16. Hukuk Dairesi 2021/458 E. , 2021/1421 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ... Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu, ...,... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 273 ve 110 ada 12 parsel sayılı 479.919,17 ve 631.702,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altın…
**16. Hukuk Dairesi 2021/458 E. , 2021/1421 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ... Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu, ...,... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 273 ve 110 ada 12 parsel sayılı 479.919,17 ve 631.702,27 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında köy tüzel kişiliği adına tescilin mümkün olmaması halinde kamu orta malı vasfı ile sınırlandırılmasını talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kaydının iptali ile yaylak vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, taşınmazların köy adına tescil edilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların köy halkı tarafından hayvan otlatmak suretiyle kullanıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir yerin mera-yayla olarak nitelendirilebilmesi, tahsis belgesinin varlığına veya kadim kullanma şeklinin mera- yaylak olarak sürdürüldüğünün ispat edilmesine bağlıdır. 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 3. maddesinde mera, "hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer"; yayla ise, "çiftçinin hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarının otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer" olarak tanımlanmıştır. Somut olaya gelince, çekişmeli taşınmazların mera-yayla olarak tahsis edilip edilmediği sorulmamış, taşınmazların kadimden bu yana mera-yayla olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi noktasında yeterli araştırma yapılmamış, tek ziraatçı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazların mera-yaylak özelliği göstermediği açıklanmasına karşın, hükmün gerekçesinde bilirkişi raporunda taşınmazların mera vasfında olduğuna dair bilimsel açıklamalar bulunduğu kabul edilmiş, taşınmazların niteliğinin ne olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Öte yandan, kadim ya da tahsisli mera-yaylak olmayan boş yerlerde hayvan otlatılmasının o yerin mutlak surette mera-yaylak olarak kabul edilmesi sonucunu doğurmayacağı da düşünülmemiştir.