5. Ceza Dairesi 2009/764 E. , 2012/6671 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Suç tarihlerinde serbest muhasebeci olarak çalışan ve aynı zamanda harfiyat işi ile uğraşan katılanın muhasebe işlerini de takip eden sanık hakkında katılanın vergi beyannamelerini verip, katılan tarafından verilen paralarla vergi borçlarını ödemesi gerekirken, bunları yapmayıp, aldığı paral…
**5. Ceza Dairesi 2009/764 E. , 2012/6671 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Zimmet HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Suç tarihlerinde serbest muhasebeci olarak çalışan ve aynı zamanda harfiyat işi ile uğraşan katılanın muhasebe işlerini de takip eden sanık hakkında katılanın vergi beyannamelerini verip, katılan tarafından verilen paralarla vergi borçlarını ödemesi gerekirken, bunları yapmayıp, aldığı paraları mal edindiğinden bahisle zimmet suçundan kamu davası açılmış ise de, 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 2. maddesine göre serbest muhasebecilerin sadece “… mevzuat hükümleri gereğince defter tutmak, bilanço, kar-zarar tablosu ve beyannameler ile diğer belgeleri düzenlemek ve benzeri işleri yapmakla…” görevli kılındıkları, buna göre serbest muhasebecinin kayıtlarını tuttuğu mükellefin sigorta primi, vergi borcunu yatırmak veya diğer parasal işlerini takip etmek gibi bir görevinin bulunmadığı gibi bunun da ötesinde; Serbest Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin 26/01/1996 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin Genelgenin 1. maddesinde “Meslek mensuplarının müşteri adına üçüncü kişilere (Vergi Dairesi, SSK, Bağ-Kur ve benzeri kurumlara) ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun para, çek, senet ve bunun gibi mali değerlerini alamazlar” hükmünün düzenlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında, katılanın sanığa vergi ve prim borçlarını yatırması için para tevdii etmesinin muhasebecilik mesleğini icra etmeyen herhangi bir üçüncü kişiye para tevdii etmesinden hukuken bir farkının bulunmadığı, söz konusu tevdiin aradaki hizmet ilişkisinden değil sanığın şahsına duyulan güvenden kaynaklandığı, dolayısıyla, davaya konu olan eylemin 765 sayılı TCK'nın 508. maddesinde tanımlanan "güveni kötüye kullanma" suçu olarak kabul edilmesi gerekmekte olup, Söz konusu bu suç için, 765 sayılı TCK'nın 508. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşmına tabi olduğu, suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 12/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.