T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1053 - 2026/601 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1053 KARAR NO : 2026/601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :...Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :... NUMARASI :... Esas, ... Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Ci…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1053 - 2026/601 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1053 KARAR NO : 2026/601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :...Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ :... NUMARASI :... Esas, ... Karar DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... günü saat ... sıralarında ... Bulvarı ... istikameti ... ... önünde .. Belediyesi ... Müdürlüğünce yaş meyve sebze taşıyan yüklü kamyonların yapılan kontrolleri sırasında sebze yüklü ve şüpheli ...'nın sevk ve idaresinde bulunan mercedes marka ... plakalı kamyonun durdurulduğu ve burada gerekli kontroller yapılırken Kemer istikametinden gelen ve sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın yol kenarında durmakta olan kamyona arkadan çarpması neticesinde çift taraflı, yaralanmalı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen bu trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü konumunda bulunan ...' ın vefat ettiğini, bu kazanın oluşumunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kusurlu olduğu tespit edildiğini, müteveffa ... ... doğumlu olup, kaza tarihinde 39 yaşında olduğunu, meydana gelen kazada ...'ın vefat etmesi nedeniyle davacı anne ... ve çocukları ... ile ...destekten yoksun kaldığını, trafik kazasında ...'ın vefat etmesi nedeniyle, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre destekten yoksun kalan anne ... ve müteveffanın çocukları ... ile ...için tazminat tutarı belirlenerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak maddi tazminatın, ... yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsiline, davalıdan alınarak, davacılara ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... tarafından, aynı taleple Sigorta Tahkim Komisyonunun ...E.... E. nolu dosyası ile müvekkil şirket davalı gösterilerek dava açıldığını, ilgili dosya karara çıkmışsa da verilen karara karşı temyiz yolu da açık olduğundan, davacı tarafın temyize başvuru yapıp yapmadığı hususu belirli olmadığından henüz kesinleşmiş bir karardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacıların talepleri zamanaşımına uğramış olduğundan da davaların reddi gerektiğini, davacı tarafın desteği kendi ölümüne sebebiyet verdiğini, işbu nedenle Ceza Hukuku anlamında suç unsuru bulunmadığını, bu sebeple 2 yıllık zamanaşımı dolmuş olup davanın reddi gerektiğini, müteveffa dava konusu sigortalı aracın sürücüsü olmakla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun içtihadı ile değiştirmiş olduğu görüşü doğrultusunda kendi kusuru ile vefat eden sürücünün zararından işletenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkil sigorta şirketi konu poliçe ile işletenin sorumluluğunu teminat altına almış olduğundan işletenin sorumlu olmadığı bir hususta sorumlu tutulamayacağı gözetilerek işbu davanın tümden reddi gerektiğini beyan ederek davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Davanın kabulüne, a)Davacılardan ... için 67.176,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b)Davacılardan ... için 580,33 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Davacılardan ...için 2.720,76 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın zamanaşımı nedeni ile de reddi gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklik ile davaya konu olay sebebiyle ileri sürülecek tazminat taleplerinin trafik poliçesi teminatı kapsamından çıkarıldığını bu nedenle davanın reddi gerekirken kabul edildiğini, kanun değişikliği sonrası yapılan başvurunun kanuni dayanağının bulunmadığını bu nedenle söz konusu kararın bozulması gerektiğini, davacının tazminat hakkı doğduğu kabul edilse dahi alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeni ile davanın reddinin gerektiğini, üçüncü kişi konumunda olmayan sigortalı araç sürücüsü müteveffanın %100 kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini ve taleplerin teminat dışı olduğunu, mütevefanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi taktirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, tazminat tutarına ... tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabulünün haksız olduğunu, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerekmekle birlikte dava öncesi temerrüt söz konusu olmadığından faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek mahkemece verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin kesin hükmün varlığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, davacılar tarafından aynı taleple Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapılmış olduğunu, başvurunun reddine karar verildiğini, kararın kesinleşmesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, buna ilişkin her aşamada yapılan itirazların mahkemesince değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamı incelendiğinde, başvuran tarafça başvuru konusu uyuşmazlığa ilişkin olmak üzere, işbu başvuru ikame edilmeden önce destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile ...tarihinde aynı talep ve istemlerle ....E... sayılı tahkim başvurusu yapıldığı, talebin esastan reddine karar verildiği, İtiraz Hakem Heyetinin...