4. Hukuk Dairesi 2010/77 E. , 2010/11591 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. Yay. Mat. İnş. San. ve Tic. A.Ş ve diğerleri aleyhine 04/02/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 21/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik…
**4. Hukuk Dairesi 2010/77 E. , 2010/11591 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gaz. Yay. Mat. İnş. San. ve Tic. A.Ş ve diğerleri aleyhine 04/02/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 21/07/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davalılardan ...'e yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer davalılar ... Gazetecilik Yayıncılık ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ile ...'e yönelik temyiz itirazına gelince; dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davalılardan ... hakkındaki istem husumet yönünden; diğer davalılar hakkındaki istem ise, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş; karar, davacı ile davalılardan ... Gazetecilik Yayıncılık ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... tarafından temyiz olunmuştur. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. 2010/77-2010/11591 Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Dava konusu olayda, Bizim ... gazetesinin 22.01.2009 günlü sayısında; “... Tersanesi, işçileri kapı önüne koydu” başlığı altında yayımlanan haberde, işçilerin işten çıkartıldığı tersanenin davacının oğullarına ait olduğunun iddia edildiği ileri sürülmüştür. Davacı, haberin gerçeği yansıtmadığını belirterek istekte bulunmuş; davalı yan ise, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Haberde adı geçen tersane kayıtları Ticaret Sicili'nden getirtilmiş ve tersanenin davacıya ait olmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, gerçek olmayan haberin hukuka aykırı olup davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı sonucuna varılarak, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılardan ... Gazetecilik Yayıncılık ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... yönünden BOZULMASINA; diğer davalı ...'e yönelik temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine; bozma nedenine göre davalılar ... Gazetecilik Yayıncılık ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ ile ...'ün temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davacııdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/11/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.