TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/10/2024 NUMARASI : 2023/1109 Esas, 2024/966 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 30/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1903 KARAR NO : 2025/1534 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/10/2024 NUMARASI : 2023/1109 Esas, 2024/966 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 30/12/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş sahibinden, "fabrika ve fabrikada bulunan ... tankerlerinin boyama işi" konulu sözleşmeye dayalı olarak, yerine getirdiği boya-dekorasyon işine ilişkin 3-4-5 numaralı hakedişlere dair düzenlenen 15.04.2016 tarihli 3 adet faturaya dayalı olarak toplam 235.087,86 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu faturaların davacı şirketin iddia ettiği üzere sözleşmesel ilişki uyarınca düzenlenmiş faturalar olup, müvekkili tarafından kabul edilmeyerek itiraz edildiğini, davacı sözleşme gereklerini yerine getirdiğini iddia etmekte ise de faturalar bedelinde işlerin yapılmadığını, bu hususun keşifle ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, taraflar arasında boya işine ilişkin eser sözleşmesi yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, takibe konu faturalara süresinde itiraz edilmediği, davalı tarafça işin ayıplı ya da eksik olduğuna dair yaptırılmış bir tespit bulunmadığı, bilirkişi heyetince mahallinde yapılan incelemeye göre faturalara konu işlerin yapıldığının tespit edildiği, davalının ödeme belgesi ya da delil ibraz edemediği gerekçesiyle, davanın ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu faturalara itiraz edildiğini, akdi ilişkinin ispat yükünün davacıda olduğunu, faturalara konu işlerin yapılmadığını, bunun tespitine ilişkin bilirkişi raporununun yetersiz olduğunu, bilimsel ölçütle tespit yapılmadığını, bildirilen kanaatin ölçüme ya da bilimsel bir tespite dayalı olmadığını, fabrika sahasına girmeden sadece ofis kısmında yaptığı ziyaretle raporu düzenlediğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 29/09/2020 tarihli 2018/799 E. ve 2020/955K. sayılı kararı ile, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dava dilekçesinde ve delil listesinde "imzalı sözleşmeden" bahsedildiği, ayrıca davacı vekilince sunulan 01.02.2017 tarihli dilekçede taraflar arasında imzalanan "31.08.2015 tarihli sözleşmenin 5.maddesinden" ve fiyatlandırmanın birim başına yapıldığından bahsedildiği halde ve dosyaya sunulan bir sözleşme olmamakla birlikte tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinden davacıya ait ticari defterlerde 2016 yılı hesabına devreden alacak talebi 17.05.2016'da gönderilen havale bedeli kaydı, rapor ekindeki 2015 yılına ilişkin kayıtlar, davalı tarafça gönderilen 15.01.2016 tarihli e-mail içeriği dikkate alındığında taraflar arasında süregelen bir ilişki olduğu anlaşılıyor ise de, davaya konu edilen 3 adet faturaya konu işlere dair yazılı sözleşme sunulmadığı, mahkemece, keşif ara kararı kurulmasına rağmen keşif tutanağı ile bu ara kararın "sadece bilirkişinin katiple birlikte giderek inceleme yapması" şeklinde değiştirildiği, keşif mahallinde incelemeye dair ayrıca bir tutanak düzenlenmediği, incelemenin davalı tarafın fabrikasında yapılmasına rağmen davalı tarafı temsilen keşfe katılan bulunmadığı, keşif sonucu mali müşavir ve mimar - mühendis bilirkişi heyetinden alınan raporda "fatura konusu işlerin yapıldığı yönünde" kanaat belirtilmesine rağmen, davacının davaya konu ettiği faturalara konu işlere ilişkin ayrıntılı bir değerlendirme yapılmadığı, davacı tarafça davalıya gönderilen takibe konu 3 adet faturanın davalı tarafça iade edildiği, davalının 8 gün geçtikten sonra faturaları iade etmesine rağmen davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı, mahkemenin davanın kabulüne karar verdiği anlaşılmış ise de, davacının delil listesinde yazılı sözleşmeden