(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10045 E. , 2007/11715 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/10045 E. , 2007/11715 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 18.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_K A R A R\_ Davacı, miras bırakanı "... ..." ın dava konusu taşınmazlar tapu kaydı malik hanesinde "... ... ..." olarak yanlış yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, 224 ada 8 parsel, 186 ada 23 parsel ve 224 ada 1 parsel ile ilgili olarak kabul kararı verilmiş ve hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Dayanağını Medeni Kanunun 1027 maddesinden alan tapuda malik isminin düzeltilmesi istemine ilişkin davada tapu kayıtlarının düzgün tutulmasında kamu yararı bulunduğundan mülkiyet nakline meydan vermemek için tapu maliki ile adının düzeltilmesi istenen kişinin aynı şahıs olup olmadığının yöntemince araştırılarak şüphe vermeyecek şekilde saptanması gerekir. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Celbedilen tapu kayıtların göre, dava konusu 224 ada 8 parsel ve 186 ada 23 parsel sayılı taşınmazlarda tapu kayıt malikinin ... oğlu ... olduğu ve dava konusu 222 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ait kayıtlar ve dayanağı belgelerin celp edilmediği görülmüştür. ... oğlu ... ... kimlik bilgileri yazılarak aynı isimde başka kişilerin bulunup bulunulmadığı araştırılmış ise de; aynı köyde tapu kayıt maliki olarak gösterilen ... oğlu ... ... ...’ın bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan, dava dilekçesinde 224 ada 1 parsel ile ilgili olarak bir istem olmadığı gibi anılan taşınmazın tapu kayıt maliki olarak ... kızı ... gözükmesine rağmen bu parselle ilgili hüküm kurulması da HUMK’nun madde 74 hükmüne aykırıdır. Mahkemece, dava konusu 2 taşınmaza ait tapu kaydı ve dayanağı kadastro tespit tutanaklarının celbi ile bir tanık dinlenerek sonuca gidilmiş ise de, yukarıda yazılı ilkeler ışığında yeterli ve sağlıklı bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 09.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.