11. Hukuk Dairesi 2009/1441 E. , 2010/7551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2006/759 - 2008/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/1441 E. , 2010/7551 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2006/759 - 2008/309 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin nakliyat sigortası poliçesi ile dava dışı SAI Otomotiv A.Ş.’nin İspanya’dan ithal ettiği plastik hammaddesi emtiasını sigortaladığını, emtianın taşıma işini davalıların müştereken üstlendiğini ve kara yolu ile yapılan taşıma sırasında emtiada hasar meydana geldiğini, eksper raporunda belirlenen 41.168,96 YTL tazminatı sigortalıya ödeyen müvekkilin TTK. 1301. madde uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, sigorta tazminatının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...A.Ş. vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, ayrıca 2003 yılında meydana gelen hasardan sonra da iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, acentelik ilişkisinin bulunmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı İntegral Ltd.Şti. vekili, davanın süresi içinde açılmadığını, CMR 32. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının yasaya uygun bir sigorta poliçesi düzenlemediğini ve bu nedenle rücu hakkının doğmadığını, sigortalının primin ilk taksitini ödemeden sigorta hasar bedelinin ödenmemesi gerektiğini, CMR 17. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı... Ltd.Şti. vekili, fiilen taşımaya katılmadıklarından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin Avusturya’dan Türkiye’ye taşımayı üstlenmiş ise de aktarmanın yapılacağı Avusturya’da hammaddelerin taşıma esnasında torbalarında dağılıp, etrafa saçıldığını ve kullanılmaz halde olduğu tespit edildiğinden taşıma yapmadığını, CMR 32. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, takip dosyasında itiraz dilekçelerinin davacıya tebliğ edilmediği ve itirazın öğrenildiğine dair kayıt bulunmadığından davanın İİK'nun 67/1. maddesinde öngörülen bir yıllık sürede açıldığının benimsendiği, icra takip tarihi itibariyle CMR 32. maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ...A.Ş.’nin taşıma işlemlerine dahil olması nedeniyle acente sıfatının bulunduğu, , hasarın yetersiz ambalaj ve istif hatasından kaynaklandığı ve bu durumun davalı taşıyıcılar tarafından basit bir muayene ile anlaşılabilecek bir sorun olmadığı, taşıma sırasında emtianın dorse içinde kayması ve yetersiz ambalaj nedeniyle ve herhangi bir kaza olmaksızın emtianın hasara uğraması olayında taşıyıcı davalılara yüklenecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat talebi ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. Sigortalı emtiaların taşıma sırasında hasarlandıkları, bu taşımanın uluslararası karayolu ile yapıldığı ve CMR hükümlerine tabi olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. CMR hükümlerine tabi taşımalarda taşıyıcının eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar meydana gelen hasar ve kayıplardan sorumlu olacağı esastır.Ancak, anılan konvansiyonun 17/4-b maddesinde ambalajlanmadıkları veya fena ambalajlandıkları zaman, mahiyetleri icabı fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması yahutta hatalı ambalajlanmış olması, c bendinde ise, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahsılar tarafından taşınması yüklenmesi, istif edilmesi veya boşaltılması hallerinde hasardan taşıyıcının sorumlu olmayacağı öngörülmüştür. Fakat, bu halde de taşıyıcının yükün sağlıklı taşınabilmesi için yükleme ve istiflemeye gerekli özeni gösterme, nezaret etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bahse konu yükümlülüğün ihlali,taşıyıcı bakımından kusur oluşturmaktadır. Taşınan emtianın ambalajlanması, araca yüklenme ve istiflenmesi gönderene ait ise de, yükün sağlıklı taşınabilmesi ve hasara uğramaması için taşıyıcının yükleme ve istiflemeyi gözetmesi hatalı bir yükleme varsa buna karşı çıkması ve yükün güvenli taşınabilmesi için gereken her türlü tedbiri alması gerekir. Somut olayda, bilirkişi raporunda hasarın yetersiz ambalajlama ve araç içinde uygun tertiplenmemesi sebebiyle taşıma sırasında yükün kayarak birbirine çarpması sonucu meydana geldiği ve 15/10/2003 tarihli survey raporunda da paletler arasında boşluk olduğu, yükü korumak için bağ yada başka bir metodun kullanılmadığı anlaşıldığına ve davalıların basiretli bir taşıyıcıdan beklenen bir davranışı da bulunmadığına göre, ambalajlama konusundaki hatadan davalıların sorumlu tutulmaları mümkün değil ise de, meydana gelen hasar nedeniyle istifleme bakımından taşıyıcıların gözetleme yükümlülüğü oranında müterafik kusurlu olduğu gözetilerek bu çerçeve dahilinde bir hüküm kurulmak gerekirken, istifleme hususunun uzmanlık gerektirdiği ve davalı taşıyıcıların bu uzmanlığa sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın reddi yerinde görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. Ayrıca, davalı... Uluslararası Nakliyat Ltd.Şti.’nin taşımanın Avusturya-Türkiye ayağını yapmayı üstlendiği, meydana gelen hasar nedeniyle malların satışının yapıldığı anlaşıldığından bu ayağın gerçekleştirilemediği, dolayısıyla sorumluluklarını bulunmadığı şeklindeki savunma karşısında, bu davalı yönünden fiilen taşıma yapıp yapmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik soruşturma yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.