bahsettiği, sözleşmenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla, davacı tarafa taraflarca imzalanmış yazılı sözleşmeyi ve hakediş dosyasını sunmak için süre verilmesi, sözleşmenin sunulması halinde mahallinde mahkemece keşif yapılmak ve keşifteki gözlemlerde keşif tutanağına geçirilmek sureti ile dava ve takibe konu faturalar içeriğine ilişkin işlerin yapılıp yapılmadığı, yapılan işlerin sözleşme hükümlerine göre bedeli, sözleşme ibraz edilmemesi halinde de işin yapıldığı tarih itibarı ile mahalli piyasa rayiçlerine göre yapılan iş bedelinin belirlenmek sureti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece 31/01/2023 tarihli karar ile, davacının delilleri arasında yer alan sözleşme ve hakediş dosyası, takibe konu fatura içeriği işlerin yapıldığının bilirkişi incelemesi sonucu tespit edildiği, faturaya konu işlerin eksik ve ayıplı yapıldığına ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, ödeme yapıldığına ilişkin ödeme belgesi de ibraz edilmediği, davacının takibe konu faturalarından kaynaklı alacağının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalının Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 235.087,86-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa yıllık %10.5 oranını geçmeyecek şekilde değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 47.017,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; protokol kapsamında davacı tarafa çekler ve peyderpey yapılan ödemeler ile toplamda 325.350,00 TL ödeme yaptıklarını, davacı tarafın dosyaya sunduğu 02/05/2018 tarihli protokolü kabul ettiklerini, protokole göre daha fazla ödeme yaptıklarını, müvekkili şirketin ödemelerinin büyük çoğunluğunun yapıldığı süreçte konkordato sürecinde olduğunu, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1313 esas sayılı dosyasında 29/06/2021 tarihinde konkordato projesinin tasdik edildiğini, ilgili kararda "konkordatonun adi ve rehinli alacaklar yönünden İİK'nın 306. maddesi uyarınca tasdikine, borçlular tarafından konkordatoya tabi adi borçların, 20.000,00 TL'ye kadar olan borçların 31/12/2021 tarihinde, kalan borçlardan 31/02/2022 tarihinde 1/3'ü, 29/12/2023 tarihinde 1/3'ü, 30/12/2024 tarihinde 1/3'ü olmak üzere borçlular tarafından sunulan ödeme takvimi uyarınca ödenmesine karar verildiğini, bu karar uyarınca müvekkili şirketin borca, faize ve yargılama giderlerine karşı olan muafiyetlerinin nazara alınmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı gereğinin mahkemece yerine getirilmediğini, 29/06/2021 tarihli duruşmada dosyadaki deliller değerlendirilerek "bozma ilamı doğrultusunda takibe konu fatura içeriği işlerin yapılıp yapılmadığı, sözleşme kapsamında yapılan işlerin bulunması halinde sözleşme hükümlerine göre varsa davacı alacağının belirlenmesi hususunda mahallinde keşif yapılmasına karar verildiğini, bilirkişi raporunun ayrıntılı değerlendirmeden yoksun olduğunu, itirazları üzerine alınan ek raporunda yeterli olmadığını, keşif sırasında müvekkili şirket tarafından hazırlanıp sunulmuş olan krokilere ve hesaplamalara göre sözleşme tarihi itibarı ile bir an için tüm fabrikanın boyanması halinde dahi maliyetin KDV dahil 157.226,00 TL olacağını, kaldı ki tüm fabrikanın boyanmadığını, pencere kapı ve boşluklar düşülmeden fazla hesaplama yapıldığını, üç adet faturadan kaynaklı alacağın varlığına ilişkin bilirkişi heyeti değerlendirmesinin herhangi bir ölçüme ve tespite dayanmadığını belirterek kararın kaldırılması talep edilmiştir. Dairemizin 11.10.2023 tarihli 2023/896 E. ve 2023/1029 K. Sayılı kararı ile, Dairemizin 29/09/2020 tarihli 2018/799 E. ve 2020/955K. sayılı kaldırma kararı sonrasında mahkemece mahallinde keşif yapılmış ise de, keşif sonrası düzenlenen 03/01/2022 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda ayrıntılı açıklama, değerlendirme ve gerekçelendirme yapılmaksızın, kök raporda