10. Hukuk Dairesi 2025/16247 E. , 2026/89 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/596 E., 2025/213 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Dava…
10. Hukuk Dairesi 2025/16247 E. , 2026/89 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/596 E., 2025/213 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.06.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Kuruma başvuru yapmadan açtığı davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, 6552 sayılı Yasa gereği Kuruma başvuru yapmadan davanın açılamayacağını, aksi takdirde davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, 2926 sayılı Yasa'da Tarım Bağ-Kur sigortalılığı ve madde 6, 24/07/2003-4956/50 madde Kanun'a göre düzenlendiğini, mevzuat gereği ziraat odası kaydı bulunan kişilerin 4/b kapsamında tescilinin yapılmasının zorunlu olduğunu, bu durumun kişinin veya Kurumun insiyatifinde bulunmadığını, bu nedenlerle usul ve esas yönünden haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından 22.10.2020 tarih ve 2019/400 E. 2020/489 K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Mahkemece; 1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli, 2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı, 3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, 4-25.04.20 06... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu'nun "Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar. 5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli, 6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.'nın 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır. Davacıya Terme Ziraat Odası tarafından 04.04.2011 tarihli muafiyet belgesi verildiği, davacının 12.07.2019 tarihinde Kuruma başvurarak 04.04.2011 tarihinde başlayan ve halen devam eden muafiyetliği nedeni ile bu tarihten sonraki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilmesini ve kendisine 17.05.2019 tarihli tahsis talebine istinaden 01.06.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği, muafiyet belgesinin 18.11.2014 tarihinde Kuruma intikal ettiği,bu nedenle Kurumun intikal tarihi itibariyle davacının 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığını sonlandırdığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının Ziraat Odasından alınan muafiyet belgesi üzerinden yapılan değerlendirme ile davacının 18.07.2011-18.07.2011, 18.08.2011-18.08.2011, 01.10.2011 -18.11.2014 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verildiği anlaşılmakla; yukarıda yer alan mevzuat hükümleri çerçevesinde davacının uyuşmazlık konusu dönemde tarımsal faaliyeti araştırılmalı varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. 7-Davacının hizmet cetvelinin incelenmesinden, 18.03.20 10... .02.2011 tarihleri arasındaki 5510 sayılı Yasa'nın 4/a kapsamındaki hizmeti ile 17.03.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetinin çakıştığı,bu dönemde önceden başlayıp devam eden 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının geçerli kabul edileceği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının 5510 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresi ve 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresi yukarıda anılan mevzuata uygun olarak tespit edilerek, böylece 2829 sayılı Yasa kapsamında davacının son 1260 günü hangi sigortalılığı kapsamında tamamladığı belirlenip, son 7 yıl içinde en fazla hizmet süresinin 2926 sayılı Yasa kapsamında olması durumunda aylık koşullarının 506 sayılı Yasa kapsamında irdelenemeyeceği dikkate alınarak yaşlılık aylığı talebi konusunda karar verilmelidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesi tarafından 07.06.2022 tarih ve 2021/706 E. 2022/404 K. sayılı karar ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacının 18.07.2011-18.07.2011, 28.08.2011-18.08.2011, 01.10.2011-18.11.2014 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline, davacının 4a kapsamında 01.06.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece,"... davacı murisi ...'ın dava konusu dönem açısından yukarıda belirtilen maddi ve hukuki ilkeler ışığında, tarımsal faaliyete ilişkin eldeki deliller de değerlendirilerek ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamında irdeleme yapılmak suretiyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline yönelik istemi konusunda karar verilmeli, tahsis talebi de bunun sonucuna göre değerlendirilmelidir..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir. VI.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; mevzuat gereği Ziraat Odası kaydı bulunan kişilerin 4/b kapsamında tescilinin yapılması zorunlu olup, bu durum kişinin veya Kurumun insiyatifinde bulunmadığını, davacının Bağ-Kur sigortalılık günlerinin iptali talebinin reddi gerekirken kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.