Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususun araştırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususun araştırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1990 doğumludur, mağdure ise nüfus kayıtlarına göre 1/6/1994 doğumlu olup her ikisi de olayların gerçekleştiği tarihte Kütahya'nın Simav ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucu, olay tarihinde henüz on beş yaşını ikmal etmemiş olan mağdureyle cinsel ilişkiye girmiştir. Mağdure ve başvurucunun bu birlikteliklerinden 15/2/2010 tarihinde bir kız çocukları dünyaya gelmiştir. Mağdure ile başvurucu arasında bazı hususlarda sorunlar çıkması üzerine mağdure ve ailesi başvurucu hakkında Simav Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuşlardır. Görevsizlik kararıyla soruşturma dosyası Uşak Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiştir. Başsavcılığın 11/10/2010 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı suçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucunun, mağdurenin olay tarihindeki yaşı konusunda hataya düştüğünü ileri sürerek gerçek yaşının tespit edilmesi amacıylaadli rapor aldırılması yönünde talepte bulunduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge başvuru dosyasında bulunmamaktadır. Uşak Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 4/3/2012 tarihli kararıyla başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Mağdurenin anne ve babası beyanlarında mağdurun nüfustaki yaşının gerçek yaşı olduğunu, doğumundan yaklaşık 1 ay sonra nüfusa tescil edildiğini, Simav Nüfus Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre; mağdurenin doğumunun 30/06/1994 tarihinde (doğumundan yaklaşık 30 gün sonra) nüfusa tescil edildiği, mağdurenin fiziki görünümü itibari ile nüfustaki yaşı ile uyumlu bir fiziki görünümde olduğu değerlendirilmiştir. Tüm bu verilere göre mağdurun nüfustaki yaşının gerçek yaşı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca kovuşturma sürecinde mahkememizce mağdurenin ebeveynlerinin mağdurenin doğumunun resmi ebe vasıtası ile olduğunu ifade etmeleri karşısında, bahse konu Demirciköy Sağlık Ocağı arşivinde yer alan mağdure [Ö. A.ya] ait kişisel sağlık fişi celp olunmuş, söz konusu yazılı belgede de mağdure [Ö. A.nın] doğum tarihinin kayıtlarda 31/05/1994 olarak geçtiği, yani nüfus kayıtlarında yer alan 01/06/1994 olan doğum tarihinin gerçek olduğu anlaşılmıştır.(...)olayın kabul ediliş biçiminde belirtildiği üzere, sanık ile mağdurenin 24-27/04/2009 tarihinde sanığın Güney Beldesindeki evlerine giderek burada ilk kez cinsel ilişkiye girdikleri, yaklaşık 9-10 aylık zaman zarfında bu ilişkiyi birçok kez zincirleme şekilde tekrarladıkları, mağdurenin her ne kadar sanık ile rızasıyla şüphelinin evine gittiği anlaşılmış ise de; mağdurenin olay tarihi itibari ile 15 yaş içerisinde olduğu, fiziki görünümü ve olay tarihindeki okul durumu itibari ile de; 15 yaş civarında gösterdiği, bu sebeple sanık açısından mağdurenin yaşı hususunda bir hata (TCK.md.30) durumu söz konusu olamayacağı, kaldı ki mağdurenin henüz 15 yaşını tamamlamadığı hususunun sanık tarafından bilindiği, 15 yaşını henüz ikmal etmemiş olan mağdurenin cinsel amaçlaolay mahalli olan eve götürülmesi olayında Yargıtay Ceza Dairesi'nin 2008/11053 Esas 2009/10499 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere mağdurenin rızasına itibar edilemeyeceği, aynı şekilde rıza ile gerçekleştirildiği belirtilen cinsel ilişki olayın mağdurenin rızasının bir anlam ifade etmediği, dolayısıyla sanığın, henüz 15 yaşını tamamlamamış mağdureyi, çok açık bir şekilde-başka bir şekilde araştırılması gerekmeyen egemenlik alanı olarak nitelendirilen, ikametgahına henüz rıza açıklamasına ehil olmayanmağdureyi cebir, şiddet ve tehdit kullanmaksızınrızası ile götürüp istediği gibi hareket etme serbestisini ortadan kaldırıp,mağdureilebedensel temas kurarak, bir suç işlemek kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda mağdurenin vücuduna organ sokmak suretiyle hareket ettiği,mağdurenin vücut dokunulmazlığını ihlal ettiği, dolayısıyla sanığın eyleminde yukarda belirtilenceza maddelerindeki suçun unsurlarının sabit olduğu kanısına varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." Yargıtay Ceza Dairesinin 1/10/2015 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. Başvurucu 4/11/2015 tarihinde nihai kararı öğrendiğini beyan etmiş ve 3/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.