bir değişiklik yapmaya gerek olmadığı belirtilmek sureti ile rapor düzenlendiği, tarafların iddia, savunma ve delilleri ile itirazları gözetilerek, bu hususları açıklayıcı, ayrıntılı, gerekçeli, hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınması gerektiği, öte yandan davalı vekilince istinaf dilekçesine ekli olarak sunulan 02/05/2018 tarihli protokolde belirtilen icra dosyası da getirtilmek sureti ile eldeki dava konusu borç ilişkisini etkileyecek ya da söndürecek nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, yine, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1313 esas sayılı konkordatoya ilişkin dava dosyası getirtilip incelenerek eldeki dosyaya etkisi değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesinin de zorunlu olduğu belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 01/10/2024 tarihli kararı ile, taraflar arasında düzenlenen 02/05/2018 tarihli protokolde belirtilen Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü... E. Sayılı dosyasının incelenmesinde, işbu davaya konu itirazın iptali talep edilen Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasının yenileme üzerine aldığı esas numarası olduğunun anlaşıldığı, bozma ilamı uyarınca SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen raporun ayrıntılı, açıklayıcı, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ne var ki mimar bilirkişi raporunun önceki tarihli raporların tekrarı mahiyetinde olduğu görülmüş ise de, davacının davalı adına düzenlemiş olduğu faturaların süresinden sonra iade edilmiş olması, tarafların takip konusu borcun tasfiyesi hususunda protokol düzenlemiş olmaları hususları bir arada değerlendirildiğinde borcun davalı tarafın kabulünde olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde yer alan savunmalarının usulünde ispatlanamadığı kanaatine usul ekonomisi ve yargılamada makul süre gözetilerek ayrıca ek rapor alınmadığı, yine bozma ilamında davalı hakkında verilen konkordato kararının da işbu davaya etkisinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de işbu davanın açıldığı tarih itibari ile davalı hakkında verilmiş bir konkordato kararı bulunmaması, her davanın açıldığı tarih itibari ile değerlendirilmesi gerektiğinden ve işbu dosyada verilecek kararın ve SMMM bilirkişisinin ek raporda yapmış olduğu hesabın davalı şirkete atanan komiser heyetinde dikkate alınması gerektiğinden davalı şirket hakkında verilen konkordato kararının işbu dosyaya etki etmeyeceğini belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında "tarafların takip konusu borcun tasfiyesi hususunda protokol düzenlemiş olmaları hususları bir arada değerlendirildiğinde borcun davalı tarafın kabulünde olduğu" ifade ederek davanın kabulüne karar vermiş ise de EK-1 içerisinde sunulu müvekkil şirket ile davacı firma arasında 02.05.2018 tarihli protokolün müvekkil şirket kaşe ve imzası üzerinde yer alan "İstinaf ve Yargı itiraz haklarımız baki kalmak kaydıyla işbu protokolü kabul ediyoruz." ibaresinden de görüleceği üzere müvekkil şirket davacının iddialarını kabul etmediğini beyan ederek protokolü imzaladığını ve ödemeleri yaptığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 11.10.2023 tarihli 2023/896 E. 2023/1029 K. sayılı dosyasından verilen kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinde yeniden alınan 4. ve 5. ek raporlarda da bilirkişinin, hukuku ve mahkeme kararları görmezden gelerek daha önce eksik yaptığı işlerin sonradan düzeltilemeyeceğini itiraf edercesine rapor tanzim ettiğini ve mahkemece bu raporlara itibar edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, istinaf ilamı sonrası herhangi bir keşif yapılmadan dosya üzerinden 4. ve 5. ek raporların tanzim edildiğini, alınan raporlarda, fatura konusu işlerin yapılıp yapılmadığının bilimsel ölçütlerle tespit edilmediğini, uyuşmazlığın üç adet faturadan kaynaklı toplam 