- .../İHK-... tarih ve sayılı kararında ise başvurunun "usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle davacının davasının usulden reddine" karar verildiği, başvuran kanun yolu açık olarak verilen ... - .../İHK-... tarih ve sayılı karara karşı süresi içerisinde temyiz başvurusu yapılmadan kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekilince İtiraz Hakem Heyetinin kararının kesin hüküm oluşturduğu ileri sürülmüşse de kararın "usulüne uygun başvuru yapılmamış olması nedeniyle davacının davasının usulden reddine" şeklinde verilmiş olduğu, kararın esasa ilişkin olmadığı, bu nedenle kesin hüküm teşkil etmediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinafının incelenmesinde: Davaya konu kaza ... tarihinde meydana gelmiş, Dava ... tarihinde açılmıştır. Türk Borçlar kanunun 72. Maddesine göre zarara sebebiyet veren eylemin aynı zamanda suç olarak düzenlenmiş olması halinde, Borçlar kanunundaki zaman aşımı süreleri değil, Türk Ceza kanununda bu eylem için düzenlenmiş zamanaşımı süreleri uygulanacaktır. Türk Ceza Kanunun 85. Maddesinde taksirle ölüme sebebiyet verme suçunun cezasında üst sınır 6 yıldır. Türk Ceza Kanunun 66. Maddesinde ise, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl zaman aşımı süresi öngörülmüştür. Bu şartlarda hukuk mahkemesinde dava açılması için zaman aşımı süresi 15 yıldır. Davacı kaza tarihinden itibaren 15 yıl içinde dava açtığına göre davalı tarafın zamanaşımına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin kazanın poliçe kapsamında olmadığına yönelik istinafının incelenmesinde: Davalı vekili zararı doğuran olaya kendi kusuruyla sebebiyet veren kişinin veya onun halefi olarak mirasçılarının tazminat talep hakkı olmadığını savunmuştur. Borçlar kanunumuzun 49. Maddesinde, genel olarak kusur sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu halde, kazada vefat eden kişinin mirasçılarının 3. Kişi durumunda olup olmadıklarının tartışılması gerekmektedir. Olayımızda zararı doğuran olay trafik kazasının meydana gelmesidir. Kazaya karışan ...'ın zarara sebebiyet veren olayın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bir kişinin kendisinin sebebiyet verdiği, kusurlu olduğu olayda, (hiç kimse kendi kusurundan fayda temin edemez kuralı gereği) sigorta şirketinden bir tazminat talep edemeyeceği açıktır. Davacılar ...'ın mirasçılarıdırlar. ...'ın mirasçıları-halefi olarak dava açmışlardır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu .../...-... E ... K sayılı hükmü ile destekten yoksun kalma tazminatlarında, kazaya sebebiyet veren kişinin kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Olayımızda vefat eden ... kazada % 100 kusurlu ise de bu karardan sonra, bu kararın da tartışıldığı Yargıtay 4 Hukuk Dairesi .../... E .../... K sayılı kararının dikkate alınması gerekmektedir. Kaza tarihi 2007 olup davalının sorumluluğu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenmeyecektir. Kaza ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan ve yukarıda açıklanan Yasa ve Genel Şartlar hükümleri ve konuya ilişkin Yargıtayın yerleşiklik kazanan içtihatlarına göre; davacıların murisinin kusurundan bağımsız olarak, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla talep ettiği tazminatı zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilindeki zararları karşılamakla yükümlü olduğu, davacıların talebinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı, dolayısıyla, davacıların davalı şirketinden destek tazminatı talep etme hakkı bulunduğu, sonuç olarak dava konusu kaza tarihi ve kaza yapan aracın sigorta poliçesinin düzenlenme tarihi ... tarihli genel şartlardan önce olup, Yargıtay’ın yerleşik kararları gereği davacılar, müteveffanın mirasçısı sıfatıyla değil 3. Kişi sıfatıyla davalı sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunabileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Aktüerya hesabına ilişkin istinaf başvurularının değerlendirilmesinde; Hükme esas alınan aktüer raporunun Anayasa Mahkemesinin .../...-.../... Esas-Karar sayılı ... günlü kararı, Danıştay 8. Dairesinin .../... sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, desteğin geliri yönünden asgari ücretin esas alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin aktüerya raporuna yönelik istinafı yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Buna göre uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Dosyamız yönünden, sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Buna göre davacıların davalı sigorta şirketine başvurunun ... tarihinde tebliğ edildiği, sonrasındaki 9. iş gününün ... olduğu ve bu tarihin faiz başlangıç tarihi olduğu anlaşıldığından belirtilen tarihten itibaren faize hükmedilmiş olması yerindedir. Davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun da reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.814,31-TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 1.203,60-TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 3.610,71-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.24.02.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.