4. Ceza Dairesi 2006/6498 E., 2007/2255 K. 4. Ceza Dairesi 2006/6498 E., 2007/2255 K. - SANIĞIN LEHİNE OLAN DÜZENLEME - SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI- 7201 S. TEBLİGAT KANUNU [ Madde 35 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 125 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ] - 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 266 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 466 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 482 ] - 765 S. TÜRK CEZA
4. Ceza Dairesi 2006/6498 E., 2007/2255 K. **4. Ceza Dairesi 2006/6498 E., 2007/2255 K.** **- SANIĞIN LEHİNE OLAN DÜZENLEME - SAVUNMA HAKKININ KISITLANMASI**- 7201 S. TEBLİGAT KANUNU [ Madde 35 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 125 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ] - 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 266 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 466 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 482 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 572 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 72 ] **"İçtihat Metni"** Görevliye sövme, kavgada silah çekme ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Ali 'un 765 sayılı T.Ceza Yasasının 266/1, 466/1, 482/3, 572/1, 59, 72 ve 647 sayılı Yasanın 4.maddeleri uyarınca 1.635.606.000 TL. ağır para, 181.650.000 Tl. hafif para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Silifke Asliye Ceza Mahkemesinin 19.7.2004 tarihli kararının infazı sırasında duruşma açılarak yapılan değerlendirme sonucu görevliye sövme suçundan 5237 sayılı Yasanın sanık lehine bir düzenleme içermediği gerekçesiyle yeni bir hüküm kurulmasına yer olmadığına ve önceki hükümle verilen cezanın aynen infazına, kavgada silah çekme eyleminin, yeni yasada suç olarak düzenlenmediği anlaşıldığından önceki hükmün iptali ile sanık hakkında ceza tayinine yer olmadığına ve saldırgan sarhoşluk suçunun ise 5326 sayılı Kabahatler Yasası çerçevesinde değerlendirmesi gerektiği ileri sürülerek sanığın anılan Yasanın 35.maddesi gereğince 50 YTL. idari para cezası ile cezalandırılmasına dair Silifke 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.9.2005 günlü kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 27.6.2006 gün ve 29048 sayılı Yasa yararına bozma isteğini içeren Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.7.2006 gün ve 2006/154975 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü : Tebliğnamedeki " dosya kapsamına göre, mahkemece 5237 sayılı Kanun'un lehe hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla duruşma açılmasına karar verildiği halde, sanığın savunmasının alınması için yazılan talimat cevabı beklenmeden hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında, Sanığın kavgada korkutmak maksadıyla silah çekme suçunun 5237 sayılı Kanun'da düzenlenmediğinden bahisle bu suç yönünden önceki hükmün iptaline karar verilmiş ise de, bahse konu eylemin anılan Kanun'un 106.maddesi kapsamında bulunabileceği husususun nazara alınmamasında, 5237 sayılı Kanun'un hakaret suçunu düzenleyen 125/1.maddesinde hapis ve adli para cezalarının seçimlik olarak öngörüldüğü cihetle, adli para cezasının seçimi halinde anılan Kanun'un daha lehe olduğu gözetilmeden, önceki hükmün aynen infazına karar verilmesinde isabet görülmemiştir"denilmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 309.maddesinin 1.fıkrasında "Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir." hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz İncelenen dosyada, mahkemece, yokluğunda verilen uyarlama hükmünün sanığa tebliği için çıkarılan ilk bildirimin, gösterilen adreste Kesrik sokak bulunmaması ve muhatabın ismen tanınmaması nedeniyle yerine getirilemediği belirtilip merciine iade edildiği, ancak mahkemece aynı adrese çıkarılan ikinci tebligat işleminin, Tebligat Kanununun 35.maddesi uyarınca adresteki binanın kapsına yapıştırılarak gerçekleştirildiği görülmektedir. Yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesi açısından anılan tebliğin yasa ve yönteme uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin Tebligat Kanunun 35/2.maddesinde "Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tesp edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır." denilmektedir. Silifke Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 19.7.2004 tarihli ilk mahkumiyet kararı da aynı adrese tebliğe çıkarılmasına karşın ilgilisine tebliği gerçekleştirilememiş ve karar ancak Resmi Gazetede ilan edilip tebliğ işlemi tamamlandıktan sonra kesinleştirilebilmiştir. Para cezasını ödeme emri de Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı adrese gönderilmesine karşın mahalle muhtarlığınca Çilesiz Mahallesinde Kesrik Sokak bulunmadığı ve muhatabın ismen tanınmadığı gerekçesiyle posta dağıtıcısı tarafından merciine iade edildiği görülmektedir. Bu durumda mahkumiyet hükmünde değişiklik yargılamasına ilişkin hükmün, hükümlüye tebliğ işleminin tamamlanması zorunludur. Tüm bu açıklamalar karşısında, hükümlüye, gerçekte var olmayan bir adresteki binanın kapısına Tebligat kanunun 35.maddesine göre yapıştırılarak yapılan tebligatın hukuken geçersiz olduğunda kuşku yoktur. Yasa ve yönteme uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmadığından aleyhine yasa yararına bozma yoluna başvurulabilecek kesinleşmiş bir hükümden sözetmek de olanaksızdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE, 07.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.