235.087,86-TL'lik işin yapılıp yapılmadığı noktasında toplandığını, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında ise, 235.087,86-TL'lik işin yapıldığı yönündeki kanaatin herhangi bir ölçüme ya da bilimsel tespite dayanmadığını, bilirkişinin fabrika sahasına girmeden ofis kısmında yapmış olduğu ziyaret sonrası bilirkişi raporunu düzenlediğini, halbuki bu gibi işlerin sahada ölçümleme yapılarak hakedişin hakkaniyet ölçüsü içerisinde doğru ve eksiksiz hesaplanması gerektiğini, müvekkil şirket ile davacı firma arasında 02.05.2018 tarihli bir protokol (EK-1) akdedildiğini, bu protokole göre müvekkil şirket davacı tarafa 3 adet çek verildiğini, protokol kapsamında verilen bazı çeklerin vadesinde ödendiğini, peyderpey yapılan ödemeler de olduğunu, müvekkil şirketin bu ödemelerin büyük çoğunluğunu konkordato sürecinde iken yaptığını, konkordato dosyası nedeniyle müvekkil şirketin müvekkil şirketin borca, faizine ve yargılama giderlerine karşı olan muafiyetleri de nazara alınması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME Dava, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı olarak iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı, sözleşmeye konu işin tamamlandığını, üç adet fatura bedelinin ödenmediğini belirterek icra takibi başlattığını ancak davalı-borçlunun takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile Davalı, taraflar arasında 02/05/2018 tarihli protokol düzenlendiğini, bu protokole göre ödeme yaptığını, ayrıca Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1313 esas sayılı dosyasında 27/12/2018 tarihinde konkordato davası açtıklarını ve 30/05/2019 tarihinde konkordatonun tasdikine karar verildiğini, yargılama giderleri ile faizden muaf olduklarını, borcu da kabul etmediklerini belirtmiştir. 15/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; yanlar arasında, davacı tarafından, davalıya, Fabrika binası ve fabrikada bulunan ... tanklarının boyaması hizmeti verilmesi şeklinde ticari ilişki kurulduğunu, davacı ticari defterlerinde, icra takip tarihinde davacı ... İnşaat Dek. Turz. ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti.’nin, davalı ... ... San. A.Ş.’den 253.346,46 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafından, dava konusu icra takibine 3 adet 235.087,86 TL bedelli faturalarının tahsilinin talep ve konu edildiğini, dolayısıyla davacının davalıdan 235.087,86 TL alacaklı olduğunu, dava konusu edilen 3 adet 235.087,86 TL bedelli faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını ve davalı ticari defterlerinde davacıya herhangi bir borcu gözükmediğini, davacının alacağına dayanak 3 adet 235.087,86 TL bedelli faturaların davalıya 18.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından kanuni süresi olan 8 günlük süreden sonra 04.05.2016 tarihinde iade edildiğini, yapılan teknik incelemeler neticesinde davacının alacağına dayanak faturalardaki işlerin yapılmış olduğu tespitlerinde herhangi bir değişiklik olmadığını, rapor içerisinde ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, davalı şirket tarafından konkordato talepli davada 31.12.2018 tarihinde davalı şirkete geçici mühlet verildiğini, dolayısıyla geçici mühlet tarihi itibari ile kalan davacı alacağının konkordatoya tabi olduğunu ve 31.12.2018 tarihinden sonra faiz işlemediğini, davalının mühlet öncesinde davacıya toplam 277.750,00 TL ödeme yaptığını, dava konusu icra takibi mühlet öncesinde başlatılmış olduğundan, davacının mühlet tarihine kadar işlemiş faiz + vekalet ücreti + fer’ilerini talep edebileceğini, davalının yapmış olduğu ödemelerin öncelikle faiz ve fer’ilerine mahsup edilmesi ile mühlet tarihinde davacının davalıdan 115.559,67 TL alacaklı olduğunu, davalı tarafından mühlet tarihinden sonra davacıya toplam 70.933,34 TL daha ödeme yapıldığını ve rapor tarihi itibari ile davacının davalıdan 44.626,33 TL daha alacak bakiyesi kaldığını, ayrıca mimar bilirkişi tarafından teknik inceleme ve değerlendirme yapılmış, yapılan değerlendirme neticesinde daha önceki kök ve ek raporlardaki görüşlerinde bir değişiklik olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen imalatların davacı tarafından yapıldığı kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. 