3. Hukuk Dairesi 2024/2923 E. , 2025/2232 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1624 E., 2024/941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/72 E., 2022/194 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ile karşı davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikt…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2923 E. , 2025/2232 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1624 E., 2024/941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/72 E., 2022/194 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ile karşı davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkili ...'ın 4 yaşındaki oğullarının kolunun kırılması nedeniyle davalı hastaneye başvurduklarını, 28.10.2015 tarihinde davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ameliyat sonrası sıkıntıları olması üzerine tekrar davalı doktora gittiklerinde her şeyin normal olduğunu, kolunda bir sıkıntı olmadığını beyan ettiğini, bunun üzerine devlet hastanesine götürdüklerini, 15.07.2016 tarihinde çekilen röntgen sonucu ...'ın kemiklerinin yanlış kaynağının tespit edildiğini, davalı doktorun muayene sırasındaki şikayetleri dikkate almayıp gerekli özeni göstermediğini, müvekkillerinin büyük üzüntü ve elem yaşadıklarını, hastane, ilaç, yol gibi çeşitli masraflar yaparak maddi zarara uğradıklarını, yapılan yanlış ameliyat ve ihmal nedeniyle yeniden müvekkili ...'ın ameliyat olacağını ileri sürerek; şimdilik 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle, yapılacak ikinci ameliyattan sonra çalışma gücünün azalması veya çalışma gücünün kaybı nedeniyle şimdilik 100,00 TL, ... için 100.000,00 TL, annesi ve babası için ayrı ayrı 25.000,00'er TL manevi tazminatın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.500,00 TL ameliyat ücreti, 5.621,00 TL hastane masrafı olmak üzere toplam 9.121,00 TL tedavi giderinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. 2. Karşı davada davacı ... vekili; haksız açılan dava nedeniyle müvekkilinin mesleki itibarının kariyerinin, kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle şimdilik 10.00,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte karşı davacılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı hastane vekili; Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunu, davacı çocuğun 26.10.2015 tarihinde düşme sonucu devlet hastanesine götürüldüğünü, sağ humerus alt uç kırığı tespit edilerek uzun kol alçı atel uygulandığını, daha sonra müvekkili hastaneye getirildiğini, 27.10.2015 tarihinde ortopedi doktoru davalı doktor tarafından muayene edildiğini, parmakların ödemli, uç dolaşımı normal olduğunu, grafilerde sağ humerus distal ucunda deplase ve rotasyone medial epikondil kırığı bulunması nedeniyle 28.10.2015 tarihinde ameliyat edildiğini, 29.10.2015 tarihinde ameliyat sonrası grafilerinin çekildiğini, çocuğun yaşının çok küçük ve buna bağlı olarak çok yüksek remodelizasyon kapasitesi olacağı ve sorunsuz iyileşebileceği düşüncesiyle müdahale edilmediğini, ailesinin bu konuda bilgilendirildiğini, takiplerinin ortopedi polikliniğince yürütüldüğünü, 09.11.2015 tarihinde yapılan muayene sırasında dirsek grafisinin çekildiğini, bu grafi çekildikten sonrasa hekime tekrar getirilmesi ve sonraki kontrollerinin planlanması gerekirken küçüğün tekrar hekime getirilmediğini, hekimle irtibat kurulmadığını, müvekkili hastaneye başka şikayetler ile gelinilmesine rağmen kolunda rahatsızlık şikayeti ile gelinmediğini, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere ...'ın 15.07.2016 tarihine kadar ortopedi uzmanı tarafından muayene edilmediğinin belirtildiğini, müvekkil hastanede yapılan tedavide yanlışlık ve eksikliğin bulunmadığını, olası komplikasyonlar konusunda bilgi verilerek davacıların yazılı onamlarının alındığını, illiyet bağının bulunmadığını, müvekkili hastanenin herhangi bir kusur ve ihmali ve meydana geldiği söylenen zararla hekimin tedavi sürecindeki eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Asıl davada davalı ... vekili; davacı küçüğün ameliyatının zorlu ancak sorunsuz geçtiğini, ertesi gün grafileri çekilerek hastaneden taburcu edildiğini, davacılardan aydınlatılmış onamların alındığını, 10 gün sonra yaptığı kontroller sonucu çekilen dirsek grafilerinde kaynama dokusunun mevcut olduğunu, alçı atel ve k tellerinin durduğunu gözlemlendiğini, 3-4 hafta sonra gelmeleri gerektiği uyarısı yapılmasına rağmen ortopedi kliniğine başvurmadıklarını, çocuğun alçısının nerede ve nasıl çıkarıldığının bilinmediğini, davacıların ihmalleri sonucu çocuğun kırık sonrası komplikasyonlara maruz kaldığını, illiyet bağının bulunmadığını, tedavi boyunca yapması gereken her şeyi eksiksiz ve tam yaptığını, kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Karşı davada davalılar vekili; küçüğün alçı ve tellerinin çıkartılması için davalı hastaneye gidildiğini, davalı doktorun izinde olması nedeniyle ortopedi servis doktoru Muaffak Bağdatlı tarafından alçısının ve atelinin çıkarıldığını, alçı çıkarıldıktan sonra tekrar gelinmesi yönünde uyarı yapılmadığını, ihmallerinin bulunmadığını, davalı doktorun manevi tazminat talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, maddi tazminat neden istediğinin anlaşılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporlarında davalının seçtiği tedavi yöntemi ve aşamalarında gerekli titizliği gösterdiği, uygulanması gereken tedavinin uygulandığı, doktor tarafından uygulanan tedavinin yerinde olduğu, davalılara yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, doktoru çalıştıran hastanenin de bu nedenle bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise davacı tarafça uğranılan zararı ispata yönelik delil sunulmadığı gibi davalıların Anayasa'dan kaynaklanan dava açma haklarını kullandıkları, davalıların kötüniyetli hareket ettiklerinin kabul edilemeyeceği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve karşı davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının haksız ve mesnetsiz olduğunu, hükme esas alınan raporun eksik ve yetersiz olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkillerinin onamının alınıp alınmadığını, komplikasyonlar yönünden bilgi verilip verilmediği, doktorun özen borcuna aykırı davranıp davranmadığı hususunda değerlendirme yapılmadığını, kırık kolundaki tellerin çıkarılması için davalı doktora götürülmediği iddiasının doğru olmadığını, tanık delillerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek, asıl davaya ilişkin kararın bozulmasını istemiştir. 2. Karşı davada davacı ... vekili; müvekkilinin davacıların ithamından çok etkilendiğini, asıl iddiaların müvekkilinin mesleki itibarını, kariyerini, aile yaşantısını ve sosyal yaşantısını olumsuz etkilediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, karşı davaya ilişkin kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada; davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut olayda, davacılar ile davalı doktor ve özel hastane arasındaki ilişki vekalet akdi niteliğindedir ve Dairemizin öteden beri değişmeyen uygulaması da bu yöndedir. Vekalet akdi ise 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun kapsamına alınmış olup, 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davalarda, Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Nitekim bu husus 6502 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesiyle çözüme bağlanmış durumdadır. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak olmaz. O halde Mahkemece, müstakil Tüketici Mahkemesi var ise davaya bakmakla Tüketici Mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, müstakil Tüketici Mahkemesi yok ise ara kararı ile uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmasına karar verilmek suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekirken, yazılı şekilde davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, iş bu karara karşı davacılar vekili ve karşı davada davacı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Bozma nedenine göre davacılar vekili ve karşı davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre, davacılar vekili ve karşı davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.