T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/754 Esas KARAR NO : 2025/997 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili 28/08/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin hissedar olduğu şirketin halen -------- ili, -------- ilçesi, --------- M…
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/754 Esas KARAR NO : 2025/997 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 28/08/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacılar vekili 28/08/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin hissedar olduğu şirketin halen -------- ili, -------- ilçesi, --------- Mah., -------- Sok. N.------ adresinde faaliyet gösterdiğini, davacıların şirkette toplamda %57,5 oranında hisseyi temsil ettiklerini, müvekkillerinin hissedar olduğu davalı şirkette 17/05/2025 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmış ve bu toplantıda limited şirket temsilcisi müdürü görev süresi sona eren --------- yerine --------- olarak belirlendiğini, şirketin önceki müdürü -------- olup, genel kurul kararından önce 10 yıllık süreyle ilk defa 04/05/1995 tarihinde müdür olarak atanan bu kişinin, son genel kurul olan 17/05/2025 tarihine kadarki her dönemde müdürlük görevi 10 yıl süre ile uzatılmış ancak 17/05/2025 tarihli son genel kuruldan önce görev süresi dolan bu kişinin hem süre hem de genel kurul kararı nedeniyle müdürlük ile ilgili tüm görev ve yetkileri son bulmuştur. İşbu genel kurul kararı ile şirketin yeni müdürü olarak atanan --------- --------- tescil ve ilanı için işlem yapılmak istenmiş ancak, görevi sona eren eski genel müdür -------- şirket adına tüm yetkileri sona erdiğinden işlem yapılmamıştır. Bu nedenle şirkette halen müdürlük görevi sonra eren kişi yerine atanan müdürün de noter onaylı karar defteri bulunmadığından bu karar defterine işlenememesi, noterliklerce karar defteri olmadan işlem yapılmadığı, aynı şekilde ticaret sicil müdürlüğüne yapılan başvuruda da karar defteri ve noter onayı olmadan genel kurul kararının tescil ve ilan işlemleri yapılamadığından talebin reddi sonucunda davalı şirketi temsile yetkili hiç kimse bulunmamaktadır. Dolayısıyla limited şirketlerde zorunlu organ olan müdürlük organı bulunmamaktadır. Dava dışı --------- bu durumu üzerine şirkete ait karar defterlerine ulaşılarak genel kurul kararının deftere işlenmesi ve ticaret sicile bu şekilde tescil ve ilanlarının yapılması istenmiştir. Ancak, bu sefer de eski müdür -------- tarafından, kendi dönemine ait haksız ve hukuksuz uygulamaları gizlemek adına şirkete ait karar ve diğer defterlerin imha edildiği ve yapılan aramalara rağmen limited şirket karar defteri ve diğer bir kısım belgelere ulaşılamamaktadır. Bu kapsamda dava açılmadan önce, şirkete ait e-imza, şirket karar defteri ve diğer tüm belgeleri görev süresi içerisinde yedinde bulundurmak zorunda olan önceki genel müdür --------, --------Noterliği, 11/07/2025 tarih ve -------- yevmiye nolu ihtar ile, yine şirketi mali müşaviri olan ---------, -------- Noterliği 04/06/2025 tarih ve --------- yevmiye nolu ihtar ile şirketin karar ve diğer bulundurması zorunlu olan belgelerin şirket yetkililerine teslim edilmesi için ihtar gönderilmiştir. Bu ihtarlardan verilen cevaplar olarak; ihtara cevaben önceki müdür --------- tarafından, hissedardan --------- ve -------- gönderilen -------- Noterliği, 31/07/2025 tarih ve --------- yevmiye nolu cevapta, ilgili defter ve belgelerin kendinde olmadığı ve bu belgelerin şirkette bulunduğu şirketin ihtarla iddia edilmiştir. İhtara cevaben ---------- tarafından, şirket hissedarı -------- gönderilen ---------- Noterliği, 19/06/2025 tarih ve ---------- yevmiye nolu cevabı cevapta, mali müşavirce karar defteri ve diğer belgelerin elden --------- isimli birine teslim edildiği iddia edilmiş ancak buna dair bir teslim evrakı sunulmamıştır. Bu ihtarlara cevap verenlerin katıldığı 17/05/2025 