazi vasfında olduğu, bu kısım üzerinde kendiliğinden yetişmiş kızılağaç başta olmak üzere bölge iklimine adapte olmuş çeşitli cins ve evsafta ağaç ve çalılar bulunduğu, zemin üzerinde uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığının ifade edildiği, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında her ne kadar krokide (A) harfiyle gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün 35-40 yıldır çay bahçesi olarak kullanıldığı, (B) harfiyle gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün ise mısır tarlası ve çayır olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de, gerek geçmişten bu yana incelenen tüm hava fotoğrafları, gerekse ziraat bilirkişi raporunda belirtilen çayların yaşları ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında, söz konusu beyanlara itibar etme olanağı bulunmadığı, davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis etmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, 28.09.2021 tarihli fen raporunda dayanak tapu kayıtlarının batı, kuzey ve güney sınırları ile uyduğu, bu kayıtların aynı zamanda müvekkiline ait diğer tapulu taşınmazları kapsadığı ve bunların kayıtlarına da yön itibariyle uyduğunun ortaya konulduğunu, bu durumun dava konusu yerlerin müvekkiline ait taşınmazların devamı niteliğinde olduğunu gösterdiğini, keşif esnasında dinlenen tüm mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarında dava konusu taşınmazların çok uzun zamandır davacının kullanımında olduğu, son beş-on yıldır çay bitkisi tarımı yapıldığı, öncesinde ise kadimden beri davacı ve murisleri tarafından mısır, fasulye ve ekonomik olarak hayvan yemi olarak ot yetiştiriciliği yapılmak suretiyle kullanıldığını ifade ettiklerini, yine bölge insanının ekonomik nedenlerle büyük illere göç etmesi ve mirasçılarının da toprağı işlemesiz bırakması gibi durumlarda bölgenin iklim koşulları nedeniyle hemen yeşillenmeye başladığını, orman heyet bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun net bir şekilde belirtildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince dosyaya sunulan tapu kaydının kadastro öncesi eski bir tapu kaydı olduğu, belirli harita, plan ve krokiye dayanmayan bir tapu kaydı olduğu, yani sayısal olarak kadastral sınırları belli olmayan bir tapu kaydı olduğu hususunun atlanarak bu eski kayıttaki yüzölçümünün esas alındığını, oysaki bu tür tapu kayıtlarının gerek keşifte uygulandığı üzere gerekse keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklara sorulup kapsadığı alanın sayısal yüzölçüm olarak değil de yön olarak kapsadığı sınır itibariyle tapulamaya esas alınması gerektiğinin hem yerleşik Yargıtay kararları hem de doktrinde kabul edilen bir husus olduğunu, bu nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.