13. Hukuk Dairesi 2014/26865 E. , 2015/20868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, bacağındaki şikayetler üzerine başvurduğu davalı hekimin tavsiyesi ile onun gerçekleştirdiği operasyonla ameliyat olduğunu ancak şikayetleri g
**13. Hukuk Dairesi 2014/26865 E. , 2015/20868 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, bacağındaki şikayetler üzerine başvurduğu davalı hekimin tavsiyesi ile onun gerçekleştirdiği operasyonla ameliyat olduğunu ancak şikayetleri geçmediği gibi artarak devam ettiğini, davalının normal olduğunu söyleyerek kendisini oyaladığını, bunun üzerine başka hekimlere başvurduğunda yapılan ameliyatın mevcut bulgulara göre gereksiz olduğu, göz boyamak için yapılmış açıp kapama işlemi yapıldığının söylendiğini, davalının kusurlu eylemi nedeniyle lüzum olmadığı halde ameliyat olmak ve sonrasında ödem ve pıhtılaşma sorunları yaşamak zorunda kaldığını ileri sürerek 2.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın 21.11.2007 olay tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının bu operasyondan sonra uyması gereken asgari kurallara uymaması nedeniyle yakınmalarının devam ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. Dava, hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemidir. Davacının, gereksiz yere ciddi bir operasyona maruz kaldığını ve kusurlu hekim müdahalesinin şikayetlerinin de artmasına neden olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi zararının tazminini istediği, davalının da kendisine atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunduğu olayda uyuşmazlığın vekalet ilişkisi çerçevesinde çözümleneceği Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile sabittir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK. 386-390) Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle sağlık memuru ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Yine 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmesinde iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1. Maddesi bu sözleşmenin tarafları tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler, yine 4. maddesinde ise, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesi zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır. Somut olayda ise, davacı geçirdiği operasyonun gereksiz ve kötü neticeler doğurur mahiyette olduğunu, teşhis ve tedavinin meslek kuralları içinde uygulanmaması nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece Adli Tıp Raporu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dosya içerisinde bulunan İl Sağlık Müdürlüğünün soruşturma raporunda yapılan işlemin yerinde olmadığı bildirildiği gibi hükme dayanak adli tıp raporunda da, neticeten davalının müdahalesinin tıp kurallarına uygun yapıldığı sonucuna varılmmış ise de ameliyat öncesi tetkiklerin yetersiz olduğu açıkça mütalaa edilmiştir. İtiraza uğramış olan bu rapor il sağlık müdürlüğünün raporu ile birlikte değerlendirildiğinde vekil hekimin sorumluluğunu izaha ve hüküm kurmaya elverişli değildir. O halde mahkemece davacının davalı hastanede yapılan teşhis ve tedavinin tıp kurallarına diğer bir deyişle mesleki standartlara uygun ve gerçekten gerekli olup olmadığı, diğer sağlık kuruluşlarındaki tetkik ve tedaviler üzerinde de durularak irdelenmeli, bu amaçla Üniversitelerin ilgili bilim dallarından seçilecek akademik kariyere sahip aralarında uzmanların bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.