tarihli genel kurulda atanmış yeni genel müdürün --------- olmasına karşın bu kişiye ya da şirketin kendisine gerekli yazılı ya da sözlü bildirim yapılmamıştır. Dolayısıyla şirketin bir kısım ortaklarının kendi aralarında defter arayışları ve bulamayışları sonucunda şirket defterlerinin olmadığı, ihtarın muhattapları--------- tarafından eski genel müdür --------- 31/07/2025 tarihinde -------- noterine vermiş olduğu belgenin ulaşmasından sonra, 01/08/2025 tarihinde yeni genel müdüre ve diğer hissedarlara şifaen bildirilmiştir. Eski genel müdür ------- ihtarda karar defterinin şirkette olduğunu ifade etmesi üzerine, şirket yeni müdürü -------- tarafından 02/08/2025 tarihinde şirkete bizzat gidilmiş ancak defterler bulunamamıştır. Şirket halen eski genel müdür ve aile fertleri tarafından işgal altında olup, diğer hissedarlar şirkete ve verilerine ulaşma imkanından da yoksun olup, halen şirketin müdür olarak yasal bir temsilcisi de bulunmamaktadır. Şirket defterlerinin zayi olmasına dair TTK 82/7. maddesi gereğince, zayi davası açmak için şirket tüzel kişisinin dava açması gerekmektedir. Ancak somut olayda şirketin her hangi bir imzaya yetkili temsilcisi bulunmadığından defterler bakımından zayi davası da açılamamaktadır. 6102 sayılı TTK 623. Maddesi uyarınca limited şirketlerde müdürleri temsil makamı olup, bulunması zorunlu organdır. Bilindiği üzere TTK 644. Maddesi uyarınca, Anonim şirketlerin temsile ve denetime dair hükümleri limited şirketler içinde uygulanmaktadır. Bu nedenle TTK 530 gereğince, "...a) Organların eksikliği MADDE 530 - (1) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya --------- istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler. Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir. Dava açıldığında mahkeme, taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir..." Somut olayda, limited şirketi temsilen atanan genel müdür ticaret sicil tescil ve ilanı yapılamamakta, yine önceki genel müdürün görev süresi dolduğundan organ eksikliği nedeniyle vergi beyannamesi verilemediğinden resen terk tehlikesi başta olmak üzere bir çok nedenle, şirketin tasfiye edilmesine neden olabilecek telafisi imkansız zararların doğması söz konusu olduğundan eldeki davayı açma gereği doğmuştur. Davacı müvekkillerinin ortağı olduğu davalı şirketin müdürünün görev süresinin sona erdiği, ancak karar defterinin bulunmaması nedeniyle yeni müdürün yetkilendirilemediği, bu nedenle şirketin kanunen zorunlu organlarından yoksun duruma düştüğü gözetilerek; temsilci organı olarak müdürü bulunmayan davalı şirkete müdür yerine kaim olmak üzere şirketi temsil ve ilzama yetkili bir yönetim /müdür kayyımı atanmasına, davalı şirkete müdür seçimi için uygun bir süre verilmesine, kayyımın verilen süre içerisinde, şirket karar defterinin zayi belgesi için gerekli işlemleri yapması, şirkete hukuki işlerde yetkili vekil tayini, yeni karar defterinin ve davalı şirketin yeni müdürünün seçimi, ticaret sicilde tescil ve ilanı ile diğer gerekli hususlarda gerekirse gündemi belirleyecek şekilde genel kurulu toplantıya davetle görevlendirilmesi için dava açma zorunluluğu doğmuştur. Ekte sunulan emsal kararlarda, benzeri durumlarda kayyım tayinin mahkemelerce kabul ediliği ve yargıtay'ın bu kararları uygun bulduğu açıkça anlaşılmaktadır. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nun 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TMK'nun 426. maddesinde temsil kayyımlığı, 427. maddesinde ise yönetim kayyımlığı düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide ve gerekse yargı kararlarında kabul görmektedir. Bir şirketin yasal temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu taktirde kendisine o iş için temsil kayyımı atanabileceği gibi, şirketin zorunlu organlarından olan yönetim kurulunun mevcut olmaması halinde de TTK'nun 530. maddesi gereğince bu durumun feshe sebep olabileceği de gözetilerek bir yönetim kayyımı atanabilir. Yine dava konusu talep organ yoksunluğu ya da şirketin temsil makamının fiilen çalışmasının imkansız olduğu, bu nedenle şirketteki temsil eksikliğinin giderilmesi için kayyım atanması olduğu, dolayısıyla somut olayda ticaret kanunu hükümleri uyarınca görevli ve yetkili mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğu hususu kanun ve yerleşik yargı uygulaması gereğincedir. Bu hususta benzer bir olayda "...1163 Sayılı Kooperatifler Kanununda "Madde 98 – Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır." hükmü nazara alındığında, Bakanlık tarafından davalı Birlik adına ileride telafisi güç veya imkansız zararlara yol açabilecek eylem ve işlemlerin engellenmesi için yönetim kurulu üyelerinin görevlerine tedbiren son verildiğinden, gerekli tedbirlerin alınması ve organ boşluğunun engellenmesi amacıyla kayyım atanmasına karar verilmesi talep edildiğinden, açıklanan mevzuat hükümleri gereğince ve 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesinin yollamasıyla dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 530/1-2 maddesinin uygulanması gerektiği, anılan hükmün başlığının "Organların Eksikliği" olup, kanunen gerekli olan organlardan biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa gerekli önlemleri alma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan, birliğe kayyım tayini ile ilgili uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesince değil, Türk Ticaret Kanununun 5. Maddesi uyarınca müstakil Ticaret Mahkemesi olan yerlerde bu mahkemelerce, olmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemelerince görülüp sonuçlandırılması gerektiği bu nedenle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talebiyle görülen yargılamada... Bu nedenle, mahkemenin (ticaret mahkemesi sıfatıyla) eldeki uyuşmazlığa bakma hususunda görevli olduğu anlaşılmış olup mahkemece, işin esasına girilerek yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve ana sözleşme uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta uygulanma yeri bulunmayan Türk Medeni Kanunu'nun kayyım atanmasına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde, davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve işin esasına girilerek, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir..." bahisle davalı şirkette müdür yerine kaim olmak üzere şirketi temsil ve ilzama yetkili bir yönetim ya da temsil kayyımı atanmasına, şirket karar defterinin zayi belgesi alması için gerekli işlemleri yapması, şirkete hukuki işlerde yetkili vekil tayini, yeni karar defterinin ve davalı şirketin yeni müdürünün ticaret sicilde tescil ve ilanı ile diğer gerekli hususlarda gerekirse gündemi belirleyerek genel kurulu toplantıya davetle görevlendirilmesi ve sair hususlar için kayyım atanması hakkında karar verilmesi ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı şirketin organ noksanlığı iddia edildiğinden işbu davada davalı --------- Şirketi'ni temsil etmek üzere -------- TC kimlik numaralı --------- temsil kayyımı olarak atanmasına karar verilmiş, dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. -------- müdahale talepli dilekçesinde özetle; 17.05.2025 tarihli genel kurul toplantısına kadar şirketin müdürü olarak görev yaptığını, söz konusu tarihte yapılan genel kurulda yeni müdür seçildiğini böylece görevinin sona erdiğini, bu tarihten sonra şirketin yönetim ve temsil yetkisinin yeni müdüre geçtiğini, dolayısıyla müdürlük sıfatı kalmadığından, halen sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, şirketin ticari defterleri ve belgelerinin görev süresi boyunca düzenli şekilde tutulduğunu ve şirket merkezinde muhafaza edildiğini, defterlerin yırtıldığı saklandığı veya gizlendiği iddialarının tamamen asılsız olduğunu, aksine defterlerin hala mevcut durumda şirket merkezinde tüm ortakların incelemesine açık