7. Ceza Dairesi 2007/17021 E. , 2011/2177 K. Erzincan Valiliğinin 07.11.2006 tarihli ve 333 sayılı yazısı ile, Dersim Kültür Derneği'nin, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 17. maddesi gereğince kanunla belirlenen 30 günlük süre zarfında eksiklikleri tamamlamaması nedeniyle derneğin feshine ilişkin yapılan talep üzerine, 5253 sayılı Kanuna muhalefet etmek suçundan dolayı şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.11…
**7. Ceza Dairesi 2007/17021 E. , 2011/2177 K.** **"İçtihat Metni"** Erzincan Valiliğinin 07.11.2006 tarihli ve 333 sayılı yazısı ile, Dersim Kültür Derneği'nin, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 17. maddesi gereğince kanunla belirlenen 30 günlük süre zarfında eksiklikleri tamamlamaması nedeniyle derneğin feshine ilişkin yapılan talep üzerine, 5253 sayılı Kanuna muhalefet etmek suçundan dolayı şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.11.2006 tarihli ve 2006/4078-2708 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 09.01.2007 tarihli ve 2006/239 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 25.10.2007 gün ve 53986 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2007 gün ve KYB. 2007-240799 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, Erzincan Valiliğinin 07.11.2006 tarihli ve 333 sayılı yazısı ile, Dersim Kültür Derneğinin, yasayla belirlenen 30 günlük süre zarfında eksiklikleri tamamlamaması üzerine derneğin feshine ilişkin yapılan talebin reddine, ayrıca ceza mevzuatımızda, kurulan dernek tüzüklerindeki eksikliklerin giderilmemesi bir suç olarak düzenlenmediğinden bahisle Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmesini müteakip, yapılan itirazın reddine karar verilmiş ise de, Dersim Kültür Derneği Tüzüğünün 2. madde (B) başlığının (ı) bendinde yer alan "Ana dilde öğrenim amacıyla yasalar çerçevesinde dil kursu açmak" ibaresinin, 2709 sayılı Anayasanın 3. maddesinde yer alan "Türkiye Devleti, ülkesiyle ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir... " ve Anayasanın 42. maddesinin son fıkrasında yer alan "Türkçe' den başka hiçbir dil eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Eğitim ve öğretim kurumlarında okutulacak yabancı diller ile yabancı dilde eğitim ve öğretim yapan okulların tabi olacağı esaslar kanunla düzenlenir..." şeklindeki düzenlemelere aykırı olduğu, ayrıca 2923 sayılı Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanununun Türk vatandaşlarının farklı dil ve lehçelerde dil öğretilmesi hakkındaki 2. maddesinin (a) bendi gereği "Eğitim ve öğretim kurumlarında, Türk vatandaşlarına Türkçe'den başka hiçbir dil, ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez. Ancak, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere özel kurslar açılabilir.." hükmü uyarınca vatandaşların günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğretilmesi amacıyla özel kurs açılması mümkün iken, vatandaşların günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları dillerin ana dil olarak kabul edilip öğrenim amacıyla kurs açmanın mümkün bulunmadığı, "Ana dilde öğrenim amacıyla yasalar çerçevesinde dil kursu açmak" ifadesinin kastı aşan bir ifade olması sebebiyle Anayasanın 3. ve 42. maddesinin 6. fıkrası ile 2923 sayılı Kanunun 2. maddesine aykırı olması karşısında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 89. maddesinde; "Derneğin amacı, kanuna veya ahlaka aykırı hale gelirse; Cumhuriyet Savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verir...." şeklindeki düzenlemesi gereği Cumhuriyet Savcısı tarafından dava name düzenlenerek delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeksizin Dersim Kültür Derneğinin feshine ilişkin dava açılması yönündeki talebin reddine karar verilemeyeceği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki sevk ve tavsife, suçun işlendiği tarihe ve Yargıtay Kanununun14. maddesine göre inceleme görevi Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesine ait bulunduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın anılan daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.3.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.