Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/10/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon; duruşmada hazır bulunma hakkı dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bölüm, başvurunun Genel Kurul tarafından incelenmesine karar vermiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) olduğu sonucuna ulaşmıştır (darbe teşebbüsü ve arkasındaki FETÖ/PDY'ye ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-36). Başvurucu, Kara Kuvvetleri Komutanlığında albay rütbesiyle görev yapmaktayken Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başlatılan darbe teşebbüsüne yönelik soruşturma kapsamında 23/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde Malatya Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulmuştur. Başsavcılığın 16/12/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma ve sair suçlardan kamu davası açılmıştır. UYAP üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre başvurucunun tutuklu bulunduğu Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kapasitenin aşılması nedeniyle başvurucu, zorunlu nakil kapsamında Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 25/10/2016 tarihinde nakledilmiştir. Malatya Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülen dava otuz altı celsede tamamlanmıştır. Başvurucu, duruşmada bizzat hazır bulunarak savunma yapma yönündeki talebini celse arasında Mahkemeye iletmiştir. Bu talebin Mahkemece kabul edilmesi üzerine başvurucunun duruşmaya katılabilmesi amacıyla misafir tutuklu statüsüyle 6/3/2017 tarihinde Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil işlemlerinin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Başvurucu, duruşmanın 7/3/2017 tarihli ilk celsesinde duruşma salonunda hazır bulundurulmuştur. Duruşmanın 10/3/2017 tarihli dördüncü celsesinde de duruşma salonunda hazır bulundurulan başvurucunun ilk savunması Mahkeme Heyeti tarafından alınmıştır. Başvurucu, müdafiinin de hazır bulunmasıyla yaptığı ilk savunmasında ayrıntılı açıklamalarda bulunarak darbe girişimine yönelik herhangi bir emir vermediğini, atılı suçu işlemediğini ileri sürmüştür. Duruşmanın takip eden celselerine başvurucunun Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile katılımının sağlanması hususunda tutuklu bulunduğu Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) müzekkere yazılmasına Mahkemece karar verilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun SEGBİS aracılığıyla katıldığı 6/6/2017 tarihli on beşinci celse ile 7/6/2017 tarihli on altıncı celsede -başvurucu hakkında da açıklamalarda bulunan- tanıklar T.P. ve S.B.nin beyanları alınmıştır. Duruşmanın 11/9/2017 tarihli yirminci celsesinden itibaren Mahkeme Heyeti değişerek davanın görülmesine devam edilmiştir. Başvurucu 8/3/2018 tarihinde Mahkemeye bir dilekçe göndererek duruşmanın 9/4/2018 tarihi ile bu tarihten itibaren yapılması planlanan celselerinde duruşma salonunda hazır bulundurulmasını talep etmiştir. Mahkeme başvurucunun savunmasının alındığına dikkat çekerek tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu ile yargılamanın görüldüğü il arasındaki mesafenin uzak olması ve güvenlik gerekçesiyle başvurucunun talebinin reddine 14/3/2018 tarihinde karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanık Mehmet Ergün müdafiileri A. [E.A.] ve Av. [E.Ö.]'ün 08/03/2018 tarihli dilekçesi ile müvekkilleri olan Mehmet Ergün'ün SEGBİS aracılığı ile savunma yapmak istemediğini, bu nedenle müvekkilinin tutuklu bulunduğu Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmak suretiyle 09/04/2018 günü ve devamı günlerde yapılacak duruşmada, ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan doğrudanlık-yüzyüzelik ilkesi gereğince duruşma salonunda hazır bulundurulmasını talep ettiği görülmüştür....Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanık Mehmet Ergün'ün savunmasının alınmış olması, halen Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kanununda bulunması nedeniyle iki il arasındaki mesafenin uzaklığı, güvenlik sebepleri, birlikte değerlendirildiğinde sanık müdafiilerinin talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucunun SEGBİS aracılığı ile katıldığı duruşmanın 28/2/2018 tarihli yirmi altıncı celsesi ile 10/4/2018 tarihli yirmi sekizinci celsesinde sırasıyla iddia makamı tarafından esas hakkındaki mütalaa dosyaya sunulmuş ve bu mütalaaya karşı başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucunun SEGBİS aracılığı ile katıldığı 4/5/2018 tarihli son celsede Mahkemece hüküm açıklanmıştır. Mahkeme tarafından başvurucunun cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararda -diğerlerinin yanı sıra- tanıklar T.B. ve S.P.nin beyanlarına delil olarak yer verilmiştir. Başvurucu, gerekçeli istinaf ve temyiz dilekçelerinde diğerlerinin yanı sıra duruşmada bizzat hazır bulunarak savunma yapma talebini celse arasında Mahkemeye ilettiği hâlde talebinin reddedilerek duruşmaya SEGBİS aracılığı ile katılmak zorunda bırakılması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını belirtmiştir. Hüküm, kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu 14/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk İlgili Mevzuat Duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin ulusal hukuk için bkz. Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38- Yargıtay Kararları Yargıtay Ceza Dairesinin 18/10/2021 tarihli ve E.2021/1533, K.2021/9568 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"II- Sanıklar [A.Y.], [Z.Y.], [S.E.], [F.A.], [A.A.], [E.K.], [H.K.] ve [E.K.] haklarında [FETÖ/PDY Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan] kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;2-) Sanık [A.A.] yönünden;Yargılandığı suçtan dolayı tutuklu olan ve mahkeme salonunda hazır bulunmak istediğini 2018 tarihli dilekçesi ile belirten sanığın, mahkemeye getirilmemesindeki zorunluluk hallerinin nelerden ibaret olduğu denetime elverecek biçimde belirtilmeden duruşma salonuna getirilmeyip, SEGBİS ile alınan savunma ile hüküm kurularak CMK'nın 196/4 maddesine muhalefet etmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,...Kanuna aykırı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanıklar [E.K.], [A.A.], [F.A.], [S.E.] ve sanıklar [H.K.], [E.K.], [A.Y.], [Z.Y.], [E.K.] müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar [S.E.], [F.A.] ve [A.A.] yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/ maddesi uyarınca BOZULMASINA,...karar verildi." (Kapatılan) Yargıtay Ceza Dairesinin 15/6/2021 tarihli ve E.2020/5394, K.2021/4218 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"1-)Sanıklar [B.Ş.] ve [A.T.nin] Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, sanık [A.K.nın] silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümler yönünden;Şanlıurfa T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanıklar [B.Ş.] ve [A.K.nın] müdafileri ile Van F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanık [A.T.nin] İlk Derece Mahkemesine sundukları 2017, 2017 ve 2018 tarihli dilekçelerinde özetle; 'duruşmaya SEGBİS ile katılmak istemediklerini, mahkeme salonunda hazır bulunarak savunma yapmak istediklerini' belirttikleri görülmekle;Hükümden önce 2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın maddesiyle değiştirilen ve 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7078 sayılı Kanunun maddesi ile de kanunlaştırılan CMK’nın 196/ maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğu belirtilmeden sanıkların mahkeme salonunda hazır bulundurulmayıp SEGBİS yöntemiyle esas hakkındaki savunmaları ve son sözleri sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanunun 196/ maddesine muhalefet edilmesi,...Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri, sanık [A.K.] ve [B.Ş.], sanık [A.T.nin.] eşi ile katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, ...karar verildi." Yargıtay Ceza Dairesinin 23/1/2023 tarihli ve E.2022/29446, K.2023/218 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"1-Ayrıntıları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2008 tarih, 9-148/169 sayılı ve Şehrivan Çoban başvurusu üzerine verilen AYM’nin 2020 tarih, 2017/22672 sayılı kararları ile Dairenin 2016 tarih, 2016/1697, 2016/3295 sayılı kararında açıklandığı üzere;Türk Ceza Muhakemesi Hukuku'nun benimsediği sisteme göre, Kanun'un ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz (5271 sayılı Kanun madde 193/1). Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır.Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi, iddia/savunmaları destekleyecek argümanları ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla da doğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarak yargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortak olmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiyle sanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı elde etmektedir....Duruşmada hazır bulunma hakkı, özellikle hükme tesir edebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veya başka esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde sanığın duruşmada hazır bulunmasını kural olarak gerekli kılar. İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır. Dolayısıyla duruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin öncelikle zorunlu/gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince genel, soyut ve klişe cümlelerle değil somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.Duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan video konferans yöntemi ile duruşmalara katılımın zorunlu/gerekli olduğunun ortaya konulması halinde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık açısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren bir işlem olup olmadığına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bandırma M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde, yargılamanın bütün aşamalarında sanığın SEGBİS sistemi ile savunmasının alınmasının yüz yüzelik ilkesini ihlal ettiğini belirttiği görülmekle, hükümden önce 2017 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK’nın 147 inci maddesiyle değişik CMK’nın 196/4 üncü maddesinde öngörülen zorunluluk halinin ne olduğuna ilişkin olaya özgü ilgili ve yeterli gerekçeleri somut olgulara dayandırılarak gösterilmeden, hüküm celsesinde mahkeme salonunda hazır bulundurulmaksızın SEGBİS yöntemiyle savunması alınıp son sözü sorulmak suretiyle yargılamanın tamamlanıp CMK’nın 289/1-h maddesi kapsamında aynı Kanun'un 196/4 üncü maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması [hukuka aykırı bulunmuştur.]"B. Uluslararası Hukuk Duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin uluslararası hukuk için bkz. Şehrivan Çoban, §§ 53-