olduğunu, ortakların bilgi alma hakkının hiçbir zaman engellenmediğini, dava dilekçesinde, kararların tescil edilmemesi sebebiyle şirketin organsız kaldığının ileri sürüldüğünü, oysa karar defterinin şirket merkezinde bulunmakta olup tescil işlemlerinin yeni müdürün sorumluluğunda olduğunu, tarafınca bu hususun daha önceki ihtarname cevaplarında şirket ortaklarına bildirildiğini, görevi sona erdikten sonra bu işlemleri yapmasının hukuken mümkün olmadığını, sorumluluğun mevcut yönetime ait olduğunu, kayyım atanması talebi bakımından da şahsına yönelik iddiaların herhangi bir dayanağı olmadığını, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca kayyım atanmasının ancak organ eksikliği veya yönetimin başka türlü sağlanamaması halinde mümkün olduğunu, somut olayda organ eksikliği bulunmadığını, genel kurul yapıldığını ve müdür seçildiğini, şirket defterlerinin zayi olmadığını ve şirket merkezinde eksiksiz bir şekilde tutulduğunu, 17.05.2025 tarihli genel kurulda şirketin yeni müdür seçtiğini tescil ve ilan ettirilmesinde hiçbir hukuki veya fiili engel bulunmadığını beyanla şartları oluşmayan davanın reddini talep etmek zarureti hasıl olduğundan bahisle işbu davaya asli müdahil olarak katılma talebinin kabulüne, şahsına yöneltilen tüm haksız iddiaların reddine, kayyım atanması talebinin şartları oluşmadığından reddine ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı --------- Şirketi'nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde ortaklarının--------, --------, --------, --------, --------, --------, --------, -------, --------, -------, --------, -------- ve -------- olduğu, yetkilisinin -------- olup münferiden temsile yetkili olduğu, göreve başlama tarihinin 30.03.2015 ve görev bitiş tarihinin 30/03/2025 olduğu anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık, genel kurul kararıyla seçilen müdürün ticaret sicile işletilemediğinden bahisle davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun II. Yönetim 1. Kanun gereği başlıklı 427 nci maddesi "Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde bir yönetim kayyımı atar: 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse, 2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa, 3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya ceninin menfaatleri gerekli kılarsa, 4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa, 5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa." hükmünü düzenlemiştir. Davacılar, 17/05/2025 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını, ------- müdür olarak seçildiğini ancak karar defteri bulunamadığından bahisle müdürün ticaret sicile işletilememesi nedeniyle davalı şirkete kayyım atanması isteminde bulunmuşlardır. Davalı şirket temsil kayyımı, takdiri mahkemeye bırakmıştır. Feri müdahil --------- vekili, karar defterinin şirket merkezinde bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 427 nci maddesinin dördüncü fıkrasında vesayet makamının yönetim kayyımı atayacağı haller arasında bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kaldığı ve yönetimi başka yoldan sağlanamadığının da sayılmış olduğu, eldeki davada genel kurul tarafından seçilen müdürün ticaret siciline işletilemediğinden bahisle kayyım atanmasının talep edildiği, ticari şirketlerin seçilmiş kişiler tarafından yönetilmesinin asıl olduğu, ticaret sicili işlemlerinin yapılamamasının organ yoksunluğu olarak nitelenemeyeceği anlaşıldığından davalı şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, 1-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 2-Davacılar tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 3-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair, davacılar -------, ------- ve -------- ile davacılar vekili ---------, feri müdahil vekili ----------, davalı şirket temsil kayyımı -------- yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/12/2025