16/08/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, 24/02/2017 ve 13/09/2021 tarihli keşiflerde, İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/799 E. 2020/955 K. sayılı ilamında belirtilen; “…faturalara konu işin yapılıp yapılmadığına dair mahallinde bir tespit yapılması…” kararına uyularak, dosyada sözleşme, metraj ve birim fiyat bulunmadığından, faturalara konu işlerin yapıldığının görüldüğünü, davacı ve davalı arasında Küçükçekmece 2. İcra Müd.'nün... E. sayılı dosya borcunun tasfiyesi konusunda 02.05.2018 tarihli Protokol incelendiğinde davalının borcunu kabul ederek, toplam 375.000,00TL lik toplam 3 adet çek verdiğinin, davacı tarafından, alacağına dayanak faturaların 15.04.2016 tarihinde iadeli taahhütlü olarak davalıya gönderildiğinin, davalının 18.04.2016 tarihinde tebliğ aldığının, davalı tarafından 04.05.2016 tarihinde kanuni süresinden sonra ... Kurye ile davacıya faturaları iade ettiğinin tespit edilmiş olduğunu, sonuç olarak davacının söz konusu işleri yaptığı sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu bildirilmiştir. Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan eser sözleşmesi ile ilgili olarak davacı tarafından beş ayrı fatura düzenlendiği, davalının bu faturalardan ikisini kabul ettiği, yargılama konusu uyuşmazlığın davacının kabul etmediği üç ayrı faturadan kaynaklandığını, davalının bu üç faturayı ticari defter ve belgelerine işlemediği, bununla birlikte bu faturaları süresinden sonra iade ettiği, yapılan işin miktarında ve buna bağlı olarak varsa bakiye alacak tutarında ihtilaf olduğu için Dairemizin gerek 29/09/2020 tarihli 2018/799 E. ve 2020/955 K. sayılı kaldırma kararında ve gerekse de 11.10.2023 tarihli 2023/896 E. ve 2023/1029 K. sayılı kaldırma kararında vurguladığı üzere, yerinde keşif yapılmak suretiyle fabrikada boyanan alanın yani yapılan işin miktarını ve buna bağlı olarak sözleşmedeki bedel de dikkate alınarak davacının alacağı olup olmadığının saptanması gerekirken bu eksikliğin her iki kaldırma kararına rağmen giderilmemiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Diğer yandan, her ne kadar mahkemece tarafların takip konusu borcun tasfiyesi hususunda protokol düzenlenmesi nedeniyle borcun davalı tarafın kabulünde olduğu şeklinde bir değerlendirme yapılmış ise de, söz konusu protokol incelendiğinde davalının "İstinaf ve Yargı itiraz haklarımız baki kalmak kaydıyla işbu protokolü kabul ediyoruz" şeklinde şerhinin mevcut olduğu görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu protokol içeriğinin kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir belge olarak kabulü mümkün değildir. Diğer taraftan, davalının söz konusu protokole ilişkin bazı ödemeler yaptığı ancak bir kısım ödemeleri yapmadığı, bu nedenle söz konusu protokolün gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Davalı, istinaf dilekçesinde yargılama aşamasında sunulmayan bir kısım ödeme iddiaları ileri sürmüş olup, borcu sona erdiren sebeplerin her zaman sunulmasının mümkün olması karşısında Protokol kapsamında davalının yapmış olduğu ödemelerin bilirkişiler tarafından ayrıntılı olarak tespiti ve ayrıca davalının ödeme yapılan dönemde şirketin konkordatoda olduğunu ve faiz borcunun olmayacağına ilişkin olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılması gerekirken bu tespit ve değerlendirmelerin de yapılmamış olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/10/2024 tarih, 2023/1109 Esas, 2024/966 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.