Başvuru, haksız olarak gözaltı tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, haksız olarak gözaltı tedbiri dolayısıyla açılan tazminat davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu polis memuru olarak görev yapmakta iken bir tanıdığı, kardeşine kumpas kurulduğunu söyleyerek başvurucudan yardım istemiştir. Başvurucunun konuyla ilgili olarak polis birimlerinden bilgi sorması nedeniyle hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma başlatılmış, bu kapsamda başvurucu 3/6/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve bir gün süreyle gözaltında tutulmuştur. Soruşturma sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 15/6/2016 tarihinde soruşturmaya konu suç bakımından başvurucu hakkında dava açılmasını gerektiren bir delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu 26/7/2016 tarihli dilekçesiyle haksız gözaltı nedeniyle Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu; tanığı olduğu bir olayla ilgili olarak şüpheli sıfatıyla gözaltına alındığını, soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, ayrıca bu olay nedeniyle bir süre görevinden uzaklaştırıldığını, bu haksız gözaltı nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü belirterek 000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Başvurucu daha sonra Mahkemeye sunduğu bir dilekçede ise görevden uzaklaştırıldığı süreçte maaşının bir kısmından yoksun kaldığını dile getirerek bu zararına karşılık 000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme yargılama sonunda 8/2/2017 tarihinde maddi tazminata yönelik talebin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile başvurucuya 100 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararda, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği için başvurucunun tazminat isteme hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu; olayda sadece tanık olarak bulunması gerekirken gözaltına alınıp ertesi gün serbest bırakıldığını, bu süreçte görevinden uzaklaştırılmasının, üzüntüsünü artırdığını ve ayrıca gelirinde azalmaya sebebiyet verdiğini, hükmedilen tazminatın yetersiz olduğunu ifade etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 13/4/2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucu, kararı 5/7/2018 tarihinde öğrendiğini bildirmiş ve 6/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.