Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirkete ... nolu poliçe ile sigortalı olan .... plakalı aracın 12/05/2014 tarihinde yaya olarak yürümekte olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını, meydana gelen kazada davacının bir kusurunun bulunmadığını, kazaya konu .... plakalı aracın davalı ... tarafından ...... nolu sigorta poliçesi ile sigortalandığını beyan ederek fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalması kaydı ile dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile imzalanan çerçeve aracılık sözleşmesine göre davalı uhdesinde yatırım hesabı açtığını, bu yatırım hesabında müvekkilinin 08/02/2016, 10/02/2016 ve 10/03/2016 tarihlerindeki talimatlarının yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını, bu zararın giderilmesi ile davalı uhdesindeki hesaba ilişkin tüm kayıtların belgelerin müvekkilinin telefon talimatları da dahil olmak üzere verdiği tüm talimatların kayıtlarının 2 defa ayrı ayrı noter marifetiyle istenmesine rağmen davalının ısrarla müvekkiline belge ve bilgileri sunmadığını, SPK Mevzuatı uyarınca tüm talimatları saklamak ve müvekkiline ibraz yükümlülüğü olduğu halde sorumluluğunu yeri getirmediğini, ihtirnamelere karşı davalının verdiği cevaplarda müvekkilinin zararının olduğu kabul edilmiş hatta bir kısım zararın giderildiğinin beyan edilmiş olduğunu, diğer yandan mağduriyetin büyük kısmının kendilerinden kaynaklanmadığı sistemsel arızalardan ve trademaster sisteminden kaynaklandığının, trademaster hizmet sözleşmesine göre kendilerinin hierhangi bir sorumluluğunun olmadığının beyan edildiğini, SPK uyarınca yatırımcılar borsada doğrudan hisse satın alma işlemi yapamayacaklarından Kanun uyarınca kurulmuş yetkili aracı kuruluşlar aracılığı ile bu işlemi yapabildiklerini, aracı kuruluşların işlemlerinin mevzuata uygun olması gerektiğini ve müşterilerinin menfaatlerine uygun hareket etmek zorunda olduklarını, doğru reklam ve ilan yayınlamak zorunda olduklarını, davalının yaptığı ilanlarda trademaster sistemi ile daha hızlı ve güvenli işlem yapacağını beyan ettiğini, bu sistemin Türkiye'deki yöneticisi ve uygulayıcısı olduğunu, bu işlemlerden sorumlu olmadığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.00,00 TL tazminatın 11/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmeine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkilinin 07/12/2011 tarihinden itibaren müşterisi olduğunu, bu tarihten itibaren müvekkili aracılığı ile çok çeşitli sermaye piyasası araçları üzerinde alım satım işlemleri gerçekleştirdiğini, büyük bir yatırımcı olduğunu, taraflar arasında alım satıma aracılık hizmetleri sözleşmesi, kaldıraçlı varlık alım satımına aracılık faaliyeti sözleşmesi ve türev araçların alım satımına aracılık faaliyeti sözleşmesi akdedildiğini, akdedilen sözleşmeler kapsamındaki risklerin davacıya bildirildiğini, buna ilişkin formun davacı tarafça okunarak imzalandığını, davacı müvekkilinin müşterisi olarak işlem yapmaya devam ederken 08/02/2016, 10/02/2016, 10/03/2016 tarihlerinde oldukça kısa süreli bazı sistemsel aksaklıkların yaşandığını, yaşanan aksaklık nedeniyle davacının zararını karşılamak ödemeler yapıldığını, bu işlemlerden sonra davacı tarafından müvekkiline Noter ihtarları gönderildiğini ve müvekkilinin bu ihtarlara cevap verdiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını ve bu nedenle reddinin gerektiğini, yaşanan aksaklıklarda müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının menfaatlerine ve talimatlarına uygun hareket ettiğini, davacının emirlerinin yazılı olması gerektiğini, sözlü emirlerin teknik koşullar elverişli olduğu sürece kabul edilebileceğini, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca posizyon kapama dışındaki emirleri kabul etme yükümlülüğünün olmadığını, davacının menfaatini korumak için gerekenleri yapmadığını ve taleplerinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin kusurunu ispatlaması gerektiğini, kaldı ki bütün zararlarının da karşılandığını, davacının faiz talebinin de kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.